9 Ağustos 2012 Perşembe

Davranışsal Finans-1: Davranışsal Finansa Giriş

Finans kavramı son yüzyıl içinde oldukça hızlı şekilde gelişmektedir. Bu gelişimde özellikle 1950’li yıllarda ortaya konan Modern Portföy Teorisi ve bunun sonrasında geliştirilen bir çok finansal modelin payı oldukça büyüktür. Bu teoriler geleneksel anlamda finansa objektif bir bakış açısı kazandırmaya çalışmakta ve bireylerin yatırım tercihlerini matematiksel hale getirmektedirler.

Her ne kadar geleneksel finans olarak literatürde yer alsalar da yukarıda belirtilen teknikler bireylerin seçimlerinde onlara yardımcı olmakta ve her bireyin standart olarak akılcı (rasyonel) tercihler yapacağını beklemektedirler. Yatırım tercihlerini standardize edebilmek için gerekli olan varsayımlardan biri olan bu rasyonellik prensibi geleneksel finansın en önemli varsayımı olarak dikkat çekmektedir.

Geleneksel finansta var olan bu varsayım ilk zamanlardan beri insanlar tarafından sorgulanmakta ve bireylerin her zaman rasyonel tercih yapıp yapmadıkları araştırılmaktadır. Bilindiği gibi insan bazı değerleri olan ve duyguları ile davranışları doğrultusunda karar alma eğiliminde bulunan sosyal bir varlıktır. Bu varlığın tamamen objekktif unsurlar ile karar almasının beklenmemesi gerekmektedir. İşte bu noktada davranışsal finans geleneksel finansın açıklayamadığı veya açıklamakta zorluk çektiği alanlara yeni birer bakış açısı kazandırmıştır.

İnsanların davranışlarının ve içinde bulundukları ruh halinin finansal yatırım tercihlerinde belirleyici olduğunu ifade eden davranışsal finans özellikle son 30 yıldır ciddi bir gelişme sergilemiş ve bir çok disiplinlerarası çalışmaya da konu olmuştur. Bu sebeple söz konusu finans dalının daha detaylı araştırılması ve çalışmaların burada yoğunlaşması beklenmektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder