5 Nisan 2015 Pazar

Her Eşitlik Adalet Midir?

Kıymetli okuyucular merhaba,

Bugün iş hayatımızda sıklıkla karşılaştığımız bir kavramdan yani adalet kavramından bahsetmek istiyorum. İş hayatında birçok insan kendisine adil davranılmadığından şikâyet eder. Sürekli "benden ne farkı var ki benden daha iyi ücret alıyor", "ben ondan daha iyiyim ama ben daha az özlük haklarına sahibim" gibi serzenişler duyarız.

Sözü edilen durum elbette birçok akademik çalışmaya da konu olmuştur. Örneğin, Adams tarafından geliştirilmiş olan eşitlik kuramına göre çalışanların kendilerini benzer pozisyonlarda ve benzer şekilde işe katkıda bulunan (eşit çaba, eşit düzeyde eğitim vb.) diğer çalışanlarla işin karşılığında elde ettikleri ödüller açısından karşılaştırdıklarını, bu karşılaştırma sonucunda, eğer diğer çalışanlarla eşit ödüller elde ettiklerine karar verirlerse işlerinden tatmin sağlayacaklarını, eşit ödüller elde etmediklerine inanırlarsa da iş tatminsizliği yaşayacaklarını öne sürmektedir. Burada önemli olan bir konu varsa bu da çalışanın bakış açısıyla bu kanaate vardığıdır. Oysa işletmenin o çalışanından ne beklediği, çalışanının ne verdiği gibi konular tam olarak değerlendirilemiyor olabilir. Hatta bazen eşitlik kavramı da oldukça tartışmalı hale gelmektedir. İşte tam bu noktada sorulması gereken soru şudur. Aynı seviyede (aynı hiyerarşik pozisyonda) bulunan tüm çalışanlar aynı haklara mı sahip olmalıdırlar?

Yukarıda belirtilen sorunun tam karşılığı elbette hayır olmalıdır. Çünkü farklı iş tanımlarına sahip olan ama aynı hiyerarşik pozisyonda bulunan çalışanlar arasında;

-          İşinin gerekliliğinden dolayı sahip olunması gereken haklar

-          İşinin değeri noktasında sahip olunması gereken haklar

anlamında farklılaşmalar olması gayet normaldir.

Bunu şu şekilde ele alalım. Diyelim ki bir çalışan bir pazarlama biriminde çalışıyor olsun. Bilindiği gibi bir pazarlama biriminin temel görevi “müşterilerin istek ve beklentilerini merkeze alarak işletmenin satışlarının arttırılması noktasında stratejiler çizmek, daha sonra da bu stratejiler doğrultusunda çalışmalar yapmaktır”. Bu durumda bir pazarlama çalışanı bir müşteri gibi düşünebilmeli, müşterilerin beklentilerini başka firmaların keşfetmesinden önce onlara uygun hizmetleri vermek noktasında harekete geçebilmelidir. Bu da müşterilerin dünyasına girmesi ile mümkün olabilir. Örneğimizdeki pazarlama çalışanına geri döndüğümüzde, bu pazarlama çalışanının mobil dünyada var olan müşterilerin beklentilerini anlayabilmesi için mobil cihazlara ve bu cihazlarda kullanılabilecek internet paketi olan hatlara ihtiyacı olduğunu kabul edelim. İşte bu imkânlara sahip olması durumunda aslında bu bir yan hak değil, çalışanın çalışmalarındaki etkinliği arttırabilmesi için sahip olması gereken bir iş aracıdır ve bu kendisine bu işle iştigal ettiği için verilmiştir. Bu tarz bir hakka sahip olan bir çalışan diğer çalışanlardan elbette farklı bir durumu vardır ama bu adaletsizlik değildir. Çünkü bu çalışan da yaptığı faaliyetler ile işletmesine karşı sorumludur. Bu tarz imkânlar bu çalışana işletmenin satışlarını arttırabilmek, rakiplerden önce davranabilmek ve sürekli işi ile meşgul olabilmesi için verilmiştir.

Her Eşitlik Adalet Değildir

Tabii bu halen zor bir konudur ve bu tarz hakların düzenlemesini yapan departmanlar için her zaman ileride eleştirilme riskini de beraberinde getirir. Burada önemli olan şuna karar vermektir. Firma tüm çalışanlarına eşit haklar verip bu tarz durumlarda sektördeki rekabetten olumsuz etkilenmeyi göze mi almalıdır, yoksa tüm çalışanlarına bu şekilde sağlanan imkânları doğru şekilde anlatıp aslında işletmenin çıkarları için bunun yapıldığının iletişimini mi yapmalıdır? Yani kısaca her eşitliğin adalet olmadığını mı anlatmalıdır?

Bana sorarsanız ikinciyi yapmalıdır. Bu daha zordur, ama doğru olan budur. Zorlu bile olsa işletmenin menfaati için çalışmakta olan her yönetici bunu yapar.

Kısacası, her eşitlik adalet olmadığı gibi her farklılık da adaletsizlik değildir…

Hepinize iyi günler ve mutlu çalışmalar diliyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder