Merhaba, bugün Laszlo Bock’un Work Rules! Yani “İş Kuralları” adlı kitabını özetlemeye gayret edeceğim. Bock Google’da İK yöneticisi olarak işe girdikten sonra Google’da yaşanan gelişmeleri ve bunların çalışanları üzerindeki etkisini inceler. Kitabın temel düşüncesi, başarılı bir organizasyonun çalışanlarını sürekli kontrol ederek değil, doğru insanları seçip onlara güvenerek ve gelişebilecekleri bir çalışma ortamı yaratarak kurulabileceğidir. Bock, Google’daki deneyimlerinden hareketle insan yönetimine ilişkin on temel kural ortaya koyar.
İlk kural, işe anlam
kazandırmaktır. İnsanlar yalnızca maaş almak için çalışmazlar. Yaptıkları
işin daha büyük bir amaca hizmet ettiğini hissetmeleri, motivasyonlarını ve
bağlılıklarını artırır. Bu nedenle yöneticinin görevi yalnızca çalışanlara ne
yapacaklarını söylemek değil, yaptıkları işin neden önemli olduğunu da
anlatmaktır. Çalışan, yaptığı iş ile kurumun amacı arasındaki bağlantıyı
görebilmelidir. Adam Grant’ın “Vermek ve Almak” adlı kitabında anlatıldığı gibi
çalışanlara doğrudan faydalı oldukları insanlar gösterildiğinde
performanslarının arttığı ortaya çıkmıştır.
Google’ın misyonu dünyanın tüm
bilgisini düzenlemek ve herkesin hizmetine sunmaktır. Burada karlılık veya
satıştan bahsedilmez, gerçek müşteri ihtiyacı gösterilir.
İkinci kural insanlara
güvenmektir. İyi insanları işe aldıktan sonra onların her hareketini
kontrol etmek bir çelişkidir. Bock, çalışanlara mümkün olduğunca karar verme
özgürlüğü verilmesini ve bunun karşılığında sorumluluk beklenmesini savunur.
Güven, kontrolün tamamen ortadan kaldırılması anlamına gelmez; kontrolün yerine
şeffaflık, ölçüm ve sorumluluk mekanizmalarının konulması anlamına gelir.
Google’da güç ve yetki bilinçli
şekilde yöneticilerden çalışanlara doğru kaydırılmıştır. Yöneticilerin takımlara
hizmet etmesi gerektiği söylenmiştir. Yönetici engelleri kaldıran ve takımına
ilham verendir. Çalışanlar işi sahiplenir ve birer kurucu gibi davranırlar.
MIT’de yapılan bir araştırmaya
göre daha fazla serbesti tanınan çalışanların normal çalışanlara göre 2x daha
fazla üretken olduğu görülmüştür. Microyönetim (micromanagement) yönetememektir
(mismanagement)
Şirkette işe başlayan tüm
mühendisler neredeyse tüm kodlara erişebilir hale gelmektedir.
Üçüncü kural, kendinizden daha
iyi insanları işe almaktır. Bir yöneticinin amacı kendisinden daha az
yetenekli insanlarla güçlü görünmek değil, kendisinden daha yetenekli
insanlardan güçlü bir ekip oluşturmaktır. Yönetici her konuda en iyi kişi olmak
zorunda değildir. Asıl başarısı, farklı alanlarda kendisinden daha iyi
insanların birlikte çalışabileceği bir ekip kurabilmesidir.
Bock’a göre bir şirketteki en
önemli faaliyet doğru insanı işe almaktır. İyi bir çalışan vicdanlı ve mütevazı
olmalıdır. Bunlar Bock’a göre en önemli kişisel özelliklerdir. Google’a bir
senede başvuran insanların kabul oranı %0.25 (2012) iken bu oran Harvard’da %6
seviyesindedir.
Gates’a göre iyi bir tornacı ile
kötü bir tornacı arasında birkaç kat değer farkı olabilir ama iyi bir yazılımcı
ile iyi olmayan arasında 10.000 kat değer farkı vardır. Bir takım üyesi için
aynı takımdan kaç kişiyi feda edebilirsin diye sorulduğunda eğer 5 ve üzeri ise
o zaman o insana çok az maaş ödüyorsunuz demektir.
İyi bir yöneticinin 10 temel
özelliği şöyle sıralanmış; iyi bir koçtur, takımına mikroyönetim yapmaz, takım
üyelerine iyi davranır yakınlık kurar, verimlilik ve sonuç odaklıdır, dinler ve
bilgi paylaşır, kariyer yönetimine yardımcı olur, takım hakkında vizyonu ve
stratejisi vardır, önemli teknik becerileri vardır ve bu takımı olumlu etkiler.
Dördüncü kural, gelişim ile
performans yönetimini birbirine karıştırmamaktır. Performans
değerlendirmesi, çalışanın ne yaptığını ve ne sonuç ürettiğini değerlendirmeye
yöneliktir. Gelişim ise çalışanın gelecekte nasıl daha iyi olabileceğiyle
ilgilidir. Bu nedenle bir çalışanın gelişimi yalnızca yıllık performans
görüşmesine bırakılmamalı, yıl boyunca devam eden bir süreç haline
getirilmelidir. İyi yöneticinin görevi sadece performansı ölçmek değil,
insanlarının gelişmesine yardımcı olmaktır.
Beşinci kural, iki uca
odaklanmaktır. Bir organizasyonda en başarılı çalışanlara bakarak “Bunlar
neden bu kadar iyi?” sorusunu sormak gerekir. Aynı şekilde en düşük performans
gösteren çalışanlara bakarak da “Burada ne yanlış gidiyor?” sorusunu anlamaya
çalışmak gerekir. En başarılı çalışanların nasıl çalıştığını anlamak, bu
davranışların başkalarına aktarılmasını sağlayabilir. Düşük performans
gösterenlerde ise sorun kişinin kendisinde mi, yöneticisinde mi, süreçte mi
yoksa sistemde mi, bunu anlamak gerekir.
Google’dakinin aksine GE şirketinde
70-20-10 kuralı işler. Buna göre çalışanların en iyi performans gösteren %20 si
bir tarafta %10 u diğer taraftadır. Her sene %20 ye çeşitli ödüller verilirken %10
ile yollar ayrılır. Bu durum şirkette hep bir gerginlik yaşanmasına neden olur.
Altıncı kural, tutumlu ama
cömert olmaktır. Her konuda daha fazla para harcamak iyi bir çalışan
deneyimi yaratmanın tek yolu değildir. Kaynakların gereksiz yere
kullanılmasından kaçınırken, çalışan açısından gerçekten değer yaratan
konularda cömert davranmak gerekir. Burada önemli olan harcamanın miktarı
değil, çalışan üzerinde yarattığı etkidir.
Yedinci kural, ilk bakışta
oldukça sıra dışı görünen “adil olmayan şekilde ücretlendir”
yaklaşımıdır. Bock’un burada anlatmak istediği, herkese aynı şeyi vermenin her
zaman adalet anlamına gelmediğidir. Çalışanların şirkete yaptıkları katkı aynı
olmayabilir. Çok büyük değer yaratan bir çalışanın, ortalama katkı sağlayan bir
çalışanla tamamen aynı şekilde ödüllendirilmesi de adil olmayabilir.
Dolayısıyla ödüllendirme, mümkün olduğunca katkı ve performans farklılıklarını
yansıtmalıdır.
Silicon Vadisi terminolojilerinden
biri acqu-hiring yani satın alma ile şirketinizde çalışma ihtimali olmayan
insanları işe almaktır. Üst düzey bir çalışan daha az eğitime gereksinim duyar.
Bu da hem şirket maliyetlerini azaltır hem de eğitimi verecek olan iç insan
kaynağının zamanını daha efektif kullanmasına neden olur.
Sekizinci kural “nudge”, yani
hafifçe yönlendirmektir. İnsanların davranışlarını değiştirmek için her
zaman emir vermek veya kural koymak gerekmez. Bazen doğru davranışı
kolaylaştıracak bir ortam oluşturmak yeterlidir. İnsanların önüne doğru
seçeneği daha görünür, daha kolay veya daha doğal hale getirerek davranışlarını
olumlu yönde etkileyebilirsiniz. Bu yaklaşım özellikle davranışsal ekonomi ve
insan psikolojisinden yararlanır.
Dokuzuncu kural, artan
beklentileri yönetmektir. Bir şirkette çalışanlara daha fazla özgürlük,
daha iyi imkanlar veya daha fazla hak verdikçe bunlar zamanla yeni normal
haline gelir. Başlangıçta büyük bir ayrıcalık olarak görülen şey, bir süre
sonra çalışan tarafından doğal bir hak olarak algılanabilir. Bu nedenle
yöneticilerin sürekli daha fazlasını vermek yerine, beklentileri doğru
yönetmesi ve yapılan uygulamaların nedenlerini açıkça anlatması gerekir. Ayrıca
her uygulamanın bir deney olabileceğini ve gerektiğinde değiştirilebileceğini
kabul etmek önemlidir.
Son kural ise işten keyif
almaktır. Bock’a göre çalışma hayatı yalnızca performans, hedef ve
sonuçlardan ibaret değildir. İnsanların yaptıkları işten keyif almaları,
birbirleriyle iyi ilişkiler kurmaları ve çalışma ortamında pozitif bir kültür
oluşması da önemlidir. Ancak bu süreç burada bitmez. İnsan yönetimi sürekli
devam eden bir döngüdür ve bu nedenle tekrar birinci kurala, yani işe anlam
kazandırmaya dönmek gerekir.
Kitabın bütününü bir araya
getirdiğimizde Bock’un temel mesajı şudur: Doğru insanları seçin, onlara
güvenin, yaptıkları işe anlam kazandırın, gelişmelerine yardımcı olun, yüksek
performansı ödüllendirin ve bütün bunları sürekli öğrenen bir organizasyon
kültürünün parçası haline getirin.
Google’ın yayımladığı “Bildiğimiz
10 Gerçek” de şunlardan oluşmaktadır:
·
Müşteriye odaklan, diğer işler onu takip eder
·
En iyi şey bir şeyi gerçekten en iyi şekilde yapmaktadır.
·
Hızlı yavaştan iyidir.
·
Web’te demokrasi işler.
·
Bir yanıta ihtiyaç duyduğunuzda masanızda olmak
zorunda değilsiniz.
·
Kötü şeyler yapmadan da para kazanabilirsiniz.
·
Her zaman daha fazla bilgi vardır.
·
Bilgiye ihtiyaç sınırları aşar.
·
Takım elbise olmadan da ciddi olabilirsiniz.
·
Mükemmel yeterli değildir.
Bence kitabın en güçlü tarafı da
burada ortaya çıkıyor: Yöneticinin işi insanları yönetmekten çok, insanların
en iyi performanslarını ortaya koyabilecekleri ortamı yaratmaktır.