19 Temmuz 2012 Perşembe

Faizsiz Bankacılık Araçları

Ülkemizdeki adıyla Katılım Bankacılığı veya dünyadaki ismi ile faizsiz bankacılık temelde Kuzey Afrika ve Orta Doğu (MENA) ülkelerinde olgunlaşmaya başladığından ve prensipleri de İslami metotları baz aldığından dolayı burada anlatılacak yöntemlerin hemen hemen hepsi Arapça isimler ile dünyada anılmaktadır. O sebeple bu yazımızda da bunların orijinal isimleri kullanılacaktır. Bu metotlar ile Katılım Bankaları fon toplama, yatırım, proje finansmanı ve bireysel ile kurumsal krediler gibi bir çok bankacılık dalında hizmet sunabilmektedirler.
Bankaların temel işlevinin fon arz edenler ile fon talep edenler arasında bir köprü vazifesi görmek olduğunu bildiğimizden, Katılım Bankaları’nın da fon toplama ve fon kullandırma ile ilgili yöntemlerine değinmekte fayda bulunmaktadır. Katılım Bankaları’nın en temel fon toplama metodu mudarabadır. Mudaraba, bir tarafın emek ve bilgi (emek ve bilgi koyana mudarip denmektedir), diğer tarafın da sadece sermaye koyarak yürüttükleri bir faaliyet türü olarak tanımlanabilmektedir. Mudaraba iş ortaklığı, kar zarar ortaklığı olarak da nitelendirilebilmektedir. Emek, bilgi ve tecrübesini ortaya koyan aynı zamanda işin yönetimini de üstlenmektedir. Söz konusu ortaklıkta elde edilecek karın paylaşımı anlaşma ile en başta belirlenmektedir. Bu sebeple girişilen işte oluşacak sonuç (kar veya zarar) en başta bilinmiyor olsa da sonuç ne olursa olsun paylaşma şekli belirlidir.
Günümüzde mudarabanın uygulanış şekli ise müşterinin fonunu sermaye şeklinde bankaya yatırması ve bankanın da emek ile bilgisini ortaya koyması şeklinde oluşturulan birliktelik sonucu elde edilen karın veya zararın paylaşılmasıdır. Her banka veya ticari işletme gibi Katılım Bankaları da kar etmek için kurulmuşlardır. Bu sebeple topladıkları fonu uygun projelerde kullandırıp kar sağlamalı ve böylece mudaraba yöntemi ile kurdukları ortaklıklara kar ettirmelidirler. Tabii karın bir kısmını da kendileri almalıdırlar. Örneğin oluşan 100 birimlik karın 85 birimi müşteriye (mudarabadaki sermayedar) geri kalan 15 birimi de kendilerine kalmaktadır. Tabii anlaşılan bu dağıtım mutlaka mudaraba ortaklığının kurulmasından önce yapılmalıdır. Burada oluşacak kar rakamı belirsiz (kar paylaşım oranı belirli fakat ne kadar kar edileceği belirsizdir) olduğundan Banka ne kadar kar payı ödemesi yapacağının garantisinin veremez. Bu husus Katılım Bankaları ile Mevduat Bankalar’ını birbirlerinden ayıran en temel konulardan bir tanesidir.
Sermeyedarların (müşterilerin) fonlarını değerlendirmelerinin bir başka yolu da Vekalet metotudur. Bu metoda göre sermaye sahipleri bir vekil (Katılım Bankası) aracılığı ile vekilin belirleyeceği yatırım alternatiflerinde fonlarını değerlendirme olanağı bulabilmektedirler. Bu metodun mudarabadan en önemli farkı vekil olarak faaliyet gösteren Katılım Bankası’nın mudarip vazifesi görmeden sadece işlemlere aracılık yapıp müşterinin fonlarını doğrudan uygun projelere yönlendirilmesini sağlamasıdır. Bu işlemden bankanın kazancı almış olduğu vekalet veya aracılık ücretidir.
Son zamanlarda ismi sıkça duyulmaya başlanan fon toplama yöntemlerinde biri de Sukuk’tur. Tahvil ve bono gibi faizli yatırım enstrümanlarına faizsiz bankacılıkta geliştirilen Sukuk ile bir alternatif yaratılmasına çalışılmıştır. Sukuk, finansal sertifikanın Arapça adıdır ve faizsiz bono olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle sukuk faiz ödemeyi veya faiz masrafı yüklemeyi yasaklayan İslam hukuku prensiplerine uyan menkul kıymetlerdendir. En basit şekliyle sukuk bir varlığa sahip olmayı veya ondan yararlanma hakkını göstermektedir. Sukukta yer alan hak sadece nakit akışı hakkı değil aynı zamanda mülkiyet hakkıdır. Bu, sukuku geneleksel bonolardan farklılaştırmaktadır.
Temel fon toplama yöntemlerinden bahsettikten sonra şimdi de fon kullandırma veya finansman yöntemlerine bakmak gerekmektedir. Yukarıda mudarabayı anlatırken belirtilen, toplanan fonun uygun projelerde kullanılması için de uygun bir finansman yöntemi bulunmalıdır. Bu yöntemlerden en fazla kullanılanı murabaha yöntemidir. Murabaha, satıcının satışa konu ürünün maliyet fiyatına belli bir kar ekleyip satışı gerçekleştirmesi anlamına gelmektedir. Her murabaha işleminde müşterinin de bilgi sahibi olduğu belirli bir maliyet bulunmaktadır. Bu maliyet ve murabaha satışını yapan kurumun giderlerinin üzerine bir kar eklenerek murabaha satış bedeli bulunmaktadır (müşteriye satış bedeli). Bu satış bedeli müşteriden peşin tahsil edilebileceği gibi taksitler halinde veya ilerleyen zamanlarda yapılacak bir veya bir kaç büyük meblağlı ödeme ile de tahsil edilebilir. Buradaki temel konular; müşterinin malı beğendikten sonra satıcı ile anlaşma veya sözleşme yapmaması, ilgili anlaşmayı Katılım Bankası’nın yapıp malı satın alıp daha sonra müşterisine vadeli ve karlı olarak satmasıdır. Örneğin 10.000 TL’ye mobilya almak isteyen bir müşteri Katılım Bankası’na ilgili malı almasını söyler. Katılım Bankası bunu 10.000 TL ye alır ve 12.000 TL’ye 12 ay vadeli olarak müşterisine satar. Müşteri böylece aylık 1.000 TL’yi Katılım Bankası’na öder. Diğer bir önemli husus da Katılım Bankası’nın ödemeyi sadece satıcıya yapabilmesidir. Ödeme kesinlikle müşterinin hesabına yapılmaz. Bu sebeple Katılım Bankaları nakit finansman sağlayamazlar. Bir başka konu da Katılım Bankası müşteriye malı 12.000 TL’ye sattığından ileride piyasada oluşan dalgalanmalardan veya likidite sıkıntılarından dolayı ne borcu erken çağırabilir ne de borcu yükseltebilir. Bu durumda müşteri bu tür olumsuzluklarda güven içinde olmaktadır.
Bir diğer önemli finansman metodu da icaradır (kiralama). Literatürde İcara ve iktina olarak geçen bu faaliyette müşterinin talebi üzerine banka tarafından alınan varlıklar vade sonunda sahipliği müşteriye geçmek koşulu ile talepte bulunan müşterilere kiralanmaktadır. Uygulamada daha fazla görülen bu kiralama türü finansal kiralama olarak adlandırılmaktadır. Ülkemiz mevzuatında finansal kiralama kanunu ile düzenlenmiş olan ve Mevduat Bankaları’nın Bankacılık Kanunu’nda geçen hükümler sebebiyle uygulayamadıkları bu finansman türü Katılım Bankaları’na avantajlar sağlamakta ve müşterilerine sundukları ürün alternatiflerini arttırmaktadır. Mevduat bankalarının finansal kiralama yapmak için ayrı kurumlar meydana getirmeleri gerektiği düşünüldüğünde Katılım Bankaları’nın söz konusu alanda önemli bir fırsata sahip oldukları da görülmektedir.
Bunlar dışında muşaraka, musavama, teverrük, selem, istisna gibi bir çok metot ile faaliyetlerini devam ettiren Katılım Bankaları’nın ilerleyen dönemlerde de Mevduat Bankaları’nın yöntemlerine çeşitli alternatifler ile rakip olacağı görülebilmektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder