1 Ekim 2015 Perşembe

Nesnelerin İnterneti (şeylerin İnterneti) Konferansının Ardından


30 Eylül 2015 tarihinde İstanbul’da Four Seasons Hotel’de Nesnelerin İnterneti (IoT) adında bir konferans gerçekleşti. Bu konferansta aldığım bazı notları sizlerle bu yazıda paylaşmak istedim. Öncelikle organizasyonun çok güzel düşünüldüğünü, konuşmacıların da oldukça ilgi çekici konulara değindiklerini söylemek isterim. Konuşmalardan aldığım notlara gelirsek;

Nesnelerin interneti ile birlikte gelecek yeni ortamda maliyetlerin düşmesi ve yeni yönetim yaklaşımlarının şekillenmesi ile firmaların %80’inin finansal anlamda sorun yaşayacağı öngörülüyor. Bu neredeyse şu demek; firmaların üçte ikisi mevcut pozisyonlarını kaybedecektir. Bir başka yoruma göre de 2018’de nesnelerin internetinin %50’sine hükmedecek şirketler en fazla 3 yıllık olacak. Bu şu demek 2015 yılı itibari ile bu şirketler daha kurulmadı.

Dünyanın yaşadığı devrimlere bakıldığında; ilk devrimin buhar devrimi olduğu ve böylece makinalaşmanın başladığını, ikinci devrimin elektrik devrimi olduğu böylece büyük üretimlere başlandığını, üçüncü devrimin bilgisayar ve internet olduğu böylece insanların bilgiye çok hızlıca eriştiğini ve son olarak da nesnelerin internetinin bir devrim olduğunu böylece herkesin ve her cihazın birbiri ile önümüzdeki dönemde bağlantılı olacağını söylemek gerekiyor.

Gelişimler tarihine bakıldığında artık hayallerin gerçeğe dönme süresinin oldukça düştüğü anlaşılıyor. Ezelden beridir insanlar uçmak istedi ama bu belki son yüzyılda geçerli hale gelebildi. İnsanlar daha fazla bilgiye ulaşmak istedi bu daha kısa sürede gerçekleşti. Şimdi insanlar akıllı nesnelere hükmetmek ve onları kullanmak istiyorlar, bu da çok yakında gerçekleşecek. Hatta gerçekleşmeye başladı bile.

Peki, nesnelerin interneti ne alanlarda kullanılacak?

Bu konuda verilen en standart örnek, eğer evde domatesiniz biterse buzdolabınız manava bir bildirimde bulunacak ve manav sizin banka hesabınızdan bu tutarı çekip (veya kredi kartınızdan) size akşama domatesi gönderecek. Bu sistemi aslında siz yönetmeyeceksiniz. Bir kere genel ayarları yapacaksınız diğer operasyonel işleri makinaya devredeceksiniz.

Nesnelerin interneti eğer her şeyi yaparsa peki biz insanlara ne iş düşecek? Bizler işsiz mi kalacağız? Bu konuda şöyle bir sınırlama yapmamız lazım. Bizler daha çok fikir işlerini yapacağız. Bizler düşüneceğiz, kas işlerini ve operasyonel işleri makinalara devredeceğiz. Akşam evimize ilerlerken evimizdeki bir robot mutfakta bizim sevdiğimiz bir yemeği alıp mikrodalgaya atacak, mikrodalga bunu bizim her zaman eve gelme zamanımıza uygun şekilde pişirecek ve bizleri hazır bir akşam yemeği bekliyor olacak.

Peki bu kadar mı? Tabii ki hayır. Örneğin Alzheimer hastalarının aldığı ilaç doktora otomatik olarak bildirilecek, hastanın durumu uzaktan izlenecek, sıkıntılı bir durumda daha hızlı aksiyon alınacak. Bir süt işletmesi olduğunuzu düşünün. Soğuk zincirin halkalarının bozulmasını istemezsiniz. Yoğurt taşıyan araçların uygun ortamda olup olmadığı, perakendecilerin buzdolaplarının yeterli ısıda olup olmadığı hep uzaktan yönetilebilecek. Bu bir şekilde yapılmaya başlandı ve gelişerek devam edecek.

Peki aldığımız ilaçlar. Hepsi standart dozlardadır. Bunlar uzaktan yönetim ile gerektiği kadar vücuda verilecek. Gereksiz kısmı verilmeyecek. Böylece insanlar üzerindeki olumsuz etkisi azaltılacak. Hatta ilacın olumlu etki edip etmediği kan değerleri vb verilerden anlık takip edilebilecek.

Nesnelerin interneti aynı zamanda akıllı algılayıcıların da olmasını gerekli kılıyor. Mesela Odeabank digital signage ekranlarına müşteriye hizmet veren görevlilerin gülümseyip gülümsemediğini algılayan bir sistem yüklemiş.

Tabii bunun olabilmesi için internet hızının da artması gerekiyor. Bu da gerçekleşiyor. Örneğin bugün itibari ile bir ABD ailesinin internet ortamına yüklediği video tüm 2008 internet trafiğinden fazla olabiliyor.

Size günün kısa bir özetini vermeye çalıştım. Umarım faydalı olmuştur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder