19 Kasım 2016 Cumartesi

Bankacılık Hikayeleri -20- Kriz Zamanlarında Bankacılık

Merhaba sevgili okurlar,

Bugün sizlere kriz zamanında bir bankacının karşılaşabileceği bazı durumları yazmak istiyorum. Özellikle iç veya dış, ekonomik veya siyasi, jeolojik veya meteorolojik bir çok etkene oldukça açık olan, bu sebeplerle de sürekli istim üzerinde olan bir ülkede yaşadığımız için sanıyorum kriz zamanlarında bir bankacının başına neler gelir sorusu her zaman merak edilir olmuştur.

Öncelikle kriz zamanlarında bir bankanın nasıl hareket ettiğinden ziyade ileride oluşabilecek bir krizden önce bugünden bir banka neler yapıyor ona bakmak daha mantıklı olurdu. Fakat bu yazımın konusu o değil.

Bilindiği gibi kriz zamanlarında müşterilerde bir stres birikmektedir. Bu stres öyle bir hale gelir ki paralarını kurtarma içgüdüsü ile o zamana kadar o bankada ne kazandıklarına bakmaksızın, paralarının vadelerini bile beklemeden mevduatlarını çekmeye çalışırlar. Bir müşteri, iki müşteri derken bu iş büyümeye başlar. Eğer banka bu para çekme taleplerine yanıt veremez, para çekimi için bazı kısıtlamalar koyar (ATM limitlerini düşürmek gibi) veya ileriki bir güne randevu vermeye başlarsa, hatta daha da kötüsü vadesinden önce paranızı veremem gibi ifadeler kurarsa bu konu kulaktan kulağa yayılır ve sonunda bankaya büyük bir müşteri akını başlar. 

Bu tarz bir ortamda insanların paralarını hiç bir tereddüte mahal vermeksizin, en kısa zamanda ödemek gerekir. Kriz dönemleri göstermiştir ki müşteriler paralarını özel bankalardan çekip kamu bankalarına götürmektedir. Bu konu bu sebeple özel bankalar için daha da önemli hale gelmektedir. 

Bununla ilgili aklıma gelen şu olayları anlatmadan geçemeyeceğim. 2001 krizi zamanları herkes endişeli şekilde bankalardaki paralarını almaya gidiyor. O zamanın küçük ama şimdilerde orta büyüklükte olan özel bir bankaya müşterinin teki gelir ve parasını çekmek ister. Şube müdürü bunu yapabileceğini ama yapması durumunda vadesinin bozulacağını ve elde ettiği getiriden olacağını ifade eder. Müşteri ısrar eder, bunun üzerine kasadaki paralar getirilir ve adamın önüne konulur. Müşteri bunları görünce sorar "bunlar benim paralarım mı?" şube müdürü "evet sizin paranız"diye karşılık verir. Adam emin olamaz ve "ben şimdi bunları alıp gidebilir miyim?" Diye sorar. Şube müdürü "elbette" diye karşılık verince, adam çok ilginç bir şey yapar ve paraların kendi hesabına tekrar yatırılmasını ister. Bunun üzerine şube müdürü en baştan hesap açmaları gerektiğini ifade eder. Adam bunun önemli olmadığını söyler ve yeni bir vadeli hesap açar.

Bir başka örnekte de yine bir müşteri şubeye gelip parasını çekmek ister, o özel bankada parası kendisine çok kısa zamanda ödenir. Daha sonra müşteri hemen yan taraftaki bir kamu bankasına gider. Bu kamu bankasına parayı yatırır, 2 gün sonra bu paranın bir kısmına ihtiyacı olur ve bankaya parayı çekmek istediğini söyleyince 4 gün sonraya gün verilir. Müşteri bundan çok rahatsız olur, 4 gün sonra parasının tamamını ister ve ilk bankasına geri götürür. 

Bir başka örnekte de müşteri bankayı arar ve bir kısım parasını hemen çekip çekemeyeceğini sorar. Şube müdürü isterse tamamını hemen verebileceğini belirtir. Bunun üzerine müşteri teşekkür eder ama hiç para çekmez. 

İşte sevgili dostlar kriz ortamlarında bir bankacı böyle rahat olmalıdır. Bu rahatlık gerçi bankasının duruşu ile de alakalıdır. Bankanın yapısı zaten buna uygunsa şube çalışanlarına düşen bankanın ne kadar sağlam olduğunu belirtircesine müşteri taleplerine en kısa zamanda karşılık vermektir. 

İyi günler diliyorum 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder