4 Eylül 2015 Cuma

Bankacılık Hikayeleri - 9 - Doğrudan Borçlandırma Sistemi (DBS)


Merhaba sevgili okurlar,

Bugün sizlere bankaların çokça çalıştığı bir konu olan doğrudan borçlandırma sistemi (DBS) üzerine bazı anılarımı paylaşmak istiyorum. Bildiğiniz gibi doğrudan borçlandırma sisteminde süreç şu şekilde işliyor:

Bir malı satan firma (ana firma diyelim) alıcılara (bayi diyelim) bankanıza gidip hesap açın ve kredi çalışması yaptırın diyor

Bayiler bankaya gidip gerekli evrakları verip kredi çalışması yaptırıyorlar. Bu durumda bazılarına kredi limiti çıkıyor. Bazılarına çıkmıyor.

Bu limitler genellikle ana firma ile paylaşılıyor. Ana firma faturaları bankanın kendisine sağladığı sistemden giriyor.

Bu faturalar kredi limitine ulaşana kadar banka bunların bedellerini ana firmaya ödüyor. Daha sonra da bayilere tanımladığı fiyattan ve taksit sayısından bunları vadelendiriyor.

Bayiler de bu taksitleri zamanında ödüyorlar.

Hikâye de şu şekilde; Bir bankanın pazarlama müdürü XYZ firması ile DBS anlaşması yapmıştır. Bu sebeple bayilerinin listesini ana firmadan almış ve bunları ilgili şubelere gönderip söz konusu bayilere limit çalışması yapılmasını istemiştir. Aradan 1 ay kadar zaman geçmesine rağmen halen limit çalışması yapılan bir bayi yoktur. Bu durum pazarlama müdürünün canını sıkmaya başlamıştır. Bunun üzerine listelerin gönderildiği bir şubeyi arar:

Pazarlama müdürü: “Müdür bey günaydın”

Şube Müdürü: “Ooo müdürüm günaydın, nasıl yardımcı olabilirim?”

“1 ay kadar önce size bazı firma isimleri göndermiştik. Bunlara limit çalışması yapılması gerekiyordu. Fakat ekranlardan baktığımız kadarıyla bunların hiçbirine limit çalışması yapılmamış.”

“Evet, o listeler bana ulaştı. Fakat biz firmaları ziyaret ettik. O çalışmayı da tamamladık”

“Tamamladınız mı, hiçbir firmaya limit açılmamış, nasıl olur?”

“Evet tamamladık ama hiçbir firma limit açılması için yeterli görünmedi”

“Nasıl yani bir tek firma bile mi?”

“Evet maalesef”

“Nasıl olur, bu firmaların listesini ana firmadan almıştık, bize bunlara hızlıca çalışma yapılabileceğini belirtmişlerdir, neyse teşekkür ederim.”

Pazarlama müdürü durumdan iyice hoşnutsuz olmuştur. Bunun üzerine başka bir şubeyi arar:

Pazarlama müdürü: “Müdür bey merhaba”

Şube Müdürü: “Günaydın müdür bey, nasıl yardımcı olabilirim?”

“Geçenlerde size firma listeleri göndermiştik, ama henüz kredi limiti açılan firma göremedik, sebebi nedir acaba?”

“Evet doğrudur, biz bu listeler ile firmalara gittik. Firmaların bir kısmı kredi limitini hak edecek mali veriye sahip değiller. Diğer kısmı da bu tarz bir çalışma olduğunu öğrenince çok kızdı”

“Kızdı mı? Neden?”

“Ana firma ile uzun zamandır çalıştıklarını, ödemelerinde ara ara problem yaşadıklarında ana firmanın bunu tolere ettiğini ama bu şekilde bir çalışma ile bu tarz bir toleransa sahip olmayacaklarını ifade ettiler”

“Evet, doğru bu…”

“O sebeple ana firmanın kendileri ile çalışmak istemediğine bile yordular.”

Pazarlama müdürü şaşkındır. Daha sonra aradığı birkaç şube de benzer şeyler söylemiştir.

DBS çok güzel bir sistem olabilir. Böylece risk tamamen banka üzerine kaymakta ve ana firma tahsilatlarla, çek-senetlerle uğraşmamaktadır. Banka için oldukça güzel bir sistemdir zira bir kredinin tüm operasyonel işleri ana firmaya transfer edilmekte ve banka tabiri caizse oturduğu yerden yaptığı kredi kullandırımları ile aldığı komisyonları izlemektedir. Ayrıca ana firmanın cari hesabındaki maliyetsiz bakiyeler de cabasıdır. Firma için iyi bir şeydir çünkü kredi limitine kadar malları temin edeceği neredeyse kesindir. Bu şekilde üretim süreçlerine ara vermek zoruda kalmaz.

Öbür taraftan bayiler için bazı olumsuzlukları vardır, şöyle ki; bayiler yıllardır çalıştıkları ana firmaya zaman zaman nazlarının geçebildiğini ödemelerde gecikmeleri durumunda bunu ana firmanın tolere edebildiğini bilmektedirler. Bu sebeple araya bir banka koyup kendilerini zor duruma düşürmek istememektedirler. Ana firma için tehditleri vardır zira iyi müşterilerini bu tarz bir sisteme zorlamak bu firmalarda “acaba beni eskisi kadar değerli görmüyor mu? Bana güvenmiyor mu?” algısını yerleştirebilir. İşte yaşanan bu olayda da bu tarz bir risk gerçekleşmiş gibi görünmektedir.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder