girişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
girişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Haziran 2019 Cuma

"Yalın Startup" Adlı Kitap Özeti

Kıymetli okurlarım merhaba,

Bir süredir sizlere kitap özeti yapamamıştım. Son zamanlarda çok fazla duymaya başladığımız Yalın Girişim veya İngilizcesi ile Lean Startup üzerine yazılmış olan ve bu anlayışın ortaya çıkmasına sebep olan Yalın Startup adlı kitabı özetlemeye karar verdim.

Eric Ries tarafından yazılmış olan kitap bugün birçok startupın neden başarısız olduğunu ve neler yapmaları durumunda başarılı olabileceklerini anlatmaya çalışıyor.

Ries bu modeli Toyota'nın Yalın Üretim Modeli'nden esinlenerek Yalın Startup olarak belirlenmiş. Bu modelin beş tane prensibi var.

Girişimciler her yerdedir. Girişimci olmak için mutlaka garajda çalışmak zorunda değilsiniz. Son derece belirsiz bir ortamda yeni ürün ve servisler geliştirmek üzere kurulmuş kuruma startup denilebilir. Bu demek oluyor ki girişimciler her yerdedir ve yalın startup yaklaşımı her büyüklükteki şirkete uygulanabilir.

Girişimcilik yönetimdir. Startup bir yönetim şekli değil bir kurumdur. Kısacası, son derece belirsiz koşullarda iş yapma şeklinde uygun olacak şekilde geliştirilmiş yeni bir yönetim anlayışı gerektirir. O sebeple girişimci bir unvan olarak değerlendirilebilir.

Doğrulanmış öğrenme. Startuplar sürdürülebilir iş yapmak için vardır. Bu sebeple, yapacakları geliştirmeleri test ederek deneylerle doğrulamalı ve böyle ilerlemeliler. 

Yap-Ölç-Öğren. Başarılı startup süreçleri müşterilerinden aldıkları geri bildirim döngüsünü hızlı şekilde işletebilecekleri yetkinlikte olmalıdır. 

İnovasyon muhasebesi. Startuplar işlerin önceliklerini, kilometre taşlarını, ilerlemelerini ölçmeli ve bunlara göre hareketlerine yön vermelidirler. 

Yukarıdaki ilkelerden yol çıkarsak, startupların başarısız olma sebeplerinden bir tanesinin belirsizlik içinde faaliyet gösterdiklerini unutmaları olduğunu söyleyebiliriz. Detaylı pazar araştırmaları, en ince ayrıntısına göre yapılmış planlar vb. artık eskisi kadar işletmelere yön vermiyorlar. Bu anlamda çok fazla tahmine dayanan karışık planlar yapmak yerine Yap-Ölç-Öğren geri bildirim döngüsü adındaki direksiyonu kullanarak anlık ayarlamalar yapılabilir. Bu yön verme sürecini kullanarak pivot denilen keskin dönüşü yapmak mı yoksa mevcut yolu koruyup ufak güncellemeler gerçekleştirmek mi daha doğru bu kararı hızlıca alabilirsiniz. 

Bu aşamaya kadar gördüklerimiz ile startupın bir tanımını yaparsak karşımıza şu ifadeler çıkıyor. 

Startup, olağanüstü belirsizlik şartları dahilinde yeni ürün ve hizmetler geliştirmek için tasarlanmış bir beşeri kurumdur.

Eğer belirsizlik içinde yol alıyorsak ki bu birçok kurum için böyledir. O zaman uzun vadeli planlar yapmak yerine doğrulanmış öğrenme yöntemini kullanabiliriz. O sebeple müşteriye esas fayda sağlayacağına inanılan özellikler ile ürün piyasaya sunulur ve müşteri geri bildirimleri almaya başlanır. Eğer bu yapılmazsa müşterinin farketmeyeceği veya kullanmayacağı birçok ürün özelliği için uzun süren tartışmalar yapılabilir ve en sonunda bu kadar zaman israf olur. Bunu önleyebilmek için yaşayan bir döngü olarak müşteriden ürünün hangi özelliğinin daha önemli ve gerekli olduğu öğrenilmelidir. 

Startup fikirleri ürünlere dönüştüren bir katalizördür. Müşteriler bu ürünler ile temas ettikçe geri bildirim ve veri üretirler. Bu anlamda Yap-Ölç-Öğren döngüsü önemlidir. Buna göre ilk önce ana fonksiyonlara sahip ürün piyasaya çıkartılır. Buna Minimum Viable Product (MVP) adı verilir. Daha sonra inovasyon muhasebesi olarak da adlandırılan MVP'nin başarı durumu analiz edilir. Bu aşama özellikle MVP üzerinde karar vermek açısından önemlidir. Tüm bunlar yapıldıktan sonra artık bu ürünün başarısı hakkında bir kanaat oluşur ve şu soru sorulur; mevcut strateji korunacak mı? Yoksa başka bir stratejiye pivot mu edilecek? Bu kararın yeterli veri oluştuktan sonra hemen verilmesi gerekir. Çünkü harcanan para ve emek arttıkça pivot etmek güçleşmektedir. 

Yap Ölç Öğren Döngüsü

Pivot kelimesi bazen yanlış şekilde değişim kelimesi ile eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Oysa Pivot; ürünle, iş modeliyle veya büyüme motoruyla ilgili yeni bir hipotezi test etmek için tasarlanmış bir değişim türüdür. Bu anlamda birçok pivot şekli vardır. Şimdi en önemlileri olduğunu düşündüğüm aşağıdakilere yakından bakalım;

Yakınlaştırma pivotu. Eskiden ürünün birçok özelliğinden biri olarak kabul edilen bir fonksiyon ürünün kendisi haline gelir.
Uzaklaştırma pivotu. Tek bir özellik her zaman yeterli olmaz. Bu özelliğin yanına yeni özellikler eklenebilir.
Müşteri grubu pivotu. Başlangıçta düşünülen müşteri grubundan çıkılarak farklı bir müşteri grubu hedeflenmeye başlanabilir.
Müşteri İhtiyacı pivotu. Müşteri ihtiyacının aslında tahmin edilenden farklı olduğu tespit edilebilir. 

Girişimlerin iki farklı davranışı vardır. Bunlardan birincisi hiçbir hazırlık ve plan yapmadan hemen başlayabilmek için birkaç üstün körü müşteri görüşmesine güvenip ürünlerini piyasaya sunmak isterler. Bunun yanında bir diğeri de sürekli planlarını iyileştirerek, varsayımlarını arttırarak daha detaylı analizler içerisinde kendilerini bulmaktadırlar. Bu da kendilerini analiz felcine götürmektedir. Bu durumda yapılması gereken üstün körü bir başlangıç yapmak da olmamalı, analiz felcine yakalanıp sürekli mükemmeli aramaya çalışmak da olmamalıdır.  

Bunların yanında müşterileri ilk elden anlamak oldukça önemlidir. O sebeple yalın bir girişim müşterileri gidip yerinde görmeden ürün ile ilgili bir karar vermez.  Eğer girişimci iseniz, bir şeyleri varsaymak veya başkalarının raporlarına güvenmek yerine doğrudan müşterilere sormalı ve onlar ile görüşüp karar vermelisiniz.

Kitapta elbette çok fazla örneğe atıfta bulunup yukarıda anlatılanları detaylı olarak bizler ile paylaşıyor. Eğer bir özet yapmam gerekirse; yalın startup, küçük ekipler ile kısa döngülerde, yeni özelliklerin veya MVP nin müşteriler tarafından nasıl görüldüğünü anlamaya yarayan hızlı testlerin yapılabildiği, müşterilerle doğrudan iletişimin kurulduğu, ekiplerin hızlı ve inisiyatif gerektiren kararları alabildiği, makul veri ile makul zamanlarda iş modelinin korunması veya pivot edilmesi kararlarının verilebildiği,  böylece zamanın ve sermayenin israf edilmediği yenilikçi bir anlayıştır. Bunu hayata geçirebilmek için küçük bir girişim olmak zorunlu değildir. Büyük organizasyonlar da bu yöntem ile ürün geliştirebilirler. 

Hepinize iyi okumalar dilerim.

18 Kasım 2018 Pazar

Fintech'lerin Bankalar ile İlişkilerinin Değerlendirilmesi

Merhaba kıymetli okurlarım,

Son dönemlerin en popüler konularından birini bugün yazmak istiyorum. Birçok şirkette olduğu gibi bankacılıkta da birçoğumuzun gündeminin önemli kısmını Fintechler meşgul etmektedir. Fintechler ile ilgili birçok yazı okuyup, bunlar ile ilgili birçok konferansa katılıyoruz. Peki madem bu kadar önemli, nedir bu fintechler?


Fintech kelimesi İngilizce Finance ve Technology kelimelerinin kısaltılmış halinden oluşmaktadır. Türkçemizde Fintek olarak kullanılsa da genellikle Fintech ismi ile daha çok karşılaşmaktayız. Ben de bu sebeple bu yazımda Fintech kelimesini tercih ettim.


Fintech denildiğinde herkes kendisine göre bir tanım yapıyor. Finansal teknoloji şirketleri diyen var, teknolojiyi üretip işletmelere sunan şirketler diyen var, girişim şirketlerinin finans işi yapanları diyen var. Peki, en doğru tanım ne diye düşündüğümüzde Gartner'ın tanımlamasının çok daha kapsamlı olduğunu düşünüyorum. Gartner'a göre Fintech;


"Finansal hizmetlere yenilikçi yollarla yaklaşan ya da banka ürün / hizmetlerinin üretilme, dağıtılma veya gelir oluşturma şeklini kökten değiştirebilen, yeni dijital teknolojiler sunan startup teknoloji sağlayıcılarıdır."


Bu tanımdaki en önemli hususlardan biri bu oluşumların aslında birer startup olmalarıdır. Yani birer girişim. Bir fikirleri var, bu fikirleri için basit anlamda bir ürün veya hizmet tasarlamışlar belki de bunu müşterilerinin hizmetine sunmuşlar ama bunu yaygınlaştırabilmek için büyük işletmelerin desteğine ihtiyaç duyuyorlar. İşte bu noktada bankalar ile Fintechlerin bir araya gelmeleri önemli hale geliyor. 


Önceleri bankalar Fintechlere büyük bir tehdit gözü ile bakıyorlardı. Fakat son dönemde bu algılarında önemli değişiklikler olmaya başladı. Şimdilerde bu firmaları daha çok birer hizmet sağlayıcı olarak konumlandırmaya başladılar. Yalnız halen bankaların üst düzey yöneticilerine göre bunlar iş modellerini baştan aşağıya değiştirme noktasında büyük bir tehdit olmaya devam ediyorlar. Bununla ilgili yapılan bir araştırmanın sonuçlarını aşağıda veriyorum.



Şekil 1. Finans Kuruluşları için En büyük Yıkıcı Etkiler
(Kaynak: KPMG)
Böyle bir ortam varken ve halen Finteklerin bir tehdit mi yoksa bir fırsat mı olduğu anlaşılmamışken bankalar neden bu işletmeler ile çalışıyor dediğinizde karşınıza aşağıdaki tablo çıkıyor. Bu işletmelerin bankalara özellikle müşteri deneyimi alanında önemli katkıları olduğu görülüyor. 


Şekil 2. Neden Fintechler ile Çalışılıyor?
(Kaynak: KPMG)
Fintechler ile çalışmak aslında karşımıza bazı riskler ve fırsatlar getiriyor. Bu işletmelerin çevik, verimli ve yenilikçi olmaları bankalarımızın mevcut organizasyonlarına değer katarken; birkaç insana bağımlı olmaları, iş modellerinin tam oturmamış olması ve güvenlik sorunları ise bankalar için risk teşkil ediyor. Bankalar genellikle tek bir alana odaklanmış olan bu girişimler ile hızlı ve müşteri deneyimini merkeze alan çözümler üretmeyi planlıyorlar. Öbür taraftan da fikirlerine çoğunlukla aşık olan girişimciler ile bankaların anlaşması da her zaman kolay olmuyor. 

Bazı bankalar Fintechlere sadece bir iş alanındaki bir çözüm sağlayıcı olarak bakmıyorlar ve onlara yatırım yapmayı da düşünüyorlar. Özellikle yeni bir iş modelinin test edilmesi, müşteri verilerine ulaşmanın hızlı bir yolu olmaları ve kurumsal yapılarda inovasyon süreçlerinin sekteye uğraması bankaların Fintechlere yatırım yapıp bu işletmeleri yeni fikirlerin doğması ve olgunlaşması için birer merkez olarak konumlandırıyorlar. 


Peki Fintechler bankalarla özellikle hangi alanlarda işbirliği yapabiliyorlar dediğimizde aşağıdaki iş alanlarının gündeme geldiğini görüyoruz:


  • Kredi kullandırma
  • Ödeme hizmetleri
  • Para transferi
  • Robo-danışmanlık
  • Dijital bankacılık
  • Sigorta hizmetleri temini
  • Mevzuat ve regülasyon hizmetleri temini
  • Blockchain
Bu yazımda Fintechlerin Bankalar ile olan ilişkilerinde kısa bir bilgilendirme yapmaya çalıştım. Bu ilişkilerin boyutları ve nedenleri göz önüne alındığında ileride bankaların bu ilişkileri daha fazla kullanmak isteyeceklerini düşünüyorum. Bu sayede bankalar kendi öz işlerine dönecek ve birçok konuda Fintechlerden destek alacaklar.