29 Aralık 2012 Cumartesi

Türkiye Ekonomisi'nde 1995-1999 Yılları Arası Ekonomik Gelişmeler

Yeni bir ekonomik programın sürekliliğinin sağlanması amacıyla 1994 Mayıs ayında IMF ile yapılan stand-by anlaşması doğrultusunda parasal bir çerçeve hazırlanarak uygulamaya konulmuştur. Parasal hedeflerin tamamı tutturulmuş ve yılsonunda ekonomide istikrar büyük ölçüde sağlanmıştır.[1]

Kriz sonrası 1995 yılı enflasyon hızını yavaşlatmak amacıyla sıkı bir para politikası izlenmiştir. Bu amaçla Merkez Bankası’nın bilanço büyüklüğü ve parasal büyüklüklerin özellikle Merkez Bankası ile kredilerinin daraltılması yoluyla kontrol edilmesi öngörülmüştür.[2] Bu dönemde Merkez Bankası enflasyon ile mücadelede kurları nominal bir çıpa olarak kullanmayı sürdürürken, kur politikasının kredibilitesini artırmak için dış varlık artışına önem vermeye devam etmiştir.

Merkez Bankası piyasanın işlerliğini temin etmek amacıyla mevduat munzam karşılıkları oranı, disponibilite oranı ve sermaye tabanı rasyosunu kullanarak piyasaya doğrudan müdahalelerde bulunmuştur. 1996 yılının 22 Temmuz’unda yapıldığı gibi munzam karşılık ve disponibilite oranlarında düşmeye gidilmiş ve bu iki oran toplam %14’e gerilemiştir. Disponibiliteye ilişkin %6’lık kısmın kamu kağıtlarından oluşması nedeniyle bankaların maliyetlerinin aşağıya çekilmesi engellenmiştir.

Özellikle bu dönemde bankaların likidite gereksinimlerini öngörmek amacıyla aktif pasif yönetimlerinin etkin şekilde yapılmaya başlandığını görmekteyiz. Buna göre mevduat çekme taleplerini karşılayamamak ve kredi taleplerini geri çevirmek gibi sorunlarla karşılaşmak istemeyen bankalar, aynı zamanda yüksek likiditeden kaynaklanan atıl fonların yaratacağı büyük maliyetlerle de karşılaşmak istememişlerdir.
 
Bu tedbirler ışığında 1995 yılından başlayarak ekonomi istikrarlı şekilde büyüme dönemine girmiştir. Bu büyüme 1997 yılındaki %8’lik büyüme ile birlikte tamamlanmıştır. Belirtilen hızlı büyüme eğiliminde 1998 yılından sonra azalma meydana gelmiştir. Bunun nedenleri aşağıda listelenmiştir:
  • %50 enflasyon hedefine ulaşmak için belirlenen sıkı para ve maliye politikaları,
  • Rusya’da başlayan kriz sonrası sermaye çıkışı ile reel sektörün etkilenmesi,
  • Güneydoğu Asya’da 1997 yılında başlayan ekonomik kriz ile oluşan sermaye çıkışının tüm dünyada talep daralmasına sebebiyet vermesi,
  • 1996 yılındaki Gümrük Birliği’ne geçiş gerekçesi ile yapılan yatırımların iç ve dış talep daralmasına yol açması sayılabilmektedir.
Asya krizi tüm dünyayı etkilediği gibi ülkemizi de yakından etkilemiştir. Buna göre o dönemde yapılan araştırmalarda:[3]
  • Uzakdoğu krizinin yakın zamanda Türkiye’yi de vuracağı,
  • Ülkemizin sadece Uzakdoğu’ya değil diğer ülkelere de ihracatının olumsuz etkileneceği,
  • Eğer köklü önlemler alınmaz ise yakın zamanda ödemeler dengesizliği nedeniyle ülkemizde de ekonomik istikrarsızlığa sebep olabileceği,
  • Ülkemizin buna bağlı dış borç bulma olasılığının iyiden iyiye azalabileceği,
  • Özellikle ihracat sektörlerimiz olan tekstil, sebze meyve, pamuk, iplik vb. sektörlerin önemli yaralar alabileceği,
  • Yerli otomobil sektörünün dış alımlarla ülkeye gelen Uzakdoğu markalı araçların baskısıyla daha da daralabileceği
Öngörülmüş ve bunların önemli bir kısmı 1-2 yıl içerisinde gerçekleşmiştir. Bu gelişmelerin ülkemiz bankacılığına etkisi araştırıldığında ise aşağıdaki tablolardan faydalanmak yararlı olacaktır. Buna göre ülkemiz bankacılığında bireylere ve kurumlara kullandırılan kredilerin toplam aktife oranı 1995 yılından sonra artış eğiliminde olurken, 1998 yılında bu oranda gerileme söz konusu olmuştur. Ayrıca sektörün likiditesi gittikçe azalmış ve likit aktiflerin oranı %37’lerden %32’lere gerilemiştir. Bu dönemde takipteki alacakların durumuna da göz atmakta fayda olacaktır. Özellikle verilen kredilerin geri dönmeme durumu 1998 yılında iyiden iyiye gündeme gelmiş ve bir önceki yıla göre takipteki kredilerdeki artış yaklaşık 6,5 kat olmuştur. Bir sonraki yıl olan 1999’da ise meydana gelen Marmara depremi ile sanayinin kalbi vurulmuş ve bu nedenle takipteki kredilerde %70’e yakın artış gerçekleşmiştir. Bu dönemde edilen zarar rakamı da büyük ölçüde bu kredilerden ve ekonomik olumsuzluklardan kaynaklanmaktadır.
Türk Bankacılık Sistemi Kaynak Yapısı (1995-1999 Dönemi) Trilyon TL
(Kaynak: TBB)
1995 – 1999 döneminde dikkati çeken bir başka gelişme de bankaların menkul değerler cüzdanındaki yatırımlarıdır. 1995 yılında toplam aktifin %11’i seviyesindeki menkul değer yatırımları önemli oranda artarak 1999 yılında %17’ler seviyesine yükselmiştir. Bu yükselişte verilen kredilerin azalması ile birlikte yatırım yapılacak enstrümanın kalmayışı etkili olmuştur.
Türk Bankacılık Sistemi Kullanım Yapısı (1995-1999 Dönemi) Trilyon TL

(Kaynak: TBB)
Türk bankacılık sisteminde 1995 yılından sonra meydana gelen değişimlerle birlikte alınan faiz gelirlerinde de önemli artışlar kaydedilmiştir. Buna göre her yıl bir önceki yılın iki katı kadar faiz geliri ile sonuçlanmıştır. Fakat faiz gelirlerinin alt detaylarına bakıldığında kredilerden alınan faizlerin toplam faiz geliri içindeki payı 1998 yılı ile birlikte düşüşe geçtiği ve 1999 yılında iki yıl öncesine göre neredeyse yarısı seviyesine gerilediği görülmektedir. Bu gerilemede yukarıda anlatıldığı gibi birçok sektörün olumsuz etkilendiği Asya krizinin büyük etkisi olmuştur. 1999 yılında yaşanan depremle birlikte de bu rasyoda önemli bir düşme gerçekleşmiştir. Bu gerilemeye rağmen 1999 yılında bir önceki yılın iki katı kadar faiz geliri elde edilmiştir. Bunun sebebi diğer faiz gelirleri denilen kredi kartı faizlerinin bankalarca serbestçe belirlenmesi ve ödenmeyen bakiyeler üzerinden büyük kazançlar meydana getirmesidir.
Türk Bankacılık Sistemi Gelir-Gider Yapısı (1995-1999 Dönemi) Trilyon TL
(Kaynak: TBB)
1999 yılına gelindiğinde yabancı para cinsinden pasiflerde önemli şekilde artış meydana gelmiş ve böylece açık pozisyon oranı oldukça düşük seviyelere inmiştir. Buna göre 1996 yılında %94 seviyesinde seyreden bu oran 1999 yılında %79’lara kadar gerilemiştir. Ayrıca kredi mevduat rasyosu da önemli şekilde azalmış ve %45’lere gelmiştir. Bu etkenler de karlılık üzerinde olumsuz etki yaratmış ve özkaynak karlılığı -%7 olarak gerçekleşmiştir.
Türk Bankacılık Sistemi Seçilmiş Göstergeleri (1995-1999 Dönemi) Trilyon TL
(Kaynak: TBB)


[1] Şükrü Binay, Kürşat Kunter, Mali Liberalleşmede Merkez Bankası’nın Rolü, 1998
<http://www.tcmb.gov.tr/yeni/evds/teblig/98/gece2.html>
[2] Erişah Arıcan, Gelişmekte Olan Ülkelerde İstikrar Politikaları: Türkiye, (İstanbul: Derin, 2002), 127.
[3] Vedat Akman, Modern Dünyadaki En Büyük Ekonomik Kriz, (İstanbul: Rota, 1998), 62.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder