12 Kasım 2012 Pazartesi

Kalkınma Bankalarının Ortak Özellikleri ve 5411 Sayılı Kanun ile Tanımlanmış Görevleri

Kalkınma bankalarının ortak bazı özellikleri olarak aşağıdakiler sayılabilecektir:[1]
  • Kalkınma bankaları kalkınma sürecinde belli bir misyon yüklendikleri için özel yetki ve ayrıcalıklara sahip konumda olmaları gerekmektedir. Örneğin, borçlarına hazine veya merkez bankası garanti verebilmekte, bazı vergi vb. giderlerden muaf tutulabilmekte, hazineden uygun koşullarda kaynak transferi olabilmektedir. Bu özel yetki ve ayrıcalıklara sahip olabilmeleri genelde özel kanunla kurulmalarını gerektirmektedir.
  • 1950’lerde Dünya Bankası’nca gelişmekte olan ülkelerde kurdurulan kalkınma bankalarının özel sektöre ait olması istenmekte idi. Ancak 1960’lardan sonra bu şartın koşulmadığı görülmektedir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde kalkınma bankalarının büyük çoğunluğunun tamamıyla ya da hakim ortak olarak devlete ait olduğu görülmektedir. Bunun ana nedeni bu kurumların iktisat politikası aracı olarak kullanılan politika temelli kurumlar olmaları ve bu çerçevede özel görevler yüklenmeleridir. Kalkınma sürecinin planlanması ve gerçekleştirilmesinin devletin başlıca görevleri arasında olması kalkınmanın finansmanına devletin kalkınma bankaları ile katkı sağlaması gereğini doğurmaktadır.
  • Kalkınma bankalarının temel amaçları kalkınma sürecinde sağlayacakları sosyal faydayı maksimize etmek olarak görüldüğünden yüksek kar amacıyla değil düşük karlılık ile çalışmaktadırlar.
  • Kalkınma bankaları ticaret bankalarıyla karsılaştırıldığında finansal kaynaklarında; genelde devlete ait olmaları, sübvansiyonlu krediler kullandırmaları, genelde mevduat kabul etmemeleri, özel görevler üstlenmeleri gibi nedenlerle kamusal fonlar önemli bir yer tutmaktadır. Bu bankaların devlet (hazine) garantisiyle borçlanabilmeleri nedeniyle uluslararası piyasalardan tahvil ihraç ederek veya uluslararası finans kurumlarından borçlanma imkanları olduğundan uluslararası para ve sermaye piyasaları önemli kaynakları arasında yer almaktadır.
  • Kalkınma bankalarının proje ve yatırımları kredi vererek finanse ettikleri gibi, risk sermayesi veya ortak olmak yoluyla finansmanı önemli bir finansman aracı olarak kullanmaktadırlar.
  • Kalkınma bankalarının kısa vadeli ihracat kredileri ve işletme sermayesi finansmanları dışında genelde sabit sermaye yatırımlarını finanse etmeleri nedeniyle kredileri ağırlıklı olarak orta ve uzun vadeli olmaktadır.
  • Yatırım projelerini finanse etmeleri nedeniyle bu projeleri değerlendirme yeteneğine sahip olmaları gerekmekte olup bu nedenle proje hazırlanması, değerlendirilmesi konusunda uzman bankalardır.
  • Kalkınma bankaları, yalnız bir sektöre veya bölgeye hizmet verenlerinden tüm ekonomik faaliyetleri ve ülkeyi kapsayan hizmet portföyü ile çalışanlarına kadar, yalnızca kalkınma bankacılığı yapanlardan tüm bankacılık çeşitlerinde faaliyet gösterenlere kadar çok geniş bir yelpazede faaliyet göstermektedirler. Birçok ulusal kalkınma bankası mevduat toplamamakta, yurtiçi ve yurtdışı piyasadan çeşitli şekilde kaynak temin etmekte, hazine veya merkez bankasından kaynak kullanabilmektedir.
  • Dar kapsamlı olarak yatırım projelerinin finansmanı ile sınırlı hizmet veren kalkınma bankalarının yanında, teknolojik gelişmeye katkı sağlanması, istihdamın geliştirilmesi, altyapı projelerinin gerçekleştirilmesi, risk sermayesi temini; bölgesel, kentsel, kırsal kalkınma, yabancı sermaye hizmetleri verme, proje geliştirme, KOBİ’lerin desteklenmesi, ihracatın desteklenmesi gibi kalkınma ile ilgili çok geniş yelpazede hizmet üreten, finansman sağlayan kalkınma bankaları da vardır.
  • Kalkınma bankalarının görev ve amaçlarının bilgi ihtiyacını ve birikimini gerektirmesi nedeniyle araştırma faaliyetlerine önem vermeleri gerekmektedir. Bu kapsamda dünyada araştırma enstitüsü olan kalkınma bankaları da bulunmaktadır.
  • Kalkınma bankalarından beklentilerin birisi de yatırımları ve projeleri uygun faiz koşulları ile finanse etmeleridir. Yatırımların teşvik edilmesinde uygun ve selektif kredi politikaları önemli bir araç olarak kullanılmaktadır. Kalkınma bankalarını ticari bankalardan ayıran önemli bir özellik de politika temelli kalkınma finans kurumları olarak hükümetlerin özellikle sektörel teşvik, sübvansiyon, hibe uygulamalarında ve bu tür kaynak ve fonların kullanılmasında aracılık etmeleridir. Bunun yanı sıra uluslararası ve ulusal para ve sermaye piyasalarından ve kamu fonlarından daha uygun koşullarda borçlanabilmeleri ticari bankalara göre daha uygun faiz oranı ve koşullarda kredi verebilmesini sağlayabilmektedir.
  • Gelişmekte olan ülkelerde kalkınma bankalarının büyük oranda kamuya ait olmaları tümünde olmamakla birlikte yaygın bir şekilde ve çoğunlukla bu bankalarda siyasi otoritenin etkisinin olması ve bunun olumsuz bazı sonuçlarından olmak üzere uygun olmayan kredi plasmanlarının yaygınlığı görülmektedir. Bunun sonucu da genellikle kalkınma bankasının başarısızlığını getirmektedir. Gelişmekte olan ülkelerdeki başarısızlık örneklerinin nedenlerinin başında bu gelmektedir.              

Ülkemizde ise kalkınma bankalarının faaliyet konusu tüm bankalarımızın faaliyet konusunun belirtildiği maddede aşağıdaki gibi açıklanmaktadır:[2]

“Bankalar, diğer kanunlarda öngörülen hükümler saklı kalmak kaydıyla aşağıda belirtilen faaliyetleri gerçekleştirebilirler:
a) Mevduat kabulü.
b) Katılım fonu kabulü.
c) Nakdî, gayrinakdî her cins ve surette kredi verme işlemleri.
d) Nakdî ve kaydî ödeme ve fon transferi işlemleri, muhabir bankacılık veya çek hesaplarının kullanılması dahil her türlü ödeme ve tahsilat işlemleri.
e) Çek ve diğer kambiyo senetlerinin iştirası işlemleri.
f) Saklama hizmetleri.
g) Kredi kartları, banka kartları ve seyahat çekleri gibi ödeme vasıtalarının ihracı ve bunlarla ilgili faaliyetlerin yürütülmesi işlemleri.
h) Efektif dahil  kambiyo  işlemleri; para piyasası araçlarının alım ve satımı; kıymetli maden ve taşların alımı, satımı veya bunların emanete alınması işlemleri.
i) Ekonomik ve finansal göstergelere, sermaye piyasası araçlarına, mala, kıymetli madenlere ve dövize dayalı; vadeli işlem sözleşmelerinin, opsiyon sözleşmelerinin, birden fazla türev aracı içeren basit veya karmaşık yapıdaki finansal araçların alımı, satımı ve aracılık işlemleri.
j) Sermaye piyasası araçlarının alım ve satımı ile geri alım veya tekrar satım taahhüdü işlemleri.
k) Sermaye piyasası araçlarının ihraç veya halka arz yoluyla satışına aracılık işlemleri.
l) Daha önce ihraç edilmiş olan sermaye piyasası araçlarının aracılık maksadıyla alım satımının yürütülmesi işlemleri.
m) Başkaları lehine teminat, garanti ve sair yükümlülüklerin üstlenilmesi işlemleri gibi garanti işleri.
n) Yatırım danışmanlığı işlemleri.
o) Portföy işletmeciliği ve yönetimi.
p) Hazine Müsteşarlığı ve/veya Merkez Bankası ve kuruluş birlikleri nezdinde oluşturulan bir sözleşme kapsamında üstlenilen yükümlülükler çerçevesinde alım satım işlemlerine ilişkin piyasa yapıcılığı.
r) Faktöring ve forfaiting işlemleri.
s) Bankalararası piyasada para alım satımı işlemlerine aracılık.
t) Finansal kiralama işlemleri.
u) Sigorta acenteliği ve bireysel emeklilik aracılık hizmetleri.
v) Kurulca belirlenecek diğer faaliyetler.
Mevduat bankaları birinci fıkranın (b) ve (t), katılım bankaları (a), kalkınma ve yatırım bankaları (a) ve (b) bentlerinde belirtilen faaliyetleri gerçekleştiremezler.”

Bu maddeden de anlaşılabileceği gibi ülkemizdeki kalkınma bankaları (yatırım bankaları da dahil) mevduat ve katılım hesabı kabulü dışında her faaliyeti yapabilmektedirler.


[1] Alptuğ Bacak, “Türkiye’de Kalkınma ve Yatırım Bankacılığı ve Finansal Performanslarının Değerlendirilmesi (Türkiye Kalkınma Bankası - TKB - İncelemesi)”, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Muğla Üniversitesi SBE, 2007, s.52-54.
[2] 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, m.4.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder