6 Mart 2013 Çarşamba

Franchising Nedir?


Franchising kavramının tam olarak ne anlama geldiğinden bahsetmeden önce bu kavramın dilimize yabancı bir sözcük olduğunu ifade etmek gerekmektedir. Dilimizde tek bir kelime ile ifade edilmek istenirse imtiyaz olarak tanımlanabilecek olan Franchise kelimesi esasen İngilizce bir kelimedir.[1] Cambridge Sözlüğünün internet sayfasında da bu sözcüğün anlamının “işletmenin adını kullanarak belli bir bölge veya ülkede o işletmeye ait olan malları satmak”[2] olduğu görülmektedir. Aynı sözlükte franchising için de “franchise faaliyeti” olduğu ifade edilmiştir.[3]

Bu genel tanımlamaların ardından şimdi de ilgili terimin bir işletme sistemi olarak ne anlama geldiğinden bahsedilmesinde yarar bulunmaktadır. Buna göre franchising, “ticari anlamda büyük rekabet gücü ve pazar payı olan kendini ispat etmiş bir markanın desteği ve güvencesi tarafından, aynı sektördeki birbirinin benzeri firmalara mal ve hizmet dağılımına yönelik olarak belli bir bedel karşılığında sunulan destekler ve hizmetler bütünüdür” şeklinde tanımlanabilecektir.[4] Başka bir tanımda da “‘hak sahibine verilen para karşılığında belirli sınai hakları ticari alanda kullanma izni”[5] olarak geçmektedir. Bir de tebliğde nasıl tanımlandığına bakıldığında “son kullanıcılara malların yeniden satılması veya hizmetlerin sunumu için kullanılacak olan markalar, ticaret unvanları, mağaza işaretleri, faydalı modeller, tasarımlar, telif hakları, know how veya patentlere ilişkin fikri veya sınai mülkiyet haklarından oluşan bir sistemi ifade eder”[6] denmektedir. Bu geniş tanımlardan da anlaşıldığı gibi bir franchising faaliyeti çerçevesinde aşağıdaki unsurlardan bahsedilebilecektir:

§  Franchising belli piyasa üstünlükleri olan bir işletmenin kendi rızası ile ve belli bir bedel karşılığında destek veya hizmet sağlamasıdır.

§  Bu mutlaka bir sözleşme kapsamında yapılmalıdır.

§  Genellikle benzer sektörlerdeki firmalara yönelik verilen desteklerdir.

§  Franchising faaliyetinden istifade eden işletmenin ana işletmenin prensiplerine uygun hareket etmesi gerekir.

Bu kavramla birlikte ortaya çıkan diğer kavramlarında açıklanması gerekmektedir. Bu kavramlar ve tanımlamalarına aşağıda değinilmiştir:[7]

§  Franchisor: Bir ürüne, hizmete veya bilgi birikimine, bunlara ait kalitesi kanıtlanmış ve başarılı bir markaya/isme sahip olup da, bunların satış dağıtım veya işletme hakkını belirli bir bedel karşılığı veren taraf anlamına gelmektedir.

§  Franchisee: Doğrudan veya dolaylı bir malı bedel karşılığında franchisorun ticari adını/markasını, know-how'ını, iş görme ve teknik yöntemlerini, sistemini ve diğer sınai/fikri mülkiyet haklarının kullanımını üstlenen taraf demektir.

§  Franchisee Fee: Franchiseenin, isim, marka veya sistemi kullanma hakkı karşılığında franchisora ödediği başlangıç bedeli anlamına gelmektedir.

§  Royalty: Yıllık ciro ve kardan, anlaşmada belirlenen oranlarda yüzde olarak ödenen, bir lisans veya ticari marka sahibinin sahip olduğu hakları bir başkasına devretmesi karşılığında aldığı bedel demektir.

Franchising’in en önemli tarafı imtiyaz hakkını veren tarafın işin yönetim ve organizasyonu konusunda know-how yani bilgi ve destek sağlıyor olmasıdır. Bu bilgi elbette çok değerli bir bilgidir. Bunun sebebi franchisorun yıllarca süren bir çalışmalar sonucunda ve büyük miktarlarda maliyetlere katlanarak bu bilgi birikimini veya üretim modellerini geliştirmiş olmasıdır. İşte bu noktada fikri hakların bu kavramdan farklarına da değinmekte fayda bulunmaktadır. Bu sebeple fikri haklar aşağıda tanımlanmıştır

§  Lisans: Tescilli olan yada tescil başvurusu yapılan marka, patent, faydalı model yada endüstriyel tasarımların kullanma hakkının belirli bir süre için başka bir şahsa yada firmaya kiralanması işlemi lisans olarak tanımlanabilir.[8]

§  Marka: Bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar olabileceği gibi; malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaret[9] anlamına gelmektedir.

§  Patent: Türkiye’de ve dünyada yeni olan, sanayiye uygulanabilen ve tekniğin bilinen durumunun aşılması kriterine uygun olan buluşların sahiplerine, belirli bir süre (20 yıl) bu buluş konusu ürünü üretme ve pazarlama hakkının tanınmasıdır.[10]

 
Görüldüğü gibi fikri mülkiyete konu olan yukarıdaki haklar ile franchising kavramı arasında bazı yakınlıklar bulunmaktadır. Franchising her ne kadar patent veya marka olarak tanımlanamayacak olsa da lisans sözleşmesi kavramına yakınlıklar barındırmaktadır. Çünkü lisans kavramındaki gibi evvelce elde edilmiş olan bir bilginin veya uygulama biçiminin belli bir süre için kiralanması söz konusudur. Fakat bu kiralama sadece bir işletmeye değil bir ülkeden birçok işletmeye yapılabilecektir.

Franchising kavramı fikri haklar ile olan ilişkisinin yanında acentalık kavramı ile de karıştırılabilmektedir. Bu sebeple acenta kavramın açıklamalarını yapmak istersek “ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem gibi tabi bir sıfat olmaksızın bir mukaveleye dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimi bir surette ticari bir işletmeyi ilgilendiren akitlerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek edinen kimseye”[11] verilen isim olarak tanımlayabiliriz. Bu tanımdan da anlaşılabildiği gibi acenta tüm faaliyetlerini ana firmaya adamış bir şube gibi çalışan ve faaliyetlerin tamamından ana firmaya karşı sorumlu olan işletme anlamına gelmektedir. Buna örnek vermek gerekirse sigorta acentalarını gösterebiliriz. Sigorta acentaları farklı hukuksal kimlikler ile ana firmanın sigorta poliçelerini satmaya çalışan birer şube durumundadır. Faaliyetleri tamamen ana firmanın kontrolü altında bulunmaktadır. Bu özelliklerinden dolayı franchising almış olan bir işletmenin bağımsızlığını yaşayamazlar.
 
Acentalar kapılarına kendi isimlerini astıkları için franchise kavramı içinde değerlendirilememektedirler. Ayrıca acentelerden para alınmamakta, aksine acentalara kar bırakılmaktadır.  Acenta genel olarak toptancıdan kendi adına aldığı malı müşteriye satan, tamamen bağımsız üçüncü şahıs veya diğer bir deyişle üretici ile tüketici arasındaki aracıdır.  Franchisee ise isim hakkını satın aldığı markanın çatısı altında belli bir ürün veya hizmeti, belli standartlarda üreten veya pazarlayan yatırımcıdır.  Franchisee acenteden farklı olarak markayı kullanmak için başlangıçta veya franchising sözleşmesi boyunca bir bedel öder.[12]
Acenta gibi diğer benzer kavramlarla da farklarının ortaya çıkartılması için aşağıdaki şekil oldukça faydalı olacaktır. Buna göre işletme faaliyeti üzerinde en az faaliyet özgürlüğüne sahip olan acenta iken en fazla faaliyet özgürlüğüne sahip işletme, iştirak olarak görülmektedir. Fakat bunun yanında acenta çok düşük bir risk derecesi ile çalışırken iştirak riskli bir ortamda faaliyetlerini sürdürmektedir.
 


[1] Rıfat Cebeci, Franchising Rehberi, Ankara, KOSGEB, 2005, s. 4.
[2] Cambridge Dictionary, “Franchise”, http://dictionary.cambridge.org/define.asp?key=30907&dict=CALD
[3] Cambridge Dictionary, “Franchising”, http://dictionary.cambridge.org/define.asp?key=30907&dict=CALD
[4] KOBITEK, “Franchising”, http://www.kobitek.com/makale.php?id=18
[5] Cebeci, a.g.e., s. 5.
[6] 1998 / 7 nolu Franchise Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği, m.3.
[7] Cebeci, a.g.e., s. 5.
[8] Simaj Patent, “Lisans Sözleşmeleri,”http://www.simaj.com.tr/sozlesme_orta.htm
[9] Emre Alcan, “Marka ve Marka Hakkının Korunması,” http://www.hukukcu.com/bilimsel/kitaplar/marka_hakki_korunmasi.htm
http://www.turkpatent.gov.tr/tpe/index.jsp?sayfa=201
[11] 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m.116.
[12] İşletme Ekonomi Klübü, “Franchising”, http://iek.erciyes.edu.tr/makaleler/isletme/franchising.htm

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder