19 Mart 2018 Pazartesi

"Yaratıcı Düşünce" Kitap Özeti


Sevgili okurlarım merhaba,


Bugün sizlere yine yakın zamanda okuduğum bir kitabın özetini yapmak istiyorum. Her kitap için bunu yapmıyorum, sadece insanlar tarafından okunmasının yararlı olduğunu düşündüğüm ve bana faydası olan kitaplarda bunu yapmaya gayret ediyorum.


Yaratıcı düşünce adlı kitap da işte böyle kitaplardan bir tanesidir. Kitap insanlara, aslında hep içgüdüsel olarak yaptıkları ama asıl olarak ne yaptıklarını tam açıklayamadıkları düşünme tarzlarında onlara bir rehberlik sunuyor. Geçmişten ve insan doğasında örnekler ile bu anlatımı zenginleştiriyor.


Kitap adından da anlaşılabileceği gibi yaratıcılık kavramı üzerine dayanıyor. Bunu yapabilmek için insanların neler yapması gerektiğinden bahsediyor. Bunu yapmanın en iyi yollarından birinin iki kavram arasında bağlantı kurmak olduğunu anlatıyor. İki farklı kavram arasında bağlantı kurmanın başka farklı kavramlar bulmaya yarar sağladığı anlatılıyor. Mesela güneş gözlüğü ile pencere arasında bir bağlantı kurmaya çalışırsanız örneğin dışarıdan içerisi görülemeyen renkli camlar tasarlayabilirsiniz. Bir başka örnek daha vermek gerekirse; farklı kavramlar olan diş macunu ve hava sıcaklığı için düşünüldüğünde şöyle bir fikir akla gelebilir. Sabah dişler fırçalanırken havanın durumuna göre diş macununun tadı değişebilir. Örneğin yağmurlu havalarda naneli, güneşli havalarda çilekli vb. bir tad verebilir. İnsanlar da bu tada göre hava durumunu anlayabilir. Bu tür benzeşmeyen belki de ortak özellikleri çok sınırlı olan konuların birleştirilmesi daha fazla sayıda ürünün ortaya çıkmasını sağlayabilir.


Farklı kavramlar arasında ilişki kurmak için seçilen herhangi iki veya üç kavramın özelliklerini bir kağıda yazıp bunlar arasında bir bağlantı bulmaya çalışmak faydalı oluyor. Sonuç yukarıda belirtildiği gibi iki kavramın bir şekilde bir araya getirilmesi ile insanlık için faydalı bir ürün ortaya çıkabiliyor.


Kitapta ayrıca şablonların hayatımızı nasıl etkilediği anlatılmaktadır. Şablonlara sahip olduğumuz için belki işlerimizi çok daha rahat yapmakta ve ayrıca zaman kazanmaktayız. Yalnız bu şablonlar yeni düşüncelere açık olmamızı da engellemektedir. Çocukların hayata karşı önyargıları olmadığından bizlere göre daha temiz zihinlere ve bu nedenle üreticiliğe sahiptirler. Leonardo Da Vinci de aslında bir okula gitmemiş olan ve bu sebeple herkese öğretilen şablonlara sahip olmayan bir insandı.


Dahiler veya mucitler aslında genetik itibari ile dahi doğdukları veya bizlerden çok zeki oldukları için dahi olmazlar. Onlar farklı kavramları birleştirmeyi başardıkları ve konulara farklı açılardan bakmayı bildikleri için icatlar yaparlar.


Kavramsal birleştirmelerden en işe yarayanı zıt kavramların bir araya getirilmesi konusudur. Bunu bir şekilde paradoksal düşünce ile de açıklayabiliriz. Zıtlıkları bir düzlemde kullanmaya çalışarak hakikaten çok yararlı bazı işler yapabiliriz. Örneğin açık kapının önüne engel koyarak insanların temelde yavaşlayacağı düşünülür. Oysa insanlar bu sebeple sol ve sağ tarafta ister istemez sıraya girerler ve böylece dar olan bir kapıdan daha düzenli şekilde çıkıp daha az beklemek zorunda kalırlar.


Kitapta aynı zamanda hayal gücümüzün bile basmakalıp düşüncelerle beslendiğinden bahsedilmektedir. Örneğin bir insana kafanızda bir uzaylı oluşturup onu çizin denildiğinde çoğu insan insana benzeyen, iki ayaklı, iki eli olan gözü veya gözleri olan belki antenleri bulunan bir yaratık çizer. Oysa onlara insanın uzuvlarına sahip olması gerektiği söylenmemiştir. Buna önem verip hayal gücümüzün hakikaten basma kalıp düşüncelerden etkilenip etkilenmediği sorgulanmalıdır.


Üretken olmanın bir diğer yolu da düşünmeyi bırakıp konudan uzaklaşmaktır. Bu, insanın karanlıkta baktığı cismi göremeyip cismin sağına soluna baktığında cismi algılayabilmesi gibidir. O sebeple aynı düşüncede yoğunlaşmamalı bir süre ara verip sonra tekrar çalışmaya başlanmalıdır. Zaten çevremizde olan herhangi bir şey bizi bir yerden tetikleyebilir. Bunu fark etmeyiz bile... Bir konuya yoğunlaşmışken o konuyu bırakıp film izlerken hiç aklınıza güzel bir çözüm gelmedi mi? bence kesin gelmiştir.


Son olarak da üretken olmak için olumlu kalmayı başarmalıyız. Olumlu bir çevrede yaşamalıyız ve etrafımızda olan biteni olumsuz algılamamalıyız. Olumsuz duygular düşünceleri etkiler, düşünceler de fiziksel durumumuz üzerinde baskı oluşturup bizim endişeli, stresli, çekingen vb. olmamıza neden olur. Bunları ortadan kaldırabilmek için olumlu kalmayı başarabilmemiz gerekir.


Umarım az da olsa bir yararı olmuştur. Kitapta hakikaten güzel örnekler ile bu düşünme tarzı anlatılıyor. Okumanızı tavsiye ederim.

2 yorum:

  1. Emeklerin ve paylastigin icin tesekkurler abi. Guzel bir yazi.
    Ercument

    YanıtlaSil
  2. Güzel bir özet olmuş elinize sağlık. Sağ ayağı sağa çevirirken aynı zamanda sağ el ile 6 yazılabilir mi:)

    YanıtlaSil