19 Ocak 2013 Cumartesi

Satınalma Gücü Paritesi ve Çeşitleri


SAGP teorisi, uzun dönemli reel döviz kurlarının belirlenmesine ilişkin uluslararası finansın en önemli teorik yaklaşımları arasında yer almaktadır. Nominal döviz kurları ile ulusal enflasyon oranları ilişkisinin bulunduğu bu teori, “mutlak SAGP” ve “nisbi SAGP” olmak üzere iki şekilde açıklanmaktadır. Mutlak SAGP, belirli bir mal veya hizmetin aynı para birimi cinsinden fiyatının iki ülkede aynı olması gerektiğini belirten tek fiyat kanuna dayanmaktadır. Nisbi SAGP ise, uzun dönemde bilateral döviz kurlarının, ülkeler arasındaki enflasyon farkını yansıtacak şekilde değişmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, mal piyasasındaki farklılık, döviz piyasasına yansımalıdır (Kasman ve Ayhan, 2009).

Mutlak SAGP yukarıda da belirtildiği gibi uluslararası sınırların olmadığı bir ortamda tüketicilerin taleplerini fiyatın daha az olduğu noktaya yöneltmelerinin mümkün olduğu varsayımı ile aynı miktardaki malların fiyatının değişik ülkelerde de tek bir para birimi bazında aynı olması gerektiğini ifade etmektedir. Eğer fiyat farklılığı ortaya çıkarsa talep daha düşük fiyatlı yöne doğru kayacak ve fiyatlar yine eşitlenecektir (Madura, 2006). Fakat Mutlak SAGP her ne kadar küreselleşme varsayımı altında doğru gibi görünse de özellikle bir ülkede üretilen ve diğer bir ülkeye gönderilen malların fiyatının üretilen ülkede satılmasına göre daha pahalı olacağı açıktır. Bu sebeple işlem ve navlun masraflarının hiçe sayılması gerçekçi değildir.

Mutlak SAGP’de kullanılacak formül aşağıdaki gibidir (Aslan ve Kanbur, 2007):

Pt = Mutlak SAGP x Pt*

Pt t anındaki fiyatlar genel seviyesini, Pt* ise yabancı ülkedeki fiyatlar genel seviyesini ifade etmektedir.

Nisbi SAGP ise Mutlak SAGP’de belirtilmeyen ticaret engellerinin (kotalar vb.), işlem masraflarının ve taşıma giderlerinin üzerine gitmekte ve her yerde bu fiyatların ortak bir para birimi bazında aynı olmasının gerekmediğini ileri sürmektedir. Fakat burada olması gereken, eğer bir ülkenin enflasyonu diğer bir ülkenin enflasyonuna göre farklı bir değer alırsa, düşük enflasyonlu ülkenin para biriminin enflasyon farkı kadar değerlenmesi gerekmektedir. Örneğin Türkiye’de enflasyon %10, ABD’de ise %5 ise ABD Dolarının %5 değer kazanması beklenmelidir. Eğer bu gerçekleşirse her iki ülkedeki malların fiyatı tüketicilere aynı görünecektir (Madura, 2006).

Nisbi SAGP’nin formülü aşağıdaki gibidir.

                        

                                                                                   

Burada St spot döviz kurunu, Pt t anındaki fiyatlar genel seviyesini, Pt* ise yabancı ülkedeki fiyatlar genel seviyesini ifade etmektedir.

Sonuç olarak, Satın alma gücü paritesi temelde küreselleşme ile ortaya çıkan ortamın getirdiği bir sonuç olarak tanımlanabilir. Küreselleşmenin getirdiği yeni ekonomik ortam ve özellikle 1970’lerde Bretton Woods sisteminin çöküşü döviz kurlarının ve faizlerin serbestçe dalgalanması sonucunu ortaya çıkarmış ve ülkeler arasındaki gelir seviyelerinin ölçülmesi giderek daha da zorlaşmıştır. 1900’lü yılların başında ortaya atılan bu kavram ile 1970’lerden oluşan yeni ekonomik düzenin yarattığı ülke farklılıkları daha yakından izlenmeye çalışılmıştır. Hatta bu teoriye yoğun eleştiriler olsa da OECD, Eurostat gibi bir çok önemli kurum ve kuruluş bu teoriyi kullanmaya ve ülkeler arası satın alma farklılıklarını ortaya koymaya çalışmışlardır. Bu teoriden hareketle ortaya çıkan Big Mac endeksi de oldukça yoğun ilgi görmüş ve bir çok önemli makalede yer almıştır. Çalışmamızın içinde belirtildiği gibi ülkelerin döviz kurlarının değerli olup olmadığına bile karar verebilir hale gelinmiştir.

Nisbi ve mutlak SAGP olarak ikiye ayrılan SAGP teorisi, özellikle mutlak SAGP’ye yapılan yoğun ve haklı eleştirilerden hareketle ekonomistler özellikle nisbi SAGP yolunda ilerlemeye başlamış ve ülkeler arası satın alma gücü paritelerinin ilerleyen dönemlerde döviz kurlarında nasıl bir etkiye sahip olacağı fikrini tartışmaya ve bu yönde çalışmalar ortaya koymaya gayret etmişlerdir.

Satın alma gücü paritesi hem kolay hem de yararlı bir teori olarak günümüze kadar ulaşmış ve üzerinde sayısız çalışma yapılmıştır. Özellikle gereğinden fazla değerlendiğine inanılan döviz kurlarının belirlenmesinde ve buna yönelik yatırım kararları alınmasında yararlı olmuştur.

------------------------------------------------------------------------------------------------------
Aslan, Nurdan ve A.Nesligül Kanbur, Türkiye’de 1980 sonrası satın alma gücü paritesi yaklaşımı, Marmara Üniversitesi İİBF Dergisi, 23 (2), 2007, 9-43.  
Kasman Saadet ve Duygu Ayhan, “Avrupa Birliği’nin Genişleme Sürecinde Satın Alma Gücü Paritesi Sağlanıyor Mu?”, İzmir: 2.Ulusal İktisat Kongresi, 20-22 Şubat 2008.
Madura, Jeff, International Financial Management, UK: Cengage Learning, 2006.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder