29 Aralık 2012 Cumartesi

Türkiye Ekonomisi'nde 1980-1989 Arası Ekonomik Gelişmeler

1980 yılında ülkemizdeki enflasyon oranının ilk kez 1946’dan sonra %100’ün üzerine çıkması (%107,2 olarak gerçekleşmiştir[1]) ve büyüme oranının negatif değer alması ekonominin gidişatı açısından olumsuz sinyaller vermeye başlamıştı. Bunun yanında yaşanan döviz darlığı Kasım 1979’da petrolün 24 dolara çıkmasıyla daha da büyümüş ve bunun sonucunda:
  • Yatırımlar ertelenmiş
  • Üretim darlığı oluşmuş
  • Mal kıtlıkları, karaborsa ve uzun kuyruklar meydana gelmiştir.
Bu ortam dahilinde yürürlüğe sokulan 24 Ocak 1980 tarihli İstikrar Tedbirleri, ithal ikameci bir politika yerine ihracata yönelik bir ekonomik programı desteklemiştir. Bu kararlar aşağıdaki şekilde sıralanabilir:[2]
·         Para arzının kısılması ve serbest faize geçilmesi,
·         TL’nin devalüe edilmesi,
·         Kamu harcamalarının kısılması,
·         Bütçe açığının azaltılması,
·         KİT ürünlerine açıklarını kapatmak için zam yapma yetkisinin verilmesi,
·         Sübvansiyonların asgariye indirilmesi,
·         Esnek kur ve günlük döviz uygulamasına geçilmesi,
·         Yabancı sermaye girişini hızlandıracak önlemlerin alınması,
·         İhracatın mali açıdan desteklenmesi.

24 Ocak kararlarının kısa vadede sonuçları incelendiğinde, enflasyon oranlarının 1981’de %36,7’ye, 1982’de ise %25,3’e gerilemiş olduğu görülmektedir. Bunun dışında da ilk üç yıl içerisinde aşağıdaki sonuçlar alınmaya başlanmıştır:[3]
·         Mevduata reel faiz ilk kez 1981 yılının üçüncü çeyreğinde verilmeye başlanmış, kısa sürede faiz yarışı başlamıştır.
·         Küçük bankalar yükümlülüklerini yerine getirmek amacıyla faizlerini daha da yüksek seviyelere çekmek zorunda kalmışlardır. Bazı büyük bankaların da faiz yükseltme yarışına katılması 1982 yılında faizlerin daha da artmasıyla sonuçlanmıştır.
·         1982 yılında Hisarbank’ın 1 yıllık mevduata yüzde 80 faiz önermesiyle yeni bir dönem başlamıştır. Enflasyonun yüzde 30’lar düzeyinde olduğu böyle bir ortamda uygulanan söz konusu faiz, hükümet yetkilileri ile bankaların bir araya gelmesini gerekli kılmıştır.
·         Bankalar ortak faiz uygulamaları konusunda zorlanmışlar ve anlaşmaya uyulmaması durumunda çeşitli yaptırımların uygulamaya konulması gündeme gelmiştir.
·         Mali sistemin derinliğine bakıldığında ise bu dönemde sistemin toplam finansal varlıklarının GSMH’ye oranı 1980’de yüzde 15,6 iken 1982 yılı sonunda yüzde 23,1’e yükselmiştir. Bunun temel nedeni yüksek reel faizle açılan kredilerin dönmeyen kısımlarına tekrar kredi açılmasının mali sistemi büyütmesidir.
·         İstikrarsız bir ekonomik ortamdan göreli olarak istikrarlı bir döneme geçilmesine rağmen bankaların etkin bir şekilde denetlenmemesi (veya denetlenmek istenmemesi) bankaların batışına ve faizlerin tekrar Merkez Bankası tarafından kontrol edildiği bir dönemin başlamasına neden olmuştur.

1982 yılına kadar olan gelişmelerden de anlaşılabileceği gibi ilk iki yıl mali serbestleşme açısından başarılı olmamıştır. Bu dönemde kredi faiz oranlarında artış yaşandığı gibi kredi kullandırımlarında da artışlar yaşanmıştır. Bunun iki ayrı sebebi mevcuttur. Birincisi, müşterinin batmak üzere iken son ümit olarak kredi almaya çalışması; ikincisi ise kredi aldığı bankanın batacağına inanmasıdır.

Yaşanan bu geçiş döneminden sonra, sınırlı bir mevduat sigortası sistemi 1983 yılı içerisinde hayata geçirilmiştir. 22.07.1983 tarihinde yürürlüğe giren Bankalar Hakkında 70 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu” kurulmuştur. Fonu idare ve temsil etme görevi ilgili Bakanlıkça hazırlanacak bir yönetmelikle Merkez Bankası’na verilmiştir.[4] Bu düzenleme ile 1982 sonrasında bankacılık sisteminin daha işler hale geleceği varsayılmıştır.

1982 yılından sonra 1989 yılına kadar yaşanan ve genel ekonomi ile bankacılık sektörünü etkileyen başlıca gelişmeler aşağıda özetlenmiştir:
  • Mevduat faizi gelirinden elde edilen stopaj vergileri 1983 ve 1984 yıllarında düşürülmüştür.
  • 1983’de Bankalar Yasası’na yapılan ilave ile Bakanlar Kurulu’na geri dönmeyen krediler konusunda yetki verilmiştir. Bu yasaya dayanarak 1985 yılında çıkarılan kararnamede, bankaların gecikmiş alacaklarına karşılık olması amacıyla ihtiyati karşılık ayırma zorunluluğu getirilmiştir. Aynı zamanda bankaların verdikleri kredilerin bir bölümü kadar da rezerv tutma mecburiyetleri bulunmaktadır.
  • Sermaye Piyasası Kurulu 1983 yılında görevine başlamıştır.
  • 1984 yılında yurtiçinde ikamet edenlere döviz taşıma, ticari bankalarda döviz cinsinden hesap açtırma, nakit döviz çekme ve yurtdışına transfer etme olanağı sağlanmıştır.
  • 1984-1985 yılları arasında, kısa vadeli faizlerin enflasyon artışı üzerindeki etkisi düşünülerek enflasyonist beklentilerin kırılması amacıyla, 3 aylık mevduat faizinin getirisi, diğer vadelerde tutulan mevduatın getirisinin üzerinde tutulmuştur.
  • 1986 yılında zorunlu karşılık oranları azaltılmıştır. 1980 yılında % 22 olan efektif munzam karşılık oranı, 1986 yılında % 15 düzeyine gerilemiştir. 1985 yılında munzam karşılıklara faiz ödenmesine son verilmiş ve döviz tevdiat hesaplarına zorunlu karşılık uygulaması başlatılmıştır.
  • 1986 yılı Merkez Bankası bünyesinde piyasaların oluşturulmaya başlandığı yıl olmuştur. 1986 Mart ayında Bankalararası Para Piyasası (Interbank) , 1987 Şubat ayında Açık Piyasa İşlemleri, 1988 yılının Ağustos ayında Döviz-Efektif Piyasası, 1989 Nisan ayında ise Altın Piyasası kurulmuştur.
  • 1986 yılından başlamak üzere Türkiye’deki tüm bankaların Tek Düzen Hesap Planına dahil olmaları gerekli görülmüştür.
  • Bankaların denetiminin arttırılması amacıyla 1986 yılında Merkez Bankası’nda “Bankaları Gözetim Müdürlüğü” kurulmuştur.
  • Bankaların daha etkin denetimi amacıyla bağımsız denetimden geçme uygulaması ise 1987 tarihinde başlamıştır
  • Düşük enflasyon oranlarına paralel olarak 1986 yılından başlamak üzere faiz oranları kademeli olarak düşürülmüştür. 1988 Şubat ayında ise TL’den kaçışı durdurmak ve enflasyonu kontrol altına almak amacıyla faiz oranları tekrar yükseltilmiştir.
  • Ancak faizlerin kontrolsüz yükselişi, Merkez Bankası’nın piyasalara müdahalesini tekrar gerekli kılmıştır. Merkez Bankası bu defa faizlere üst limit getirmiş, bankalardan ileriye dönük faiz oranlarını açıklamaları beklenmiştir.
Yukarıda 1980 – 1989 arası dönemde yaşanan başlıca gelişmelerden maddeler halinde bahsedilmiştir. Bu dönemdeki en büyük gelişmelerden birisi 1985 tarihli 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun yürürlüğe sokulmasıdır. “Tasarrufları korumak ve ekonomik kalkınmanın gereklerine göre kullanılmalarını sağlamak üzere bankaların kuruluşunu, yönetimini, çalışma esaslarını, devir, birleşme ve tasfiyeleri ile denetlenmelerini düzenlemek”[5] amacıyla yürürlüğe sokulan bu kanun, ilerleyen dönemlerde yapılan değişikliklere temel teşkil etmesi ve bankacılık yeni bir çerçeveye sokulmaya çalışılmıştır.

1980 – 1989 dönemine genel olarak bakıldığında zor bir dönemden geçmiş olan, siyasi istikrarsızlıktan çıkmaya çalışan, demokratik düzene geçmeye gayret eden ülkemizin ekonomik olarak kalkınma çabaları görünmektedir. Fakat yapılan çalışmalar ve düzenlemeler çoğu kez başarı getirmemiş ve anlık önlemler peşinde koşulmuştur. Birçok önlem (faizlerin serbest bırakılmasından 6 yıl sonra TCMB’nin denetiminin başlaması gibi) çok geç alınmış, yapılan birçok düzenleme de 1-2 yıl içerisinde yürürlükten kaldırılmıştır (1986 yılından sonra faiz oranlarının düşürülmeye başlamasından iki yıl sonra enflasyonist baskılar sonucu 1988 yılında faizlerin tekrar dalgalanmaya bırakılması gibi).

1980 sonrası uygulanan bu değişim politikaları her ne kadar istenilen düzeyde başarı getirmese de finansal liberalizasyona geçişi hızlandırmış, Türk bankaları da operasyonlarını süratle modernize etmeye başlamışlardır. Sektörel yenilikler ve hukuki düzenlemeler Türk bankacılığı için yeni olanaklar yaratmaya başlamış, sektör kendi iç dinamiklerinin yol açtığı rekabetçi bir piyasa ortamına girmiştir.


[1] Esenay Aydoğan, 1980’den günümüze Türkiye’de enflasyon serüveni, Celal Bayar Üniversitesi, yönetim ve Ekonomi Dergisi, 2004, cilt: 11, sayı :1, sayfa 91
[2] Erişah Arıcan, Gelişmekte Olan Ülkelerde İstikrar Politikaları: Türkiye, (İstanbul: Derin, 2002), 107.
[3] Şükrü Binay, Kürşat Kunter, Mali Liberalleşmede Merkez Bankası’nın Rolü, 1998
<http://www.tcmb.gov.tr/yeni/evds/teblig/98/gece2.html>
[4] TMSF, “Tarihçe,”
<http://www.tmsf.org.tr/Content.aspx?tabid=14&lang=tr>
[5] 3182 Sayılı Bankacılık Kanunu m.1.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder