15 Aralık 2014 Pazartesi

Yönetim bir Bilim mi bir Sanat mı?


Yönetim bilindiği gibi en basit tabiri ile bir başkası üzerinden iş görmek demektir. Bir başkası üzerinden iş görene yönetici, işin gereğini yerine getirene de ast veya yönetilen denir. Standart bir organizasyonda üstler verdikleri talimatlar ile içinde bulundukları organizasyonun kendi paylarına düşen hedeflerini yerine getirmeye çalışırlar. Bu şekilde de her bölümün hedefi bir araya getirilerek en tepede kurumun hedefi gerçekleştirilmeye çalışılır.

 

Peki yöneticiler bu hedefleri yerine getirirlerken ne tür davranışlar içinde olmalıdırlar? Öncelikle bu soruya yanıt vermek için yöneticilerin nelere ihtiyaç duyduğunu anlamak gerekir. En başta yöneticilik özelliklerinin geliştirilmesi gerektiğinden bahsedebiliriz. Peki yöneticilik geliştirilebilir bir şey midir? Bu sorunun cevabı elbette evettir. Yalnız burada çok önemli bir ayrımdan bahsetmek gerekir. Yönetim bir bilim midir, yoksa bir sanat mıdır? Eğer bir bilim ise bunun fiziki ve doğal evrenin yapısının ve hareketlerinin birtakım yöntemler (deney, düşünce ve/veya gözlemler) aracılığıyla sistematik bir şekilde incelenmesini de kapsayan entelektüel ve pratik çalışmalar bütünü olduğunu kabul etmek gerekir. Bu durumda yapılacak araştırmalar ile ulaşılan sonuçlar uygulamalı olarak başka yönetim tecrübelerine de yansıtılabilecek ve insanlar bu sonuçları kendileri de başka yerlerde veya organizasyonlarda kullanabileceklerdir. Yönetimin bilim tarafı olduğunu buradan anlayabiliriz. Çünkü yönetim sahası içine giren iş, insan, organizasyon gibi olgular çeşitli yöntemler ile araştırmalara konu edilebilmektedir. Örneğin insanların motivasyonları üzerine bir analiz gerçekleştirilebilmekte ve bunun sonuçlarına göre hareket tarzları geliştirilebilmektedir.

 

Öbür taraftan yönetimin bir de sanat tarafından bahsetmek gerekmektedir. Sanat en genel anlamıyla, yaratıcılığın veya hayal gücünün ifadesi olarak anlaşılır. Sanatçı da bu hayal gücünü ortaya koymaya ve somut bir çıktı oluşturmaya gayret eden insana denir. Peki yönetimin sanat tarafı var mıdır? Bunun cevabı da elbette evettir. Çünkü yönetici neyi neden yapacağını bilim tarafı ile öğrenebilir yalnız kararı ne zaman ve nasıl alacağını sanatçı kimliği ile alır. Bu anlamda yönetici bir karar alacaksa bunu organizasyonuna benimsetmesi tamamen kendi kişisel yöntemleri ile ilgilidir. Eğer bir organizasyonda yapılan bilimsel çalışmalar ile organizasyon yapısı değişmesi uygun görülmüşse bunu hangi zamanda ve nasıl yapacağına karar vermek yöneticinin tecrübeleri, hayat görüşü, hayal dünyası ve yaratıcılığı ile ilgilidir.

 

Yönetimin bilim ve sanat tarafından bahsettikten sonra kısaca bunları değerlendirebiliriz. Bilim tarafında yapılacak araştırmalar sonucu ortamın daha iyi anlaşılması, insanların daha etkin çalışmasının önündeki engellerin belirlenmesi, organizasyonun geleceğe daha güçlü taşınması ile ilgili faktörlerin ortaya çıkartılması pek zor olmayacaktır. Bu durumda yöneticiye düşen bilimsel araştırmalara inanmak, bütçe ayırmak ve gereken önemi vermektir. Daha da önemlisi bunların sonuçları ile amel etmektir. Bundan yıllar önce doğru olan bazı konular bugün geçerliliğini yitirmiş olabilir.

 

Sanat tarafında ise yöneticinin kendini kişisel özellikler kapsamında geliştirmesi gerekir. Burada karizma kavramına da değinmek yerinde olur. Birçok insana göre karizma doğuştan kazanılan bir yetenektir. Bana göre de büyük ölçüde öyledir. Yalnız karizma tavır ve davranışların ve bilgi birikiminin de bir sonucu olduğuna göre bu geliştirilebilir demektir. Öbür taraftan fiziki özelliklere de bağımlı bir konu olduğundan gelişmesi belli ölçülerde sınırlıdır. Bu da her insanın belli ölçülerde avantajları veya dezavantajları olduğu gerçeğini gösterir. Yalnız hiçbir insan tamamen avantajlı veya tamamen dezavantajlı değildir. Örneğin geçmişin büyük liderlerinin; I. Napolyon, Atatürk, Turgut Özal vb. kısa boylu olduklarını düşündüğümüzde bu insanların karizmalarının olmadığını kimse iddia edemez. Yönetimin sanat tarafı da yöneticinin karizmasını sağlayan özelliklerinden faydalanıp insanlara bir işi nasıl yapmaları gerektiğini aktarması olarak düşünülebilir. Burada karşıdakinin psikolojik ihtiyaçları belirlenmeli, ona göre doğru bir iletişim kurulmalıdır. İş görenlerin değerli birer insan olduğu gerçeğinden hareketle onlarla samimi, dostane ve yapıcı bir iş birliği kurulmalıdır.

Sonuç olarak yönetim hem bilim hem de sanattır. Bazı yöneticiler için bilim tarafı ağır basarken bazıları için sanat tarafı ağır basar. Önemli olan yöneticinin kendini tanıması ve ona göre bir yönetim tarzı belirlemesidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder