30 Aralık 2012 Pazar

Finansal Krizlerin Tarihine Genel Bir Bakış

Bilindiği gibi son yıllarda dünyada birçok ülkede ciddi bankacılık ve/veya döviz krizleri yaşanmıştır. Özellikle gelişmekte olan ekonomiler; uluslararası finansal şoklar, döviz kurunun yanlış yönetimi, mali düzensizlik, finansal serbestleşme ve ulusal bankacılık sisteminin zayıflığı gibi çeşitli nedenlerle uluslararası finansal krizlerle karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu problemlerin özellikle finansal serbestleşmenin başladığı 1980 sonrası dönemde yoğunlaştığı görülmektedir. Sırası ile 1980’de Arjantin, 1981’de Şili ve Uruguay, 1991’de Finlandiya ve İsveç, 1994 ve 1995’de Meksika, 1997’de Güney Doğu Asya Ülkeleri, 1998’de Rusya ve 1999’da Arjantin ile Brezilya finansal krizlerle karşı karşıya kalmıştır.[1] Bu ülkelerin durumlarına bakıldığında genel olarak gelişmekte olan ülkeler oldukları (Finlandiya ve İsveç hariç) ve dünyanın belli yerlerinde bulundukları görülmüştür.

Yukarıda da belirtildiği gibi finansal krizler, dünya ekonomisinin bütünleşmesine paralel olarak belli başlı olayların akabinde meydana gelmişlerdir. Son asırda ülkelerdeki ekonomik krizlerin tetikleyicisi olan bu faktörlere tarihleri itibari ile aşağıda yer verilmiştir:[2]
·         1929-31: Büyük Dünya Depresyonu sürecinde çöken tarım ürünleri fiyatları ve şiddetle aleyhe dönen dış ticaret hadleri, daralan ihracat pazarları ve dış kredi olanakları.
·         1954: Kore Savaşı’nın bitmesiyle dünyada çöken hammadde ve tarım ürünü fiyatları, aleyhe dönen dış ticaret hadlerinin izleyen yıllarda sürmesi.
·         1958: ABD’nin durgunluğa girmesi, Avrupa Ekonomik Topluluğu paralarının konvertibiliteye geçmesi ve 1959’da Roma Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinin yarattığı pazar daraltıcı etki.
·         1968: Doların altın değerinin, 1 ons eşit 35 dolarda kalmayacağının anlaşılmasını izleyerek dolar aleyhine spekülasyonun giderek şiddetlenmesi
·         1974: Birinci Petrol krizinin patlamasıyla dış ticaret hadlerinin şiddetle aleyhe dönmesi; Alman markı ve İsviçre frankının dolara karşı hızla değer kazanması.
·         1978: “Petro-dolarları dolaşıma döndürme” politikasının yarattığı aşırı kısa vadeli borçlanmanın, bir dizi gelişmekte olan ülkeyi krize götürmesi (örneğin Meksika) ve uluslararası bankaların GOÜ’lere (gelişmekte olan ülkeler) kredileri kısarken, faizleri yükseltmeleri.
·         1979 – 80: Petrol fiyatlarının tekrar reel sıçramaya geçmesi, ABD’de para arzı kısılmasının dünya reel faiz hadlerini katlayarak arttırması, tarım fiyatlarının tekrar çökmesi.
·         1982: Büyük borçlu Latin Amerika ülkelerinin borç ödeyemez duruma düşmesiyle dünyada “büyük borç krizi”nin patlaması, reel faiz hadlerinin tekrar yükselmesi.
·         1987:  Kasım ayında New York borsasının çökmesi, izleyen yaygın banka iflaslarıyla ABD ekonomisinin uzun süreli (1987-91) durgunluğa girmesi, doların güçlü paralar karşısında (DM, yen gibi) değer kaybı.
·         1990: Tokyo borsasının çökmesi, Japonya’da finansal kırılganlığın ortaya çıkması ve uzun süreli durgunluk / deflasyon sürecinin başlaması.
·         1990 – 1991: Irak’a ambargo ve izleyen Körfez Savaşı; bölgeden turist ve sermaye kaçışı, petrol fiyatı ve bölgeye kredilerin faizlerinde fırlama.
·         1994: Meksika’nın krize girmesi, Brezilya ve Arjantin’in onu izlemesi; bunların paralarının ve Çin parası Yuan’ın devalüasyonu, bu ülkeler ile GOÜ pazarlarından sermaye kaçışı.
·         1997 – 99: Uzak Doğu ve Güneydoğu Asya ülkelerinde kriz. Bu ülkeler ve GOÜ’den sermaye kaçışı. Krizin başta bölgeye yatırımcı Japonya, dünyayı tehdit eder boyuta varması. Petrol fiyatının çökmesi, ülke paralarında büyük çaplı devalüasyonlar, dünya pazarının daralması.
·         1998: Asya krizinin Rusya’ya intikali ve Rusya’nın moratoryum ilanı. Bölgeden sermaye kaçışı ve kredi faizlerinin artışı. Ruble’nin devalüasyonu. Rusya pazarının daralması.
·         2000: Dünya petrol fiyatlarının katlanarak artması; ABD’de Nasdaq’da çöküşün başlaması. ABD’de durgunluk işaretleri ve sermaye kaçışı.
·         2001: Arjantin krizi ve Latin Amerika’ya yayılması. ABD’de 11 Eylül terörüyle birlikte savaş göstergelerinin ortaya çıkışı ve Nasdaq’daki çöküşün diğer hisselere de yayılması. ABD’de büyük boylu şirketlerin iflasları ve büyük çapta yolsuzlukların patlak vermesi. ABD’de durgunluğun yayılması.
·         2002: ABD’nin İngiltere ile birlikte Afganistan’ı bombalaması ve işgal etmesi, işgalin bölgedeki petrol yollarını kapsaması. Savaşın, ABD’ye boyun eğmeyi reddeden Irak ve İran’ı da kapsama olasılığının artması. Nasdaq başta olmak üzere, ABD’de New York borsasında çöküş, şirket iflasları ve şirket yolsuzluklarının sürmesi. Avrupa’da dolaşıma giren Euro karşısında ABD dolarının değer yitirmesi, giren sermayenin ABD’yi terk etmesi; Arjantin’deki çöküşü diğer bölge ülkelerinin izlemesi.

Yukarıda bahsedilen önemli olaylar, 20. yüzyılın içinde yaşanan ekonomik krizlerin tetikleyicileri olmuşladır. Bu olaylar sadece oluştukları bölgeleri değil dünyanın diğer bölümlerini de etkilemişlerdir. Özellikle finansal serbestinin yayılmaya başladığı ve dünya düzeninin iyiden iyiye değiştiği son çeyrek yüzyıldaki gelişmeleri incelemek oluşan krizlerin nedenlerini anlamak açısından daha uygun olacaktır.
 


[1] Hatice Erkekoğlu, Emine Bilgili, “Parasal Krizlerin Tahmin Edilmesi: Teori ve Uygulama”, Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Ocak - Haziran 2005, Sayı: 24, s. 15.
[2] Gülten Kazgan, “Türkiye’de Ekonomik Krizler: (1929-2001) Nedenleri ve Sonuçları Üzerine Karşılaştırmalı Bir İrdeleme”, (Çevrimiçi) http://kazgan.bilgi.edu.tr/docs/Turkiye.doc,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder