15 Şubat 2013 Cuma

Hedge Fonların Tarihi Gelişimi

Ülkemizde yeni yeni duyulmaya başlanan hedge fonların aslında yarım yüzyıldan fazla sürelik bir tarihi mevcuttur. Bilinen ilk hedge fon Alfred Winslow Jones tarafından 1949 yılında kurulmuştur.[1] 1923 yılında Harvard Üniversitesi’nden mezun olan ve Fortune Magazine’de muhabirlik yapmış Jones’ın konuya ilgisi 1941 yılında yazmış olduğu “Life, Liberty and Property: A Story Of Conflict And A Management Conflicting Rights” adlı kitapta Akron (Ohio) sakinlerinin büyük işletmelere bakışını araştırması ile başlamıştır.[2]

Jones işe USD 40.000 kendine ait olmak üzere USD 100.000’lık bir portföy oluşturarak başlamıştır.[3] Jones ABD’de ilk hedge fonunu kurduğu zaman, kaldıraç (borçlanarak pozisyon alma) ve açığa satış işlemlerini birarada kullanmıştır. Jones, hisse senedi yatırımlarında karşılaşılacak riski:[4]
  • Yatırım yapmak için yanlışlıkla seçilmiş hisselerden kaynaklanan riskler ve
  • Piyasalardaki değişimlerden kaynaklanan riskler
olmak üzere 2 gruba ayırmıştır. Jones, bu bağlamda piyasadaki herhangi bir düşüşten korunmak için aşırı değerli olarak gördüğü hisseleri açığa satıp, değerinden aşağı olan hisseleri satın almış ve bu işlemleri yaparken sık sık kaldıraç etkisini kullanmıştır. Açığa satış pozisyonları piyasalar düşerken kar elde etmeyi amaçlayan pozisyonlardır. Jones da bunu sık sık kullanmıştır. Fakat günümüzde hedge fonlar riskleri ortadan kaldırmak ya da azaltmaktan çok daha fazla risk alarak daha fazla kar elde etme yöntemlerinin uygulandığı kurumlar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Jones’un ayrıca uygulamaya koyduğu yatırımcılara fon karının %20’sini dağıtma prensibi 50 yıldan fazla bir zaman sonra halen yürürlüğünü sürdürmekte ve günümüzdeki fon yöneticileri de benzer kar dağıtımları gerçekleştirmektedirler.[5] 

Jones’ın sahibi olduğu fonun büyümesi ve bunun akabinde yönetici çeşitlemesi yapılması konusundaki gereklilik, Jones’u kendi şirketini birden çok yöneticiye sahip bir hedge fona dönüştürmeye itmiştir. 1954 yılında Dick Radcliffe’i yanına alarak portföyün bir kısmının yönetimini ona bırakmış, daha sonraki yıllarda ise 8 bağımsız portföy yöneticisi daha istihdam etmiştir. Bu portföy yöneticilerine, birbirlerinin yatırımlarını kopyalamaları ve pozisyonlarının tersine pozisyon almamaları şartıyla, büyük bir serbesti getirilmiştir. Jones henüz bir başka hedge fonu mevcut değilken çok iyi çeşitlendirilmiş bir fon ailesi oluşturmuştur. Yeni hedge fonlar Jones’un ortakları tarafından oluşturulmuştur. Dick Radcliffe’ten kısa bir süre sonra Carl Jones, 1964 yılında City Associates’i kurarak Jones’tan sonra kendi hedge fonunu oluşturan ilk yönetici olmuştur.[6]

Jones’un geliştirdiği yatırım stratejileri ile gösterdiği yüksek performans 1966 yılında ‘Fortune Magazine’de yayımlanmıştır. Jones’un fonunun son on yıldaki yüksek getiri performansıyla bunun dayandığı yatırım stratejilerini anlatan söz konusu makale yayınlanana kadar böyle bir fonun varlığı kimsenin dikkatini çekmemiştir. Söz konusu makalenin yayımının ardından, benzer şekilde faaliyet gösteren fonların sayısı hızla artmaya başlamıştır.

Söz konusu makalenin yayınlanmasının ardından, hedge fonlara olan ilgi bir anda artmış ve sonraki iki yıl içerisinde bir çok hedge fon kurulmuştur. SEC (Securities and Exchange Commission), 1968 yılının sonunda yaptığı bir araştırmada, 215 tane yatırım ortaklığı bulunduğunu ve bunların 140 tanesinin çoğunluğu 1968 yılı içerisinde kurulmuş olan hedge fon olduğunu ifade etmiştir.[7]

Bunun dışında hedge fonlar ile ilgili yaşanan önemli gelişmeler de aşağıdaki şekilde oluşmuştur:[8]
  • 1966 ile 1972 yılları arasında açığa satış stratejisinin önemini yitirmesi, hedge fonların hedge dışında spekülasyon yapmaya çalışmasına da sebep olmuştur. Bilindiği gibi spekülasyon, mevcut piyasa yapısının değerlendirilmesi sonrasında oluşan beklentiler dikkate alınarak ve risk üstlenilerek kazanç sağlayabilme çabasıdır.[9] Görüldüğü gibi hedge fonlar asıl amacı olan “hedge” ya da risklerin azaltılıp korunma faaliyetinden bu zaman diliminde sapmaya başlamış ve riskli yatırımlara da yönelmeye çalışmışlardır.
  • 1972 yılından sonra özellikle patlayan petrol krizi ve Bretton Woods düzeninin çöküşü ile borsalarda yaşanan büyük kayıplar, hedge fonların spekülatif amaçlı yatırımlarından dolayı bu fonları da etkilemiş ve bir çok büyük hedge fon ciddi zararlar ilan etmiştir. Hatta bir çoğu yatırımlarını kaldıraç (borçlanarak) etkisi ile finanse etmeye çalıştığından söz konusu hedge fonlar iflas etmişlerdir.
  • İkinci petrol şokunun atlatılması ile 1980’lerin başlarına gelindiğinde piyasalarda yaşanan rahatlama ile birlikte bugünlerde adını sık sık duyduğumuz Geroge Soros gibi yatırımcılar özellikle spekülatif yatırımlara gitmişler ve bir çok para birimine bahis oynar gibi yüksek riskli yatırımlar yapmışlardır. Bu yatırımlardan kar elde ederken, özellikle 1990’larda fazla değerlenmiş olan Asya ülkeleri para birimlerinin değerlerini kaybedeceğini bekleyerek yaptıkları yatırımlarda haklı çıkmışlar fakat Malezya ve Endonezya hükümetleri bu düşüşten George Soros’u ve sahip olduğu hedge fonu sorumlu tutmuşlardır. Malzeya Devlet Başkanı Mahatir Muhammed “40 yılda sağladığımız ekonomik kazanımları Soros gibi bir geri zekalı 2-3 günde yıkıp geçiyor. Buna izin veremeyiz[10] diyerek Soros’u ağır şekilde suçlamıştır.
  • 1990’ların sonuna doğru en meşhur fakat büyük ihtimalle en anlaşılamayan hedge fon olarak LTCM (Long Term Capital Management)’de meydana gelen olaylar ve yüksek montanlı portföyün büyük zarara uğraması bu fonların riskli, saldırgan ve kumarbaz ruhlu olarak görülmelerine sebep olmuştur.[11]
  • 2000’li yıllara gelindiğinde, finansal piyasaların birbirlerine daha fazla entegre hale gelmesi, elektronik işlemlerin önemli şekilde artmış olması böylece piyasalar arasında yapılan işlemlerin birbiri ardına ve kolaylıkla gerçekleşmesi söz konusu fonların hızlı bir şekilde büyümesini sağlamıştır.
Hedge fon sektörünün büyüklüğünü ölçmede kullanılan hedge fon sayısına ve bunlar tarafından yönetilen toplam varlık değerine ilişkin kesin veriler mevcut değildir. Çünkü, hedge fonlara ilişkin zorunlu bir raporlama veya hedge fonların üye olmaları gereken bir kurum söz konusu değildir. Fakat, bazı danışmanlık ve araştırma firmaları (Center for International Securities and Derivatives Markets, Hedge Funds Research, Van Hedge Fund Advisors, EuroHedge, Lipper TASS gibi), gönüllü raporlamaya dayalı olarak hedge fon sektörüne ilişkin veri toplamaktadırlar. Tekdüze raporlama standartlarının olmaması, hedge fon sektörünün büyüklüğünü doğru bir şekilde değerlendirmeyi zorlaştırmaktadır.[12])


[1] Stuart A. McCrary, Hedge Fund Course, İngiltere, John Wiley and Sons, 2004, s.3.
[2] Ann C. Logue, Hedge Funds For Dummies, ABD, 2006, s.15.
[3] Coşkun Küçüközmez, “Finansal Kriz Çercevesinde Piyasalarda Son Gelişmeler”, İİBF Semineri, 14 Kasım 2008, Trabzon, s.13.
[4] Gökhan Çözeli, “Yeni Bir Alternatif Yatırım Aracı: Hedge Fon”,  http://paribus.tr.googlepages.com/g_cozeli2.pdf
[5] Logue, a.g.e., s. 16.
[6] Taliye Yeşilürdü, Yatırım Fonlarında Türev Araç Kısıtlamaları ve Hedge Fonlar, Yeterlilik Etüdü, Sermaye Piyasası Kurulu Kurumsal Yatırımcılar Dairesi, Ankara, Temmuz 1998, s.47-48.
[7] Adem Anbar, “Hedge Fon Sektörünün Gelişimi ve Hedge Fonlarin Temel Özellikleri”, Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt:8, Sayı:27, 2009, s. 102.
[8] Logue, a.g.e., s. 16-17.
[9] Vikipedi, “Spekülasyon”,  http://tr.wikipedia.org/wiki/Spek%C3%BClasyon
[10] Sabah Gazetesi, “Bir Kez Daha Malezya”, http://arsiv.sabah.com.tr/2003/06/13/y08.html 
[11] Kenneth S. Phillips, Ronald Surz, Hedge Funds: Definitive Strategies and Techniques, ABD, John Wiley and Sons, 2003, s.1.
[12] Anbar, a.g.e, s.103.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder