4 Şubat 2026 Çarşamba

İş Hayatına Dair 9 Yalan Adlı Kitaptan Notlar

Merhaba sevgili okuyucular, bugün de son zamanlarda okuduğu güzel bir kitaptan aldığım notları sizler ile paylaşmak istiyorum. “İş Hayatına Dair Dokuz Yalan” adlı kitapta Marcus Buckingham ve Ashley Goodhall günümüz dünyasında oldukça yakından bildiğimiz ama aslında farklı olabilecek dokuz kavrama açıklık getiriyor. Katılırsınız katılmazsınız ama dinlemekte fayda var diye düşünüyorum.

Kitap Mark Twain’in şu sözü ile başlıyor. “Başınızı derde sokan bilmedikleriniz değil, bildiğinize emin olduğunuz ama doğru olmayan şeylerdir.”

YALAN #1: İnsanlar Hangi Şirkette Çalıştıklarına Önem Verir

İnsanlar prestijli şirketlerde çalışmak ister; şirket markası, çalışan bağlılığının temelidir.

Kitabın söylediği gerçek ise daha farklı. İnsanlar şirketten çok yöneticilerine ve yaptıkları işe önem verir. Aynı şirket içinde bir ekip mutlu ve üretkenken, diğeri tükenmiş olabilir. Hatta şunu söylemek de mümkündür: “İnsanlar şirketten değil, kötü yöneticilerden ayrılır.”

Çalışanlar büyük resmin neresinde olduklarını, hangi önemli anlam için çalıştıklarını bilmek istiyor. Kendilerinin değerli görüldüğünü, benzersiz olduklarının hissettirilmesini istiyorlar.

Bunun yerine şu söylenebilir. “İnsanlar, iyi yöneticilerle anlamlı iş yaptıkları yerlere önem verir.”

YALAN #2: En İyi Plan Kazanır

Detaylı, uzun vadeli ve kusursuz planlar başarıyı getirir.

Kitabın söylediği ise, gerçek dünyada başarıyı getiren şey plan değil, hızlı öğrenme ve uyumdur. Planlar genellikle gerçeklikle ilk temasta bozulur.

Başarılı ekipler; daha az plan yapar, daha hızlı dener ve daha çabuk düzeltir.

Bunun yerine “En iyi plan değil, en hızlı öğrenen kazanır” denilebilir.

YALAN #3: En İyi Şirketler Hedefleri Kademelendirir

Kurumsal hedefler yukarıdan aşağıya düzgünce kademelendirilirse herkes hizalanır.

Bunun aksine, hedef kademelendirme çoğu zaman anlam kaybına, mekanik KPI takibine, gerçek işten kopmaya yol açar. İnsanlar ise hedefe değil, anlamlı çıktıya bağlanır. Örneğin iyi satışçılar hedeflerini yıl bitmeden doldurur sonrasında bir çaba içinde olmazlar. Çünkü yaptıkları her satış gelecek sene hedeflerini artırır. Oysa yapmış oldukları faaliyetin anlamına odaklansalar gayretleri hiçbir zaman düşmeyecektir.

YALAN #4: En Başarılı İnsanlar Çok Yönlü Olanlardır

Herkes her alanda iyi olmalıdır; eksikler kapatılmalıdır.

Kitapta bu şöyle ifade ediliyor. Üstün performans çok yönlülükten değil, belirgin güçlü yönlerden gelir. En iyiler genelde “dengesiz” derecede bazı şeylerde iyidir. Zayıflıkları törpülemek bizi mükemmelliğe ulaştırmaz. Örneğin Messi’yi dünya çapında bir yıldız haline getiren sol ayağıdır. Messi yıllar içerisinde sağ ayağına değil hep sol ayağına yatırım yapmıştır. Bu da onun mükemmel olmasını sağlamıştır. Hatta bir istatistiğe göre sol ayak sağ ayak kullanım oranı 10:1 dir.

Şu söylenebilir. “En başarılı insanlar, güçlü oldukları alanlarda olağanüstüdür.”

YALAN #5: İnsanların Geri Bildirime İhtiyacı Var

İnsanlar gelişmek için geri bildirime ihtiyaç duyar.

Kitabın söylediği gerçek ise farklı. İnsanlar geri bildirime değil, ilgiye ve güçlü yönlerinin fark edilmesine ihtiyaç duyar. Özellikle başkalarının hatalarına dair geri bildirim, davranış değiştirmez. Hatta negatif geri bildirim beyni savunmaya geçirir. İnsanları dikkat seviyesinin artması başarıya ulaştırır. Örneğin 1930 larda yapılan Hawtorne araştırmalarında ses, ışık vb. dışsal faktörlerin çalışanlar üzerinde bir etkisi bulunamamıştır. Oysa bu özelliklerde yapılan değişiklikler hep dikkatlerini artırmış ve üretkenlikleri artmıştır. Bir başka araştırmaya göre de olumlu dikkat olumsuz dikkatten 30 kat fazla performans oluşturmakta işe yaramaktadır. Bir diğer araştırmada da olumsuz bir geri bildirim karışığında en az 4 defa olumlu geri bildirim verilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır.  

Bunun yerine ne söylenmeli? “İnsanlar, neyi iyi yaptıklarının fark edilmesine ihtiyaç duyar.”

YALAN #6: İnsanlar Diğer İnsanları Güvenilir Bir Şekilde Değerlendirebilir

Yöneticiler insanları objektif ve doğru değerlendirebilir.

Kitapta söylenen ise değerlendirmeler değerlendirilen kişiden çok değerlendiren kişinin algısını yansıtmaktadır. Bu nedenle objektif performans puanı bir yanılsamadır. Bir ekip üyesi seçerken kendinize şunları sorun. Olağanüstü sonuçlar için bu ekip üyesini mi seçerim? Bu çalışan ile mümkün olduğunca çok çalışmayı tercih eder miyim? Yapabilseydin bu kişiyi terfi ettirir miydin? Bu kişinin hemen çözmemiz gereken bir performans sorunu var mıdır?

Oysa gerçekte olan; “Değerlendirmeler, değerlendireni anlatır.”

YALAN #7: İnsanların Potansiyeli Vardır

Potansiyel ölçülür, puanlanır ve gelecekteki başarı tahmin edilir.

Kitabın söylediği gerçek ise, potansiyel belirsizdir, duruma bağlıdır, ölçülemez. Ölçülebilen şey mevcut performans ve öğrenme hızıdır.

Yerine ne söylenmeli? “Potansiyel değil, performans ve öğrenme isteği vardır.”

YALAN #8: En Önemlisi İş–Yaşam Dengesidir

Mutluluk, iş ve özel hayatın dengelenmesiyle gelir.

Kitabın söylediği ise, insanlar denge değil, işte anlam ve enerji arar. Anlamlı bir iş, uzun saatleri tolere edilebilir kılar. Bunun yerine ne söylenmelidir. “Önemli olan denge değil, işten alınan enerjidir.” Hekimler üzerinde yapılan bir araştırmada vakitlerinin yüzde 20’sini sevdiği işlerde harcayan insanların daha mutlu olarak çalıştıkları görülmüş.

YALAN #9: Liderlik Önemli Bir Şeydir

Liderlik başlı başına en kritik faktördür.

Kitabın söylediği gerçek ise, önemli olan “liderlik” değil, her çalışanın maruz kaldığı yöneticilik kalitesidir. Kötü bir yönetici, iyi bir liderlik vizyonunu bile boşa çıkarır. Bunun yerine “Liderlikten çok, günlük yöneticilik davranışları önemlidir.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Merhaba kıymetli okuyucularım,
Yorumları denetlemeden siteye koyamıyorum. Maalesef uygun olmayan içerikler paylaşan kullanıcılar oluyor ve bunun siteyi ziyaret eden insanları olumsuz etkilemesini istemiyorum. Vaktimin darlığından her zaman yorumlarınıza da yanıt veremiyorum. Anlayışınız için teşekkür ederim.