19 Ağustos 2014 Salı

ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) Görevleri


I. Dünya Savaşı’nın ardından 28.06.1919 tarihinde mağlup Alman Devleti ile ittifak kuvvetleri arasındaki ilişkileri düzenlemeye yönelik olarak Fransa’nın Versay Sarayı’nda, Versay Barış Antlaşması (Versailles Peace Treaty) imzalanmıştır.[1] Bu anlaşma ile hem bu devletlerin siyasi geleceği çizilmeye, hem de çalışma koşulları belirlenmeye çalışılmıştır. Özellikle anlaşmanın 386. maddesinde çalışma koşullarının kapsamı o dönem şartlarına göre mümkün olduğunca geniş çerçevede ele alınmıştır. Bunu takip eden 387. maddesinde ise ILO’nun kuruluşu ile ilgili hükümler kayıt altına alınmaya çalışılmıştır.


Özellikle anlaşmanın 387. maddesinde geçen, “Milletler Cemiyeti’nin üyeleri, aynı zamanda bu organizasyonun da üyeleridir”[2] hükmü uyarınca 1932 yılında Milletler Cemiyeti’ne giren Türkiye’nin bu organizasyona direkt olarak üye olmasını sağlamıştır.

I. Dünya savaşı’ndan sonra imzalanan Versay Anlaşması ile Milletler Cemiyeti ile ILO’nun birlikte kurulması özellikle siyasetin yanında sosyal politikanın da önemli görüldüğünü göstermektedir.[3]

1939 yılına kadar Milletler Cemiyeti’ne bağlı olarak çalışan ILO, II.Dünya Savaşı’nın bitimini izleyen 1946 yılında bağımsız bir uluslararası örgüt haline getirilmiştir.[4] Örgüt kuruluşundan bu yana aşağıdaki konularda çalışmaları yapmıştır:[5]

·         Sözleşmeler

·         Tavsiye kararları

·         Teknik yardım

·         Eğitim ve danışmanlık 

Yukarıdaki maddelerde belirtilen sözleşmeler ve tavsiye kararları ile üzerinde durulan temel ilke, çalışma hayatındaki sosyal barışın ancak sosyal adaletle sağlanabileceği ilkesidir. Özellikle Nobel Barış Ödülü’nün 1969 yılında (ILO’nun 50. yılında) ILO’ya verilmesi sosyal adalet arayışı ile barışı pekiştirme arasında kurulan bağın bir simgesi olarak kabul edilmektedir.[6] Bunlardan hareketle örgütün anayasasında aşağıdaki ilkeler ifade edilmiştir:[7]

·         Toplumsal adalet ilkesi

·         Çalışma koşullarının iyileştirilmesi ilkesi

·         Uluslar arası iş birliği ilkesi

Bunlardan da anlaşılmaktadır ki ILO, uluslararası çalışma standartlarını oluşturmak suretiyle kuralsızlaştırmanın önüne geçerek; hem çalışma hayatı içinde yer alan kişilerin haklarının korunmasında, hem de uluslararası ticaretin büyük bir önem kazandığı günümüzde kıyasıya rekabetin yol açabileceği haksız rekabetin ortadan kaldırılmasında önemli bir rol oynamaktadır.[8]

Bunların dışında, örgütün tarihinde önemli kilometretaşlarından olan Filedelfiya Bildirisi 1944 yılında ILO Konferansı’nda aşağıdaki ilkelerle onaylanmıştır:[9]

·         Emek ticari bir meta değildir.

·         Düşünce ve dernek kurma özgürlükleri, kalıcı bir ilerlemeyi gerçekleştirmenin temel öğeleridir.

·         Yoksulluk, görüldüğü her yerde, refaha yönelik bir tehlikedir.

·         Bütün insanlar, ırk, inanç ve cinsiyetleri ne olursa olsun, kendi maddi durumlarını ve manevi gelişmelerini özgürlük, vakar, ekonomik güvence ve fırsat eşitliği koşulları altında geliştirmek hakkına sahiptir.

Yukarıda da belirtildiği gibi örgütün ilk üyeleri Milletler Cemiyeti’nin üyeleri olarak kabul edilmiş, daha sonra Milletler Cemiyeti’ne üye olan devletler için  ILO üyeliği kendiliğinden olabilir hale getirilmiştir. İlk kurulduğunda 42 üye ile çalışmalara başlayan ILO’nun ilerleyen zamanlarda üye sayısı artmış ve 1936 yılında 62’ye yükselmiştir. Özellikle II.Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda savaşla birlikte üye sayısında azalmalar meydana gelmiş ve bu sayı 1942’de 48’e gerilemiştir.[10]

II.Dünya Savaşı ile birlikte üyelik koşullarında aşağıdaki değişiklikler meydana gelmiştir:[11]

·         1945’te kurulan Birleşmiş Milletlerin ilk üyesi olanlar.

·         Birleşmiş Milletler Anlaşması’na göre Genel Kurul Kararı ile Birleşmiş Milletlere üye olarak kabul edilen devletler.

·         ILO Genel Konferansı’nda toplantıda hazır bulunan delegelerin 2/3 çoğunluğu ile kabul edilen devletler.

Tüm bu düzenlemeler ile ILO’nun üye sayısı 2000 yılında 174‘e yükselmiş bulunmaktadır.[12]

ILO, ülkeler ile olan ilişkilerinde çalışma koşullarının denetimi yanında bilgi sağlama görevini de üstlenebilmektedir. Yakın tarihten buna örnek vermek istersek:[13]

·         İsrail’e 1951 yılında gönderilen ekip ile narenciye toplanması ve tüketiciye ulaştırılması

·         Hindistan’da tekstil sanayinde mekanizasyona geçiş

·         Mısır’da fabrika makine düzenine geçiş, malzeme sevkinin verimli hale getirilmesi

Konularında verilen danışmanlık faaliyetlerini gösterebiliriz.



[1] Ana Britannica, Versay Anlaşması, (İstanbul: Ana Yayıncılık,1990), 21.cilt, 597.
[2] First World War.com, “Primary Documents: Treaty of Versailles: Articles 387-399”, (Ekim 2001)
< http://www.firstworldwar.com/source/versailles387-399.htm>
[3] Mesut Gülmez, Uluslararası Sosyal Politika, (Ankara:TODAİE, 2000), 52.
[4] Sami Güven, Sosyal Politikanın Temelleri, (İstanbul:Ezgi, 1997), 141.
[5] Yıldız Pekşen, “İş Sağlığı ve Güvenliği Kavramları” (Mayıs, 2005),
[6] Gülmez, 121.
[7]Hakiş,”Uluslar arası Çalışma Örgütü Anayasası,”
< http://www.hakis.org.tr/ilo/ilo_anayasa.htm>,
[8] Banu Uçkan, “Küreselleşme ve Uluslararası Çalışma Örgütü”
[9] İŞKUR, “Uluslararası Çalışma Örgütü,”
[10] Gülmez, 92.
[11] Gülmez, 93.
[12] Gülmez, 94.
[13] Sabahattin Zaim, Türkiye’nin Yirminci Yüzyılı, (İstanbul: İşaret, 2005), 2.cilt, 326.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder