1 Şubat 2015 Pazar

Gençlerin Kariyerlerinde Hata Yaptıkları 3 Önemli Nokta


Kıymetli okuyucular merhaba, bugünkü yazımda da gençlere tavsiyelere başka bir boyutta devam edeyim istedim. Tavsiye almayı toplum olarak pek sevmeyiz ama ben yine de sizlerin sabrına sığınıp iki satır daha karalayayım dedim. Umarım faydalı olur. Aslında burada yazdıklarım 15 yıllık çalışma hayatımda çevremdekilerin hatalarından çıkarttığım derslerdir. Bir anlamda ben bunların hata olduğunu gördüm siz yapmayın demek istiyorum.

Evet, gençlerde gördüğüm ve kariyerleri boyunca en fazla yaptıklarını düşündüğüm hatalardan ilki yaptıkları işin iletişimini yapmamalarıdır. Burada bir insanın yaptığı her işi yöneticisinin gözüne sokmasından bahsetmiyorum. Ayrıca başkalarının yaptığı işleri kendi yapmış gibi göstermesinden hiç bahsetmiyorum. Bu zaten en hafif tabiri ile sahtekârlıktır. Benim burada anlatmaya çalıştığım ise önemli işleri siz yaptıysanız bunun arkasında da en fazla siz durun. Bir sunum yapıldığında sunumu ben yapamam demeyin, ben insanları proje hakkında ikna edemem diye geri çekilmeyin. Eğer bu iş sizin işinizse siz savunun, ama diğer insanların ufak da olsa katkıları varsa bunları da söylemekten kesinlikle geri durmayın. Sonunda hem projenin asıl sahibi olarak hem de diğer takım üyelerine sahip çıkan biri olarak siz onore edileceksiniz.

En fazla tanıklık ettiğim ikinci hata ise gençlerin kişisel yargılarını profesyonel iş hayatlarının önüne geçirmeleridir. Bazı gençlerin çalışmak zorunda oldukları başka bir birimde yer alan bir çalışan ile anlaşamamalarından dolayı bu çalışan ile aynı ortama girmeme, aynı toplantıya katılmama gibi tavırlar aldıklarını gözlemlemişimdir. Bu davranışlar çocukluk çağında yaptığımız küsme davranışının günümüze uyarlanmış hali gibidir. Oysa çocukken elimizde olan bazı özgürlükler artık burada geçerli değildir. Eskiden çoğunlukla arkadaşlarımızı kendimiz seçerken artık birileri kiminle birlikte olmamız gerektiğine karar veriyor ve bizim burada çok sınırlı etkimiz oluyor. Burada gençlerin yapmaları gereken ise, zor insan olarak tanımlayabileceğimiz bu insanlar ile iletişim kurmanın yollarını öğrenmeleridir. Evet, eskiden arkamızı dönüp gidebilirdik ama bu artık mümkün değil, artık iletişim kurmak zorundayız. Bu zor mu evet kesinlikle zor. Fakat sonuçlarını düşünün, kendinize olan saygınız ve güveniniz artmayacak mı?

Üçüncü hata ise yöneticileri beklediği gibi çıkmayan çalışanların yöneticisinin her davranışını olumsuz algılamalarıdır. Öncelikle, bence, kötü niyetli yönetici sayısı oldukça azdır. Özellikle astları ile çalışmayı başaramayan yöneticiler vardır. Bu varsayımdan hareket edersek aslında yöneticilerin önemli bir kısmı iyi niyetlidir. Astları ile çalışmayı (henüz) başaramayan yöneticiler iyi niyetini çalışanlarına anlatamamış, onlar ile dost olamamış, onları birimin veya kurumun hedefine yeterince yönlendirememişlerdir diyebilirim. Bunu başarmaları için onları dinlemeleri, anlamaları, sadece iyi günlerinde değil kötü günlerinde de çalışanlarının yanında olduklarını sözle değil fiilen göstermelidirler. Bunlar olmasa bile, yani yönetici bunları yapmayı başaramasa bile çalışan yine de ortamın negatifliğinden kurtulmalı ve kendi üzerine düşeni yapmalıdır. Eskiden duyduğum ve çok doğru olduğunu düşündüğüm güzel bir söz var. O da “kötü yönetici iyi yönetici yapar” sözüdür. Kariyerimin ilk zamanlarında bu sözün ne kadar doğru olduğunu hemen anlamıştım. Bence yöneticisinin kötü davranışları, kötü uygulamaları, yanlış kararları olduğunu düşünen bir çalışan bu konuda yöneticisinin bu davranışlarını irdelemeli, nerelerde yanlış yaptığını anlamalı, bunları objektif değerlendirebilmelidir. Kişisel yargılarından emin olamıyorsa bu konuda deneyimli insanlardan destek almalıdır. Eğer bunları yapmazsa o çalışma ortamı kendisine zehir olacaktır. Sabah giderken ayakları ters giderken akşam erkenden evinin yolunu tutmaya çalışacaktır. Ama iş çalışanda, daha doğrusu olayı nasıl algılaması gerektiğinde bitmektedir.
Evet değerli arkadaşlar, bugün sizlerle önemli gördüğüm üç kritik hatayı paylaşmaya çalıştım. Buradan da anlaşılabileceği gibi değiştirebileceğiniz çok şey var. Bunların her birini bir kriz ama öbür taraftan da bir fırsat olarak görebilirsiniz. Nasıl baktığınız nasıl sonuç alacağınızı etkileyecektir. Demedi demeyin…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder