28 Aralık 2013 Cumartesi

Eksi Faiz Uygulamaları

Faiz, bir borç anlaşmasının satışı sonucu elde edilen getiri oranı olması yanında üretim amaçlı girdi olarak kullanılan sermayenin girdisi olmak üzere iki farklı anlama gelmektedir. Nominal ve reel olmak üzere iki farklı faiz türü bulunmaktadır. Eksi faiz ise bir nominal faiz türüdür. Eksi faiz hem halk tarafından hem de hükümetler tarafından uygulanmış bir sistemdir.

Eksi faiz şuna benzetilmektedir; elinizde 4 tane ekmek var diyelim, bu ekmeklerin hepsini bitiremeyeceğimiz için çürümesin, atılmasın diye ihtiyacı olan başkalarına vermemiz halidir. Finans dünyasında, ekmeğin paylaşılması gibi, saklanması durumunda daha fazla değer kaybedecek olan paranın ihtiyacı olanlara kredi olarak verilmesi ile para akışı ve saklanması durumunda karşılaşılacak zararın azaltılması amaçlanmaktadır. Kredi olarak verilecek mevduatın, sıfırın altında faiz oranları ile müşteriye verilmesiyle işlem gerçekleşmektedir. Eksi faiz uygulamasının ilk örnekleri orta çağ Avrupa’sında “Brakteaten Sistemi’nde” görülmektedir. İngiltere’de bulunan krallar, tedavülde olan gümüş paraları her 6 yılda bir toplayıp, eritilmesinden sonra yeniden basmış ve basılan para başına yüzde 4 oranında kesinti yapıldıktan sonra iade edilmiştir. Böylelikle, paranın saklanmasının önüne geçilmiş ve bunun yerine borç verilmesi veya yatırım yapılması yoluyla dolaşımı sağlanmıştır. Eksi faiz sonraki dönemlerde Alman Arjantinli iş adamı Silvio Gesell tarafından “Free Money” ismiyle tekrar gündeme getirilmiştir. 1906 yılında sunduğu fikre göre, paranın kullanımının devam edebilmesi için, belli aralıklarla değerinin küçük bir kısmı kadar bir ücret karşılığı damgalanması gerektiği savunulmuştur. Böylelikle paranın bir son kullanma tarihi olmuş ve saklanması yerine ekonomide dolaşması sağlanmıştır. Örnek vermek gerekirse, 10 TL’lik paranın damga maliyeti yüzde 5 i olarak belirlenirse, 20 sefer damgalanmasından sonra paranın değeri ortadan kalkacaktır. Bu durumda zarar edecek olan para sahibi, parasını bankalarda veya kasalarda saklamak yerine kredi olarak başkalarına vermeyi veya yatırım yapmayı tercih edecektir. Para, saklanması durumunda - %5 faiz işlerken, kredi olarak verildiğinde - %4 faiz ile bu işlem gerçekleştirilerek karşılaşılacak zarar azaltılabilmektedir. Fikir uygulama alanı olarak 1931 yılında Almanya’nın Wara kenti ve Avusturya’nın Wörgl kentlerinde görülmüştür. Wara ve Wörgl şehirlerinde çalışanlarının ücretlerini ödeyemeyen firmalar para basmayı tercih etmiş ve yerel mağazalar bu paraları alışverişlerde kabul etmişlerdir. Basılan paralar ayda %1 oranında değer kaybetmekte ve bu basılan damgalarla belgelenmektedir. Yöntemin yaygınlaşması sonucunda ise hükümet tarafından yasaklanarak kullanımı engellenmiştir.

Günümüzdeki eksi faiz uygulaması, yaşanan ekonomik krizden sonra tekrar hükümetlerin gündemine gelmiştir. 2009 yılında, İsveç merkez bankası Riksbank, Temmuz 2009 Şubat 2010 tarihleri arasında faiz oranlarını yüzde 0.25 seviyelerine çekmiştir. Böylelikle mevduat tutulması yerine, ucuz kredi verilmesi sağlanmaya çalışılmıştır.

Diğer bir örnekler ise 2010 yılında ABD merkez bankasının çıkardığı tahvilleri yüzde 0.55 ve 2012 yılında Almanya’da yüzde 0.10 olarak uygulanmasıdır. Bu ülkeleri Danimarka ve Hollanda takip etmiştir.

Hazırlayan: Abdulkahhar Ahmet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder