13 Ağustos 2012 Pazartesi

Ülkemizde Katılım Bankacılığı veya Faizsiz Bankacılığın Tarihi-2

İslamiyet’in gelmesi ile birlikte faizin yasaklanması, müslümanların ticarete yönelmelerine ve faiz unsurunu hayatlarından çıkarmaya çalışmalarına sebep olmuştur. Bu dönemde özellikle bir çok fetih yapılması ve İslamiyet’in Arap yarımadası, Kuzey Afrika, Hindistan, İspanya gibi yerlere yayılması ve banka mabetlerde altın, para ve mal yığını yapmış kiliselerin bu varlıkları halka dağıtmaya zorlanması refahın artmasına sebep olmuştur. Bu dönemde ortaya çıkan Beytül Mal kuruluşlarının ticari faaliyetlere destek sağladığı görülmüştür. Örneğin Beytül Mal tarafından finanse edilen ticaret sonucu elde edilen kar, tacir ile Beytül Mal arasında paylaşılmış ve ileride mudaraba denilecek yapının kurulmasına öncülük yapmıştır. Bu tür akitlerin ilerleyen zamanlarda kurulan bir çok İslam devletinde (Eyyubiler, Fatimiler gibi) de kullanıldığına dair rivayetler bulunmaktadır.[1] Daha sonraları Ortaçağ’da ticaretin gelişmesi amacıyla müslüman tüccarlar tarafından faizsiz krediler de verilmiş, böylece geleneksel bankacılığa nazaran oldukça yavaş olsa da faizsiz bankacılık faaliyetleri gelişmeye devam etmiştir.[2]

Faizsiz bankacılığın temelini oluşturan "mudaraba" ve "muşaraka" akitleri, Orta Çağ Avrupası’na da geçmiş ve "Commenda" ve "Societa" adı altında kullanılmaya başlanmıştır. Avrupalılar bu akitleri hiç değiştirmeden uygulamışlardır. Ayrıca İngiliz Bankacılığında önemini halen koruyan ve kısmen kar dağıtımı esasına göre çalışan tröstlerin (Investment Trust) faizsiz banka ile benzerlik ve yakınlığına da işaret edilmektedir.[3]

Ülkemizde ise tanzimata kadar geçen dönemde ne bankacılığa ne de faizsiz bankacılığa ait izlere pek rastlanmamaktadır. Bunda Türk halkının özellikle askerlik ve yöneticilik gibi işlerle uğraşmaları; ticaret, sarraflık, bankacılık gibi meslekleri Türk veya Müslüman olmayan kimselere bırakmaları önemli rol oynamıştır.[4] Fakat bunun yanında ekonominin ilerleyebilmesi ve halkın nakit para ihtiyacının karşılanabilmesi için kurulan para vakıfları 1457’den 1928’lere kadar varlıklarını sürdürmüş ve sadece İstanbul sur içinde kurulan para vakıflarının sayısı 1.150 adedi bulmuştur. Bunlara Üsküdar, Edirne, Bursa, Amasya, Konya gibi illerde kurulan vakıfları da eklersek o zaman diliminde ekonominin içerisinde ne kadar önemli olduklarını anlayabiliriz.[5]

20.yy’ın ikinci yarısına gelinene kadar faizsiz bankacılığın içinden geçtiği gelişim süreci dünyada ve ülkemizde temelde yukarıda olduğu gibidir. Günümüzün çağdaş faizsiz bankacılık fikri ilk olarak Pakistan’lı düşünürlerce irdelenmiştir. Bu düşünürlerden biri olan Muhammed Uzair, 1955’de faizsiz çağdaş bankacılık konusunda özel olarak ilk araştırmayı ortaya koyan iktisatçı olarak tarihe geçmiştir.[6]

1960’lı yıllara kadar somut bir gelişme görülmeyen faizsiz bankacılık sistemi ilk önemli gelişmesini Mısır’da gerçekleştirmiştir. Bu ülkede 1963 yılında kurulan kar paylaşımı esasına dayalı Mit Gharm ilk faizsiz banka olarak kabul edilmektedir. Almanya’da faizsiz bankacılık prensipleri ile çalışan yerel tasarruf bankaları alanında yaptığı araştırmalardan etkilenen Ahmed Al-Neccar tarafından kurulan bu banka, dönemin ağır siyasi koşullarına dayanamayıp sadece 4 yıl sonra 1967’de faaliyetlerine son vermek zorunda kalmıştır.[7] Bunun hemen ardından Kahire’de 1971 yılında kurulan Nasır Sosyal Bankası ise faizsiz yatırım bankası niteliğinde olup, günümüzde­ki İslami yatırım bankacılığının ilk örneklerindendir.[8]

Görüldüğü gibi temel olarak Mısır’da başlayan modern faizsiz bankacılık faaliyetleri daha sonraları Orta Doğu’dan da ilgi görmüş ve Suudi Arabistan’da Uluslararası İslam İktisadı Enstitüsü[9] kurulmasının ardından İslami ekonomi ile ilgili çalışmaların başlatılmasına sebep olmuştur. Bununla beraber yine aynı ülkede müslüman ülkelerin maliye bakanlarının 1973 yılının Aralık ayında bir araya gelmeleri ile ortaya konan ve 20 Ekim 1975’te neticelenen İslam Kalkınma Bankası kurulma fikri heyecan yaratmıştır.[10] Hedefi, üye ülkelerde ve Müslüman topluluklarda, İslami prensiplere uygun olarak ekonomik kalkınma ve sosyal ilerlemeyi sağlamak olan bu bankaya günümüzde ülkemizin de içinde olduğu 45'in üzerinde ülke üye olup, bunlar aynı zamanda İslam Konferansı Teşkilatı’nın da üyesidirler. Söz konusu banka, 1 İslam Dinarı = 1 SDR şeklinde belirlediği kur ile finansman faaliyetlerini gerçekleştirmekte ve böylece Dünya Bankası tarafından yapılan işlemlerin bir benzerini faizsiz bankacılık yolu ile gerçekleştirmektedir.[11]

İslam Kalkınma Bankası ile aynı yıl kurulan Dubai Islamic Bank ile birlikte sektör ivme kazanmış ve kısa bir süre sonra faizsiz bankacılık Mısır, Kuveyt, Ürdün, Bahreyn, Sudan ve diğer ülkelere de yayılmıştır. Kral Faysal’ın ölümünün ardından, 1977 yılında Mısır Faysal İslam Bankası kurulmuş olup söz konusu banka gelişip bugünkü önemli durumuna erişmiştir.[12] Gelişen faizsiz bankacılık sistemi diğer finansal faaliyetlere de gereksinim duymuş ve İslami kurallara uygun sigortacılık faaliyetleri de piyasada yerini almıştır. Bu gelişmelerin bir sonucu olarak 1979 yılın­da ilk İslami sigorta şirketi Sudan’da kurulmuştur.[13]

1980’lere gelindiğinde ülkemiz ile birlikte bir çok ülkede faizsiz bankacılık faaliyetlerine rastlanmaktadır. En fazla müslüman nüfusa sahip olan Malezya’da 1983 yılında İslami Bankacılık yasasının yürürlüğe girmesinin hemen ardından Bank Islam Malaysia Berhad bankasının kurulması[14], Pakistan’da ekonominin faizden arındırılmasına yönelik bir çok düzemlemenin yapılması[15], Sudan’da 1984 yılında hükümet tarafından faizsiz işlemlerin tavsiye edilmesi, Bangladeş’te Uluslararası Dakka İslam Banka’sının kurulması, KKTC’de Kıbrıs İslam Banka’sının 1982’de faaliyete geçmesi, İran İslam devriminden sonra yayınlanan İran Bankacılık yasasında faizsiz bankacılığın özendirilmesi, 1982 yılında İsviçre’nin Cenevre kentinde Dar-Al Mal İslam adındaki bankanın kurulması, 1979 yılında Lüksemburg’da Lüksemburg İslami Bankacılık Sistemi’nin faaliyete geçmesi, Danimarka Uluslararası İslam Bankası’nın kurulması[16] ve 1987 yılında ABD’de LARIBA Finance House’un[17] faaliyete geçmesi bunun önemli örneklerindendir.

Faizsiz bankacılığın bu kadar hızlı gelişmesi ile birlikte ortaya çıkan bazı standardizasyon eksikliklerini gidermek amacıyla 1990 yılında İslami Finans Kurumları için Muhasebe ve Denetim Organizasyonu (Accounting and Auditing Organization for Islamic Financial Institutions (AAOIFI)) adıyla bir kurum da faaliyetlerine başlamıştır.[18] Her ne kadar tüm dünya faizsiz bankacılık muhasebe ve denetimi için yaptırım yetkisine sahip olmasa da bu kuruluşun koyduğu standartlar bir çok ülke tarafından uygulanagelmektedir.



[1] Servet Bayındır, İslam Hukuku Penceresinden Faizsiz Bankacılık, İstanbul, Rağbet, 1.Baskı: 2005, s. 32.
[2] Gökben Altaş, “İslami Finans Sistemi”, Sermaye Piyasası’nda Gündem, Sayı:69, 2008, s.18.
[3] Vikipedi, “Faizsiz Bankacılık”, http://tr.wikipedia.org/wiki/Faizsiz_bankac%C4%B1l%C4%B1k
[4] Mehmet Takan, Bankacılık Teori Uygulama ve Yönetim, İstanbul, Nobel, 1.Baskı: 2001, s.4.
[5] İsmail Otar, “Osmanlı Devleti’nde Faiz”, İÜİİE Yönetim Dergisi, Sayı:33, 1999, s.54. 
[6] Cihangir Akın, Faizsiz Bankacılık ve Kalkınma, İstanbul: Kayıhan, 1986, s. 113.
[7] Bayındır, a.g.e., s. 41.
[8] Altaş, a.g.e., s.18.
[9] Ali Seyyar, “Prof. Dr. Sabahattin Zaim ile Roportaj”, http://www.sosyalsiyaset.com/documents/sabahattin_zaim.htm
[10] Islamic Development Bank, Islamic Development Bank Group in Brief, Suudi Arabistan: 2007, s.2
[11] Ahmet Aydın, “Kalkınmada OPEC Yardım Kuruluşları ve OPEC Uluslararası Kalkınma Fonu”,  http://www.dtm.gov.tr/dtmadmin/upload/EAD/TanitimKoordinasyonDb/opec.doc
[12] Akın, a.g.e., s. 113.
[13] Altaş, a.g.e., s.19.
[14] Beng Soon Chong ve Ming-Hua Liu, “Islamic Banking: Interest-Free or Interest-Based”, http://www.efmaefm.org/0EFMAMEETINGS/EFMA%20ANNUAL%20MEETINGS/2007-Vienna/Papers/0019.pdf ,
[15] Aurangzeb Mehmood, “Islamisation of Economy in Pakistan: Past, Present and Future”,  Islamic Studies, Cilt:41, Sayı:4, 2002, s. 683.
[16] Akın, a.g.e., s. 266-276
[17] Shirley Chiu, Robin Newberger ve Anna Paulson, “Islamic finance in US”, Society, September, October, 2005, s.66.
[18] Rifaat Ahmed Abdel Karim, “International Accounting Harmonization, Banking Regulation, and Islamic Banks”, The International Journal of Accounting, No:36, 2001, p.173.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder