katılım bankacılığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
katılım bankacılığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ekim 2014 Cuma

Dünyada İslami Bankacılığın Geldiği Son Nokta

Giriş
Dünyada İslamî Finans kurumları ile ilgili çalışmalar ilk olarak 1960lı yıllarda başlamıştır. Mısırda bir kasabada 1963 yılında Ahmed en-Naccar tarafından kurulan banka, ilk İslamî banka örneğidir.  1971 yılında Mısırda devlet desteğiyle kurulan  Nasr Sosyal Bankası”  ilk faizsiz ticarî banka örneğidir.  1974 yılında İslamî Kalkınma Bankası’nın kurulmasını takiben kurulmaya başlayan İslamî bankalar Mayıs 2013 itibariyle,  yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşmıştır. 2010’da dünya çapında 300 İslami banka ve finans kurumu bulunuyorken, bunların varlıklarının 2013 yılı itibariyle 1 trilyon dolara ulaşacağı öngörülüyordu. Bu gün itibariyle ise bu rakamın fazlasıyla üstüne çıkıldığı görülmektedir.
Türkiye’de Katılım Bankacılığı
Günümüzde Türkiye’de dört Katılım Bankası faaliyet göstermektedir. Bu bankalar 5411 sayılı bankacılık kanununa tâbidir.  Ayrıca bu bankalardaki hesaplar TMSF güvencesi altına alınmıştır. Katılım bankaları 2005 yılında yapılan düzenlemeden sonra hızlı bir şekilde büyümeye başlamışlardır. Katılım bankalarının aktif toplamı 2012 yılı sonu itibariyle yaklaşık 70 milyar TLye ulaşmıştır. Aktiflerin bankacılık sektöründeki oranı 2005 ve 2012 yılları arasında % 2.60dan %5.35e yükselmiştir. Yine aynı dönemde katılım bankaları şubeleşme konusunda hızlı bir gelişme göstermiş; 2005 yılında 290 olan şube sayısı 2012 sonu itibariyle 829a ulaşmıştır.
Malezya’ da Katılım Bankacılığı
Malezya İslamî finans konusunda önde gelen ülkelerdendir. Ülkede konvansiyonel bankacılık ve İslamî bankacılık paralel olarak gelişmiştir. Ülkede 2012 yılı itibariyle İslamî bankacılığın büyüklüğü sektörün %20sine ulaşmıştır. Bu oran İslam ülkelerinin toplamında yüzde 12 düzeyindedir.  Ülke ayrıca sukuk konusunda da diğer ülkelerden ileridedir. 2012 yılının ilk 9 ayında dünya genelinde ihraç edilen yaklaşık 130 milyar dolar değerinde sukukun 100 milyarlık kısmı Malezya tarafından ihraç edilmiştir.
İran’da Katılım Bankacılığı
İran İslami Finansın en büyük merkezlerinden birisidir.  Ülkede bankacılık sektörünün tamamı İslami Finans kurallarına göre yapılandırılmıştır. İran’da 2011 yılı itibariyle bankacılık sektörünün yaklaşık 390 milyar dolar büyüklüğe sahip olduğu tahmin edilmektedir. Bu rakam dünyadaki toplam İslami Finans varlıklarının %40ının İran’da bulunduğunu göstermektedir. Ülke bu büyüklüğe paralel olarak en büyük İslami Bankalara ev sahipliği yapmaktadır.  “Bank Melli İran”,  “Bank Mellat”  ve  “Bank Sederat İran”  başta olmak üzere dünyadaki en büyük on İslami Bankadan yedisi İran’da faaliyet göstermektedir.
Hong Kong’da Katılım Bankacılığı
Hong Kong’da İslamî Finans işlemleri 2008 yılından itibaren hız kazanmıştır.  Bu dönemde Malezya merkezli şirketler tarafından ihraç edilen sukuk senetleri ülke borsasında işlem görmeye başlamış ve aynı yılda ülkede Arapça Şeriat ve İslamî Finans alanında eğitim vermek üzere İslamî İlimler Enstitüsü kurulmuştur. 2012 yılında Hong Kong hükümeti tarafından İslamî Bono ihracına yönelik kanuni düzenlemeler hazırlanmaya başlanmış ve hazırlanan yasa teklifi 2013 Ocak ayında meclise sunulmuştur.
Körfez Ülkeleri’nde Katılım Bankacılığı
İslamî Finansın en çok geliştiği bölge olan körfez ülkeleri özellikle son yıllarda bu alanda merkez olma çabasındadır.  Bölge ülkelerinde İslamî finansın bankacılık sektöründeki payı  %20nin üzerindedir.  Suudi Arabistan  %35 İslami Bankacılık oranı ile bölgede İslami Finansın en çok geliştiği ülkedir. 2012 yılında ihraç edilen sukuk sertifikalarının yaklaşık  % 20si bölge ülkeleri tarafından ihraç edilmiştir. Ayrıca son yaşanan global kriz sonrası finans sektörünün gündemine gelen İslamî Finansın gelişimi sürecinde, başta Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Körfez Ülkeleri bu alanda bölgesel güç olma amacıyla çalışmaktadırlar.
İngiltere’de Katılım Bankacılığı
İngiltere İslamî Finansın batı ülkelerindeki merkezi olma amacı taşımaktadır.  İslamî finansın ve bankacılığın bu ülkede tarihi 1960lara değin gitmektedir.  Fakat kavramın öneminin tam olarak anlaşılması 1990lı yıllarda Bank of England’ın başına  Lord  Eddie Georgeun  gelmesiyle  olmuştur.  İngiltere’nin İslamî Finansın önemli oyuncularından birisi olmasının iki önemli sebebi bulunmaktadır: Bunlardan ilki, İngilterede 1990lı yıllarda yerleşik yaklaşık 1.75 milyon Müslümanın İslamî Finans ürünlerini talep etmeleridir. İkincisi ise, Barclays Bankasından Andrew Buxtonın, Gatehouse Bankasından Richard Thomasın ve HSBC Bankasından Iqbal Khanın bu konuda liderlik etmesidir. Tüm bunların yanında, İngiltere Hükümeti İslam dünyasına olumlu yaklaşmıştır.  Yapılan yasal düzenlemelerin ardından ülkede 21 banka İslami bankacılık hizmetleri sunmaya başlamıştır. Günümüze gelindiğinde, Mart 2013te İngiltere Ekonomi Bakanlığı bünyesinde bir ekip oluşturulmuştur. Ayrıca 2013 yılı itibari ile 34 milyar dolar değerinde sukuk Londra Borsasında işlem görmektedir.  Bunun yanında, Qatar Islamic Bankın  (QIB)  sahibi olduğu Islamic Bank of Britain 2004 yılından beri İngilterede hizmet vermektedir. Bu gelişmeler ışığında İslami Bankacılığın gelecek yirmi yıllık dönemde yıllık  %3.4 oranında büyüyeceği tahmin edilmektedir.
 
Endonezya’da Katılım Bankacılığı Hamlesi
Güney Asya’nın en büyük ekonomisi olan Endonezya, Dünyanın en büyük İslami Bankacılık piyasası olan Malezya’ya yetişebilmek için kendi İslami finans endüstrisini geliştirmenin yollarını aramaktadır. Bu girişim, 2009 yılının ilk çeyreğinde satışların yüzde 9 düşmesinden sonra İslami Bankacılık sektöründeki gelişmeyi desteklemek için gerçekleştirilmiştir. Uluslararası İslami Finans Marketi’ne göre 2008 yılına kadar 8 yıl içerisinde İslami Bankacılık sektörü 111,9 milyar dolara ulaştı. İslami Bankacılık sektöründe tedavüle sokulan bu paralar gelişmekte olan bu sektöre yön vermeyi amaçlamaktadır. Endonezya’nın İslami bankacılık varlıkları 2009 yılı sonu itibari ile toplamda 8 milyar dolarken, Malezya’nın faizsiz bankacılığa uygun şekildeki bankacılık değeri 93 milyar dolar olup bu miktar sektörün yüzde 19,6’sını oluşturmaktadır.
 
Hazırlayan: Muhammed Oral

19 Ağustos 2014 Salı

Katılım Bankacılığı Üniversite İşbirlikleri

Katılım Bankacılığı o zamanki adıyla Özel Finans Kurumları 2000 yılında tüm bankacılık pazarından sadece %1 pay almaktaydı. Şubelerinin oldukça az sayıda olması, sadece en büyük merkezlerde bulunması ve yetişmiş insan gücünün yeterince olmaması sebepleri ile 2000’li yılların başına kadar önemli bir atılım gerçekleştirememişlerdi. Bu atılımı gerçekleştirememelerinin ardında bir de çok dar bir müşteri segmenti ile çalışmaları da önemli bir sorun olarak görünmelidir. Dışa açılımlarını yeterince tamamlayamamış, topluma kendilerini yeterince anlatamamış ve en önemlisi toplumun kendilerine olan doğru veya yanlış tepkilerine yeterince çözüm üretememiş bir katılım bankacılığı vardı.
2000 yılların başından itibaren katılım bankalarının da ülkemizdeki önemi gittikçe artmaya başlamıştır. Özellikle aralarındaki rekabetin gün gittikçe artması, daha gelişmiş insan gücü ile çalışmaya başlamaları ve bence en önemlisi 5411 sayılı bankacılık kanunu kapsamına girmeleri bu gelişimi önemli ölçüde hızlandırmıştır.
2014’e gelindiğinde ülkemiz bankacılık piyasasından kredi, mevduat ve aktif büyüklüğü açılarından yaklaşık ortalama %6 gibi bir paya erişmiş olan katılım bankacılığı sektörü 2023 için kendilerine %15 gibi bir Pazar payı öngörmektedir. Bu hızlı gelişimi gerçekleştirebilmek de ancak yetişmiş insan gücünün bankalara kazandırılması, burada tutunmalarının sağlanması ve akabinde kendilerine pozitif kariyer olanaklarının sunulması ile mümkün olabilecektir.
Ülkemizdeki iyi üniversitelerin son yıllarda bu bankacılık türüne olan bakış açılarında da ciddi bir değişim gözlemlenmektedir. Son birkaç yıla kadar katılım bankalarının ne tür bir aktivite içinde olduğunu anlamayan veya araştırmadan ezbere konuşan bir çok akademisyen son yıllarda özellikle öğrencileri için ciddi bir iş imkânı olmasından dolayı bu sektöre karşı çok daha olumlu bir tutum içinde girmişlerdir.
Burada önemli olan yapılan işe inanmaktır. Ama daha önemlisi yapılan işe saygı duymaktır. Bu sistemi eksikliklerinden dolayı eleştiren birçok insanın yapılmak istenenleri düşünüp özde iyi niyetli olan katılım bankacılığı uygulamalarına saygı duymaları ve eksikleri varsa da bunları yapıcı şekilde çözmeye yardımcı olmaları gerekir. Burada kesin olan bir şey vardır ki, bu sektörün ileride çok daha hızlı şekilde büyüme ihtiyacı vardır, bu ihtiyaç da yeni istihdamı beraberinde getirecektir. İstihdam da en temelde üniversitelerin en büyük sorunu olan öğrencilerini doğru bir işe yerleştirme problemine çözüm üretmektedir. Bu durumda üniversitelerin bunun bilincinde olarak katılım bankaları ile birlikte çalışmayı onların ihtiyaçlarına çözümler üretmeyi de düşünmeleri gerekir. Hali hazırda tamamen katılım bankalarının üstünde olan yeni işe alınan çalışanlara faizsiz bankacılık prensiplerini öğretme görevleri böylece en azından lisans zamanında üniversiteler tarafından bir ölçüde üstlenilebilir. Üniversiteler öğrencileri bu konuda yönlendirebilir, teşvik edebilir. Burada üniversiteler tarafından aşağıdaki konularda girişimler gerçekleştirilebilir:
-          TKBB veya katılım bankaları ile bir araya gelip onların temel eğitim problemlerini tespit etmek
-          Üniversitelerde seçmeli katılım bankacılığı dersleri açmak ve buralara katılım bankacılığı dünyasından profesyonelleri çağırıp ders vermelerini istemek
-          Kısa süreli eğitim/ sertifika programları düzenlemek
-          Konu üzerine çeşitli yarışmalar düzenlemek ve bunların bütçesini katılım bankalarından talep etmek
-          Kısa veya uzun süreli staj imkânlarını katılım bankaları ile görüşüp öğrencileri buralara yönlendirmek
Yukarıda belirttiğimiz bazı uygulamalar bazı katılım bankaları tarafından kullanılmaktadır. Fakat bunların yaygınlaşması gerekmektedir. Bu ve buna benzer şekilde alınan aksiyonlar ileride bu sektörde çalışmaya çok daha bilinçli şekilde karar vermiş, kendini geliştirmiş, ne istediğini bilen bireyler olarak karşımıza çıkacaktır. Burada sadece üniversitelere değil katılım bankalarına da büyük görevler düşmektedir. Unutulmaması gereken konu şudur ki, bu sektör büyüyecekse yeni istihdamlarla, yeni yetişmiş bireylerle büyüyecektir. Bunun yolu da işe alımdan değil daha en başta üniversiteden geçmektedir.