24 Haziran 2018 Pazar

'Dijital Dönüşümde Oyunun Kuralları' Kitabının Özeti

Merhaba sevgili okuyucularım,

Bugün sizlere özellikle son dönemde ilgilenmeye başladığım dijital dönüşüm konusunda karşıma çıkan bir kitaptan bahsedeceğim. David Rogers tarafından kaleme alınmış bu kitabın asıl adı Digital Transformation Playbook olup temelde bir işletmenin dijital dönüşüm noktasında geçmesi gereken aşamalardan ve karşısına çıkan kavramlardan bahsetmektedir. Şimdi kitapta neler var ona bakalım.
Kitapta en basit anlamda dijital dönüşüm için gerekli olan beş konu gündeme getiriliyor. Bunlar aşağıda gösterilmektedir:
- Müşteri
- Rekabet
- Veri
- İnovasyon 
- Değer

Müşteri konusunu açtığımızda karşımıza günümüzdeki müşteri kavramının değiştiği gerçeği çıkmaktadır. Artık müşteriler sanal ağlar ile birbirlerine bağlı olup sürekli iletişim halindedirler. Müşteriler birbirlerini etkileyebilmekte ve bir müşteri grubunun bir marka için yaptığı yorum birçok reklamdan daha etkili olmaktadır. İnsanlar bir ürün tercih ettiklerinde başka müşterilerin neler söylediğine bakıyorlar. Bu sebeple işletmeler müşterilerinden marka elçileri çıkarmaya ve onlardan gelen fikirlerle inovasyon çalışmalarına destek sağlamaya çalışmaktadırlar.

İkinci önemli konu olan rekabet ise şu şekilde karşımıza çıkıyor. Rekabet kavramının yeni dönemde gittikçe değiştiğini görmekteyiz. Artık rekabet aynı sektörde faaliyet gösteren işletmeler arasında değil, bu işletmelerden farklı sektörlerde faaliyet gösteren ve çoğunlukla da çok yeni zamanlarda faaliyete başlayan işletmeler tarafından oluşturulmaya başlanmıştır. İşte burada yıkıcı (distruptive) dediğimiz rekabet karşımıza çıkmaktadır. Örneğin bankalar birbirleri ile geleneksel anlamda bir rekabet içindeyken bazı teknoloji firmaları çıkıp onların yaptıkları faaliyetleri yapmaya başlıyorlar ve asimetrik bir rekabet ortaya çıkıyor. Mesela Turkcell firmasının finansman işlemlerine başlaması ve böylece bankacılık pazarından pay alacak olması gibi...

Üçüncü konu ise veridir. Günümüzde veri eskiden olduğu gibi sadece şirketlerin tetiklediği süreçlerle üretilmiyor. Mesela eskiden pazar araştırması yapıp buradan veri toplamaya çalışırdık, fakat bu sadece veri toplamanın küçük bir parçası haline geldi. Günümüzde ise veri sosyal medya sohbetlerinden, müşterilerin yapmış oldukları işlemlerin loglarından, tedarik zincirindeki sensörlerin ürettikleri sinyallerden bile üretilebilmektedir. Bu üretilen veri ise büyük veri dediğimiz bir havuzda herkesin erişimine açılabilmekte ve her bölüm kendi işine yaradığı şekilde buradan aldıkları verileri işleyip, düzenleyip, analitik modellerin girdisi yapmaya çalışmaktadır. Veri sadece bir bölümün kontrolü altında olmayıp buna herkes ulaşabilmekte ve kullanabilmektedir.

Dördüncü konu ise inovasyondur. Eskiden şirketler bir yeniliğe imza atmak istediklerinde bunu uzun süren analizler ile sınayıp, bürokratik ve uzun süren yazılımlar ile geliştirip sonrasında piyasaya sunmaya çalışmaktaydılar. Fakat artık işletmeler hızlı ve belki küçük adımlar ile yenilikleri denemeye gayret etmektedirler. Bu da organizasyonların gittikçe çevik hale gelmesini sağlamaktadır. Uzun süren geliştirmeler yapılmadığı için başarısızlığın maliyeti ise düşük olmaktadır. Her başarısızlık aslında bir tecrübe olmakta ve yeni geliştirmeler için de girdi sağlamaktadır. Bunun için artık şirketlerin ellerinde hızlı prototip ürettikleri 3D yazıcıları da mevcuttur. Bunlar da kalıp maliyetini önemli şekilde aşağı çekmektedir. Bu süreçlerin hepsi kurumsal öğrenmeyi de sağlamakta ve şirket böylece çalışanlarına pratik anlamda bir yatırım da yapmış olmaktadır.

Son konu da şirketin ortaya koyduğu değerdir. Eskiden işletmeler müşterilerine sabit değer önermelerinde bulunurlardı. Böylece işletmeler en fazla ürünün özelliklerini, fiyatını veya dağıtım kanalını farklılaştırmaya çalışırlardı. Oysa artık rekabet yukarıda da belirttiğimiz gibi aynı sektördeki işletmeler arasında olmaktan çıkmaya başlamış ve farklı sektörlerden ilgili sektörlere tehditler gelmeye başlamıştır. Bu tehditlerin temelinde ise müşterilere sunulan değer önerileri gelmektedir. Mesela bir e-ticaret sitesi hem ürünlerini kullanıcı deneyimi iyileştirilmiş kanallardan satmaya çalışırken hem de bunlar için kredilendirme yapabilmektedir. Bu kredilendirmenin arkasında ise standart anlamda bankaların kullanmadığı kredi değerlendirme metotlarını koyabilemektedir. Bu sayede müşteriler ürünlerine sahip olabilmek için başka bir ödeme metodu aramadan aynı yerde işlerini bitirebilmektedirler.

Bu anlamda şirketler eğer dijital dünyaya adapte olmak istiyorlarsa özetle;
- Müşteri ağlarından yararlanmayı öğrenip daha fazla müşteriye uygun çözümler bulmayı başarabilirler
- Rekabet güçlerini arttırabilmek için platformlar kurup birden çok sektörün hizmet veya ürün tedarikçisi haline gelebilirler 
- Verilerini varlığa dönüştürüp hem bu verilerden analitik anamda yararlanmayı başarabilir hem de başka işletmelerin kullanımına bunları açabilirler. Elbette müşteri gizliliği konusuna önem vererek...
- Hızlı denemelerle yenilikler yapma kültürünü kurum içinde yayabilirler. Kurum için girişimcilik modelleri benzeri yapılar geliştirebilirler 
- Değer önermelerini yeni nesil kullanıcıların beklentilerine uygun hale getirebilirler. Kolaylık, hız, sorunsuzluk ve kesintisizlik bu konudaki önemli konular olacaktır.

Kitapta bu kavramların nasıl ve neden önemli olduğu gösterilip, birçok örnekle de zenginleştirilmektedir. Hepinize iyi çalışmalar dilerim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder