15 Şubat 2013 Cuma

Hedge Fon'lara Getirilen Olumlu ve Olumsuz Değerlendirmeler

Hedge fonların kurulmasının ardında elbetteki hem kuranlar hem de yatırım yapanlar için büyük kar elde etme beklentileri vardır. Fakat bunun yapılabilmesi için hedge fonların fayda maliyet analizinin de detaylı olarak yapılması gerekmektedir. Aşağıda bir hedge fona yatırım yapmak ile ilgili bir fayda maliyet analizi yer almaktadır. Buna göre özellikle fon yöneticisine bağlı stratejilere sahip olması, küçük ve kurumsal olmayan organizasyonlar olmaları ve mutlak getiri hedefine ulaşabilmek için zaman zaman agresif davranmaları bu fonların farklılaşmasını sağlamaktadır.[1]

 

 

(Kaynak: Jaeger, a.g.e, s.14.)


Hedge fonlardaki gelişmeler, tarihçesi kısmında yer aldığı şeklinde olurken, bir çok yatırım aracında veya emtiada ciddi fiyat hareketleri yaratmaları bu fonların bir çok olumsuz gelişmede suç odağı haline gelmelerine sebep olmuştur. Dünya’nın en büyük üçüncü ekonomisi olan Almanya‘nın bürokratlarını endişeye sevk eden hedge fonlar, son dönemde meydana gelen tüm fiyat hareketlerinin kaynağı olarak gösterilmiştir. Bunlardan bir kısmına aşağıda değinilmiştir:[2]
  • Ham petrolün varil fiyatının önce 120 sonra da 147 dolara fırlaması,
  • Altının onsunun 1.000 dolara tırmanması,
  • Tonu 300 dolar civarında olan pirincin uluslararası piyasalardaki fiyatının 1.000 doları bulması,
  • Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)`ne göre bu fonların yaptığı büyük hacimli alımlardan ötürü tahıl, süt ürünleri, et, şeker ve yağ fiyatları Mart 2008’de bir yıl önceye göre % 57 artması,
  • 1992 ERM krizinde oynadıkları rolün çok büyük olması ve İsveç ile Finlandiya gibi ülkeleri kriz ortamına sürüklemeleri,[3]
  • 1997 Asya Krizi ile 1998`de Rusya’yı iflasın eşiğine getiren bunalım,
  • Türkiye’de 2000 ile 2001 yıllarında yaşanan kriz ile 2006 yılında gerçekleşen ani döviz dalgalanması
Hedge fonlar ayrıca, Avrupa Merkez Bankası‘nın 2007 yılında yayınladığı “Finansal İstikrar Raporu”nda, dünya ekonomisinin karşı karşıya kaldığı en büyük tehlikelerden birisi olarak tanımlanmışlardır. Yine aynı yıl düzenlenen G-7 Zirvesi’nin gündeminde baş sıraya oturmayı başaran hedge fonlar, gizemli yapıları ve inanılmaz hareket kabiliyetleriyle artık sadece ekonomi bürokratlarının değil, devlet başkanlarının da korkulu rüyası haline gelmiş şeklinde gösterilmektedir.

Bir çok kurum da içerdiği risklerden dolayı “hedge fon” ifadesinin doğru olmadığını ifade etmiş ve bu kurumlardan biri olan Avrupa Parlamentosu, söz konusu kavram yerine “sofistike alternatif yatırım araçları” (Sophisticated Alternative Investment Vehicles, SAIVs) terimini kullanmayı tercih etmiştir. Bu kavram, hedge fonların dışında, geleneksel kollektif yatırım araçlarından farklı olan diğer alternatif yatırım araçlarını (risk sermayesi firmaları, özel sermaye firmaları vb.) da kapsamaktadır. Basel Bankacılık Gözetleme ve Denetleme Komitesi (Basel Committee on Banking Supervision, BCBS) ise, “yüksek kaldıraçlı kurumlar” (Highly Leveraged Institutions, HLIs) terimini kullanmayı tercih etmiştir. Bu terim; doğrudan düzenleyici gözetim ve denetime çok az veya hiç tabi olmayan, bilgi açıklama gereksinimlerine çok az sahip olan ve çoğunlukla önemli oranda kaldıraç kullanan kurumları kapsamaktadır. Hedge fonlar da bu kurumlar içerisinde yer almaktadır.[4]

Ülkemizdeki duruma baktığımızda ise çeşitli ekonomistlerin görüşlerinin değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır. Denizbank Baş ekonomisti Dr. Saruhan Özel söz konusu fonların, sermaye ihtiyacı duyan Türkiye açısından avantajlar ve dezavantajlar sunduğunu belirtmektedir. Özel’e göre "Bu fonlar girerken ortalığı çok cazip hale getiriyor. Ancak çıkarken de aşırı tahribata sebep oluyor. Hatta bugün Merkez Bankası’nı korkutup gereksiz yere faiz artırtan bile hedge fonların son 3 aydaki döviz talebidir."

Bir üst düzey banka yöneticisi ise bu konuda şu bilgileri vermektedir. "Sıcak paranın yaklaşık 30-35 milyar dolarlık bölümü hedge fonlardan oluşuyor. Merkez Bankası ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, ortak bir izleme birimi kurup bu fonları yakın takibe alabilir. Hatta anladığımız kadarıyla 74 milyar dolarlık döviz rezervi tutulmasının altında da bu yatıyor" diyerek takip mekanizmasının işler hale getirilmesinin gerekli olduğunu öngörmektedir.

Ülkemizde bu fonlarla ilgili tartışmalar Haziran 2006’daki büyük çıkış zamanında alevlenmiştir. O dönemde ülkemizden çıkan yaklaşık 11 milyar doların büyük bölümünün hedge fonlardan oluştuğu kamuoyuna yansımıştır. Bir Merkez Bankası yetkilisi, sıcak para olarak tanımlanan portföy yatırımlarının çok önemli bir bölümünü oluşturan bu fonların ani giriş çıkışlarının ülke ekonomisine büyük zararlar verdiğini ifade etmekteydi. Aynı yetkili, temel amacı para kazanmak olan bu fonların kesilmeyen iştahlarının politik karar vericileri baskı altına aldığına dikkat çekmekte ve "bu fonların amacı kriz çıkarmak değil, para kazanmaktır. Ama bunun için spekülatif hareketlerin dışında manipülasyona dönük hareketlerde de bulunmaları onları tehlikeli kılmaktadır" diyerek ülkelerin karşı karşıya bulunduğu tehlikeyi göz önüne koymaya çalışmaktaydı.

Ülkemiz dışında da ciddi şekilde eleştiriler yöneltilen hedge fonlar ile ilgili ABD senatosu finans komitesinin önde gelen üyesi senatör Grassley, hedge fonların bazı terörist gruplarla ilişkisi olduğunu iddia etmiş, tartışmalara başka bir boyut kazandırmıştır.[5]

ABD Hazinesi hedge fonların riski konusunda uyarılarda bulunmuş hazine, bu alanda “doğru olmayan algılamalarla” faaliyette bulunulmamasını ifade ederek, risk yönetiminde sofistikasyonun artmış olmasına rağmen, bu faaliyetlerden doğan sistemik (yayılmacı) riskin gerçekliğine dikkat çekmiştir.[6]

Almanya Şansölye yardımcısı ve sosyal işler bakanı Franz Müntefering, hedge fonları çekirgelere benzetmiş ve regüle edilmeleri gerektiğini savunmuştur. Müntefering ayrıca bu fonların içlerinin bilinmediğinden yakınmış ve daha şeffaf olmaları konusunda bazı yasal yükümlülükler getirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.[7] Bilindiği gibi hedge fonlar ABD’de 1940 tarihinde çıkartılan yatırım şirketi kanunu hükümlerine göre bir çok düzenlemeden bağımsız hale getirilmiştir.[8]

Haklarında farklı değerlendirmeler olduğu görülen hedge fonlar ile ilgili Fortis Portföy Yönetimi Genel Müdürü Alp Keler, "Bu fonlar bizim gibi ülkeler açısından ciddi bir kaynak. Riskleri var mıdır? Evet, hareket kabiliyetleri fazla olduğu ve risk iştahları yüksek olduğu için bazı riskleri vardır, ama piyasalarımızda türev araçlar yeterince gelişmediği için bizim açımızdan fazla risk oluşturdukları söylenemez" diyerek yukarıdaki açıklamanın zıttı bir görüş ortaya koymaktadır.

Bu yönde bir açıklama yapan Ortadoğu’nun en önemli fonlarından birisi olan Abraaj Capital’in Türkiye İcra Direktörü Selçuk Yorgancıoğlu da "Bu fonların çıkacağı endişesiyle Merkez Bankası’nın yüksek rezerv bulundurması gerekiyor mu? Evet, gerekiyor. Fonların burada bulunma amacı sadece para kazanmaktır. Ama Türkiye’de sermaye sorunu yaşayan şirketlere hem doğrudan hem de hisse senedi alarak yatırım yapan bu fonlar, aynı zamanda ekonominin büyümesine ve derinleşmesine dev katkı sağlamaktadır" demektedir.[9]

Konu hakkında uzman olanlar da, hedge fonlara ilişkin kullanılan getiri verilerinin sadece bugüne kadar gelen fonlara ait olduğuna dikkat çekerek, bu fonların müşteri kaybetmemek için batan fonlar hakkında istatistiki bilgi vermekten kaçındıklarına dikkat çekmektedir. Hatta hedge fonların % 70’inin 3 yıl içinde, % 80’inin ise ilk 5 yıl içinde kapandığı ileri sürülmektedir. Örneğin, yönetim kurulunda Nobel ödüllü iki ekonomistin de bulunduğu ve önceki kısımlarda söz geçen Long-Term Capital Management, 1998 Rusya krizinin ardından 4.6 milyar dolar kaybetmiştir. Bu sebeple kendi varlığının yirmi beş katı kadar borçlanmış olduğu bankaları da krize sürüklemiştir. Krizin küresel bir durgunluğa yol açması ise yatırım şirketlerinden toplanan paralar sayesinde engellenmiştir. Bu zararın finansal sistemi tehdit etmemesi için, ABD Merkez Bankası öncülüğünde Amerikan bankaları, 3,65 milyar dolarlık bir kredi paketiyle fonun ayakta kalmasını sağlamıştır. Long-Term Capital Management ise tüm bu müdahalelere rağmen 2000 yılında tasfiye edilmiştir.[10]

Ülkemiz piyasasında hedge fonların kullanılıp kullanılamayacağına baktığımızda ise karşımıza şu hususlar çıkmaktadır:[11]
  • Finans piyasasında açığa satış (short) yapılması pek mümkün değildir. Bu da sadece uzun pozisyon alarak hisse tabanlı bir hedge fon yatırım stratejisi yapılabilmesi sonucuna neden olacaktır.
  • Türk finans piyasası Türk hedge fonlarını oluşturacak ve temel hedge fon yatırım stratejilerini gerçekleştirebilmek için yeterli likiditeye sahip değildir.
    Türk finans piyasasında fonlama vadesi son derece kısadır. Mevduat vadeleri hem Türk Lirası hem de Döviz için hala çok kısadır. Bu çok uzun vadeli yatırım stratejilerine ulaşmayı önlemektedir.
  • Türkiye’de henüz etkin ve derin bir vadeli piyasa oluşturulabilmiş değildir. En temel hedge pozisyonları için likit bir vadeli piyasanın mevcudiyeti şarttır.
  • Hedge fonlardaki karmaşık stratejileri denetlemek için çok sayıda kalifiye finans çalışanı gerekmektedir. Devletin insan kaynakları politikası ile bu karmaşık denetimleri yerine elemanları uzun süre bünyesinde tutması mümkün görünmemektedir.
Görüldüğü gibi ekonomistler, hükümetler, finansal sistemi regüle edenler ve Avrupa Merkez Bankası gibi ülkeler üstü kurumlar arasında bu fonların getiri ve götürüleri konusunda ciddi görüş farklılıkları görülmektedir. Ayrıca ilgili fonların ülkemizde de uygulanabilirliğinin önünde ciddi engeller bulunmaktadır. Bunun iyi mi kötü mü olduğu yukarıda verilen açıklamaların belli bir sonuca bizi götürmemesi nedeniyle belirli değildir.

Hedge fonlardan dolayı bir çok ülke olumsuz etkilenmiş olsa da bu fonlar da kendilerini küresel krizin dışında tutamamışlardır. Çalışmamızın yapıldığı 2009 yılına gelindiğinde ise özellikle küresel krizden etkilenerek iflas etmiş veya ciddi şekilde zarar görüp küçülmüş hedge fonlar bulunmaktadır. Bu kısmın başında da belirtildiği gibi dünyanın ilk hedge fon yöneticilerinden ve en iyilerinden biri olarak bilinen George Soros, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde yaptığı konuşmada, “Hedge fon endüstrisi bir krizden geçiyor. Tahminime göre, bu endüstrinin büyüklüğü üçte iki ya da yarısı arasında bir yere kadar küçülecek[12] diyerek gelecek dönemdeki finansal durum hakkında ipuçları vermektedir (Hedge fonların ulaştığı son durum ikinci bölümde geniş olarak ele alınacaktır).

Yukarıda verilen bilgiler ile hedge fonların olumlu ve olumsuz özelliklerini değerlendirdiğimizde karşımıza temelde aşağıdaki maddeler çıkmaktadır. Buna göre hedge fonların olumlu özellikleri:[13]
  • Likidite Sağlarlar: Yukarıda da belirtildiği gibi hedge fonların girdiği ülkelere yüksek sıcak para akışı gerçekleştirdikleri için hem bu ülkelerin cari açıklarının finansmanında önemli rol oynamaktadırlar hem de piyasaya sağladıkları likidite ile piyasadaki faiz oranlarının düşmesine, istihdamın artmasına ve refah seviyesinin belirli bir süre için de olsa yükselmesine yardımcı olmaktadırlar.
  • Vadeli işlem piyasalarının gelişimine katkı: Vadeli işlem sözleşmelerine yoğun ilgi duyduklarından ve riskten korunma faaliyetini gerçekleştirmeleri gerektiğinden vadeli işlem piyasalarına işlem yaparlar. Böylece piyasanın derinleşmesine, hacminin artmasına yardımcı olurlar.
  • Fiyat belirlenmesine ve enformasyonun doğru ve etkin kullanılmasına yararlar.
  • Global porföylerde çeşitlilik sağlarlar. Yatırımcı risk-getiri beklentilerine uygun yeni ürünlerin ortaya çıkması ve yatırımcı tabanının genişlemesi bu sayede sağlanmış olacaktır.
  • Ülkemiz için ayrıca bir fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Bu da hedge fonlar ile AB’ye giriş sürecinde Türk fon sektörünün hizmet kalitesinin, çeşitliliğinin ve rekabet gücünün artırılmasıdır.
  • Risk yönetim ve ölçüm sistemlerinin geliştirilmesi ve etkin kullanılmasının sebeplerinden biri sayılırlar.
Bu olumlu etkilerinin yanında aşağıda belirtilen olumsuz etkileri de mevcuttur:
  • Finansal stabiliteyi bozabilirler. Bir çok finansal krizin başlamasında ve derinleşmesinde etkileri olduğu söylenmektedir.
  • Gelişmekte olan ülkenin yerel maliye ya da para politikalarının etkinliğinin azalmasına neden olabilirler.
  • Riskli bir yatırım aracı olarak görülmektedirler.[14]
  • Yatırım stratejilerine uyum sağlanamaması gibi bir risk söz konusudur.
  • Bilgi eksikliği mevcut olup yetersiz şeffaflık mevcuttur.
  • Kaldıraç etkisinin çok fazla kullanılması olasıdır.
  • Masrafların ve ücretlerin yüksek olması beklenir.
  • Regülasyonlar yetersizdir.
  • Düşük likidite imkanları bulunmaktadır.
  • Denetim mekanizması zayıf olduğu için bir çok yolsuzluk veya büyük zararlar ile işlemleri noktalanabilir[15] (Söz konusu durum ile ilgili geniş bilgi ikinci bölümde verilmiştir). Bunun örnekleri aşağıda belirtilmiştir.


[1] Robert A. Jaeger, All about Hedge Funds: The Easy Way to Get Started, ABD, McGraw-Hill Professional, 2003, s.14.
[2] Ufuk Şanlı, “Paranın Zalim Efendileri Hedge Fonları”,  http://www.tumgazeteler.com/?a=2852318
[3] Barry J. Eichengreen, Donald J. Mathieson ve Bankim Chadha, Hedge Funds and Financial Market Dynamics, ABD, International Monetary Fund, 1998, s.15.
[4] Adem Anbar, “Hedge Fon Sektörünün Gelişimi ve Hedge Fonlarin Temel Özellikleri”, Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt:8, Sayı:27, 2009,  s. 101
[5] Sonneschein, “Senator Grassley Seeks to Introduce Amendment to Require Certain Hedge Fund Managers to Register as Investment Advisers with the SEC”,  http://www.sonnenschein.com/docs/docs_e-alert/Investment_Adviser_Regulation_Exemption.pdf
[6] Yavuz Ege, “Türkiye Ekonomisine İlişkin Bazı Değerlendirmeler”, http://www.ttgv.org.tr/UserFiles/File/Sunumlar/GENEL_DURUM.pdf  
[7] Euractiv, “McCreevy Defends Decision Not to Regulate Hedge Funds”,  http://www.euractiv.com/en/financial-services/mccreevy-defends-decision-regulate-hedge-funds/article-161896
[8] Phillips ve Surz, a.g.e., s.2.
[9] Ufuk Şanlı, “Türkiye, Hedge Fonlar İçin Yolgeçen Hanı”,  http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=690329&title=turkiye-hedge-fonlar-icin-yolgecen-hani
[10] Kenan Şanlı, “Ülkelerin Kaderi Artık Hedge Fonların Elinde”,  http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=46457&ForArsiv=1
[11] Burak Saltoğlu, “Hedge Fon Nedir?”, http://www.ntvmsnbc.com/news/402188.asp
[12] Ntvmsnbc, “Soros: Hedge Fonlar Üçte Iki Küçülecek”,  http://www.ntvmsnbc.com/news/464071.asp
[13] Taliye Yeşilürdü, “Türk Sermaye Piyasalarinda Serbest Yatirim Fonlari”,  www.ku.edu.tr/ku/images/CORPORATE/taliye.ppt
[14] Alp Keler, Yatırım Dünyasında Yeni Ufuklar -Hedge Fonların Türkiye’de Uygulanabilirliği-, Fortis Bank Genel Müdürlüğü, 28 Mart 2008, s.5.
[15] Alexander M. Ineichen, “The Myth of Hedge Funds: Are Hedge Funds The Fireflies Ahead of the Storm?”, Journal of Global Financial Markets, Cilt:2, Sayı:4, İngiltere, Ekim 2001, s. 41

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder