9 Ağustos 2012 Perşembe

Davranışsal Finans-3: Davranış Kalıpları


Davranışsal finans adından da anlaşılabileceği gibi yatırımcıların davranış kalıplarını araştırmakta ve bu kalıpların yatırımlara nasıl yön verdiğini anlamaya çalışmaktadır. Yapılan bazı araştırmalar göstermiştir ki, yatırımcılar birçok rasyonel olmayan davranış kalıbı içine girebilmektedirler. Bunlar aşağıda belirtilmektedir:[1]
·      Aşırı güven: Yatırımcılara Dow Jones Endüstri Endeksinin yılsonunda alacağı değer ile ilgili bir soru soruluyor ve yatırımcılardan öyle bir alt sınır ve üst sınır belirleyin ki, oluşacak değerler %90 ihtimalle bu aralığın içinde olsun deniliyor. Normalde yatırımcıların rasyonel oldukları ve tüm bilgilere eşit olarak ulaşabildikleri varsayımı ile %90’ının aralıkları doğru tahmin etmeleri bekleniyor fakat bu böyle gerçekleşmiyor. Hemen hemen her yatırımcı tahmin yaparken, en düşük değeri olması gerekenden daha yüksek olarak öngörüyor ve benzeri şekilde de en yüksek değeri de olması gerekenden daha düşük olarak tahmin ediyor. Bunun bir açıklaması da yatırımcıların kendilerine (ve dolayısı ile tahminlerine) aşırı güven duymaları ve tahminlerini olması gerekenden daha dar alanlarda yapmaları olarak kabul ediliyor. Buna başka bir örnek olarak da yapılan bir deney gösterilebilir. Deneyde katılımcılara araç sürme becerileri soruluyor ve kendilerini tüm sürücülere göre konumlandırmaları (ortalamanın üzerinde, ortalama ve ortalamanın altında şeklinde) isteniyor. Sürücülerin önemli bir kısmı kendisini ortalamanın üzerinde konumlandırıyor. Bu da aşırı güvenin bir göstergesi olarak kabul ediliyor.
  • Çıpa atmak ve Yapışmak (Muhafazakarlık): Psikolog Ward Edwards tarafından 1964 yılında geliştirilen bir probleme atıf yapılarak bu özellik anlatılmaya çalışılıyor. Probleme göre 100 tane çanta, bunların içinde 1000’er tane poker markası mevcuttur. Hiçbir çantanın içi dışarıdan görülememektedir. 100 çantanın 45’inde 700 siyah ve 300 kırmızı; diğer 55 tane de ise 300 siyah ve 700 kırmızı poker markası bulunmaktadır. Çantaların seçimi rastgele atılan yazı tura ile belirlenmektedir. Bu durumda iki tane soru karşımıza çıkmaktadır:
    • Seçilecek çantada siyah markaların fazla olma olasılığı nedir?
    • 12 tane markanın (markalar tekrar çantaya ilave edilerek) seçilen çantadan çekildiğini ve sonuçta 8 tane siyah ve 4 tane kırmızı geldiğini varsayalım. Bu durumda yeni bilgi ile yukarıda verilen cevabınızı revize etmek ister misiniz? Böylece seçilen çantada siyahların fazla olma olasılığı nedir?
Bu soru bize aslında şunu göstermektedir. Bir işletme düşünelim ve siyah markaların başarılı bir finansal tabloyu, kırmızıların ise başarısız bir finansal tabloyu ifade ettiğini varsayalım. Bu durumda yukarıdaki iki soruyu bir araya topladığımızda yıllardır başarısız sonuçlar alan bir işletmenin son dönemde başarılı bir sonuç aldığını görmekteyiz. İşte sorun tam bu noktada çıkmaktadır. Yatırımcılar geçmiş performanslara takılıp kalıyorlar mı, yoksa yeni bilgiyi kullanmayı becerebiliyorlar mı?
İlk soru ikinci soruya göre oldukça basittir. Cevabı da %45’tir. Fakat ikinci sorunun cevabı üzerinde cevap verenler arasında bir anket yapıldığından önemli bir kısmının %45’te ısrar ettiği gözlemlenmiştir. Bu insanlar yeni bilgiyi kullanmamakta, vermeleri gereken tepkinin çok altında, muhafazakar bir düşünce ile davranmakta ve eski bilgiye çıpa atmaktadırlar. Bunun dışında diğer bir denek kitlesi ise %67 cevabını vermektedir. Bunların verdiği yanıt da doğru değildir. Doğru yanıt %96,04 olup kimse tarafından verilememiştir.
  • Belirsizliğe karşı korunma: İnsanlar her zaman belirsizlikler karşısında belirli olanı tercih etmeye çalışmaktadırlar. Bunu bir örnek ile açıklamaya çalışalım. Eğer ki bir topluluğa bir torbada 80 tane siyah ve 20 tane kırmızı marka olduğu söylenirse ve bahse girmeden 1000 Dolar alabilecekleri ya da siyah gelmesi durumunda 2000 dolar alabilecekleri ifade edilirse önemli bir kısmı bahse girmeyi tercih edeceklerdir. Fakat yine aynı topluluğa içlerinde siyah ve kırmızı markalar bulunan fakat hangisinin ne kadar olduğu bilinmediği bir torba için aynı bahse girip giremeyecekleri sorulduğunda çok önemli bir kısmı bu bahse girmemeyi ve 1000 doları almayı tercih edeceklerini ifade etmektedirler. İnsanlar her zaman bilineni bilinmeyene tercih edeceklerdir.
  • Zarara karşı korunma: Yapılan araştırmalarda görülmüştür ki, insanların önemli bir kısmı oluşması beklenen zararı, elde etmeyi bekledikleri karı düşündüklerinden daha fazla hesaba katmaktadırlar. Örneğin %50 ihtimalle 10.000 dolar kayıp ve %50 ihtimalle 10.000 dolar kazanç getirecek bir yatırım ile %50 ihtimalle 2000 dolar kayıp ve %50 ihtimalle 2000 dolar kazanç yatırımından 2.si tercih edilebilmektedir. Bunun dışında, örneği biraz daha genişletirsek, %10 ihtimalle 10.000 dolar kayıp, %50 ihtimalle 2000 dolar kazanç ve %40 ihtimalle ne kazanç ne de kayıp durumu ile %50 ihtimalle 2.000 dolar kayıp, %50 ihtimalle de 2000 dolar kazanç durumu arasında insanların 2.seçeneğe daha yakın olacakları görülmektedir. Fakat her iki durumda da beklenen değer 0 olacaktır.
 Seçenek 1: -10.000 x %10 + 0 x %40 + 2.000 x %50 = 0
Seçenek 2: -2.000 x %50 + 2.000 x %50 = 0
             
Yapılan bir araştırmada yatırımcıların muhtemel bir kaybın kendi üzerlerinde yaratacağı etkinin muhtemel bir kazancın kendi üzerinde yaratacağı etkiye göre 2.5 kat daha fazla kuvvetli olduğu bulunmuştur. Yatırımcıların kazanca ve kayba nasıl baktıkları da Kahneman ve Tversky tarafından aşağıdaki şekilde izah edilmiştir. Buna göre insanlar birim zamanda en az büyüklükte kaybetmeye fakat yine birim zamanda en fazla kazancı sağlamaya çalışmaktadırlar.[2]
Zararın önüne geçme: Yatırımcılar "zararın önüne geçmek için" rasyonel olmayan davranışlarda bulunmaktadırlar. Örnek olarak, hatalı çıktıları anlaşıldıktan sonra "zararlarını realize etmemek" için stop-loss uygulamıyorlar. Fakat bu davranış şekli onların hata üzerine hata yapmalarına neden olan bir hatalar zincirini başlatabiliyor.
  • Pişmanlık: İnsanlar gelecekte pişman olmak istemiyorlar ve pişmanlıklarını minimize edecek kararlar alıyorlar. Pişmanlığı engelleme hareketi yüzünden yatırımcıların düşen senetleri satmadıkları ve daha fazla zarara neden oldukları gözlemlenmiştir.
  • Parasal İllüzyon: Çok yüksek enflasyon oranlarının normal olarak düşünüldüğü ülkemizde bile pek çok hesabın enflasyon oranları dikkate katılmadan yapılması gerçekten çok ilginç. Yatırımcılar genellikle, yatırımlarından elde ettikleri kar ve zararları hesaplarken bunu göz ardı etmektedirler.[3]
 


[1] Hersh Shefrin, Beyond Greed and Fear: Understanding Behavioral Finance and the Psychology of Investing, ABD, Oxford University Press, 2002, s.18.
[2] Kahneman ve Tversky, “Prospect Theory: An Analysis of Decisions Under Risk”,  s. 279.
[3] “Davranışsal Finans Üzerine”, http://www.ekonomiportali.com/6.htm 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder