5 Ocak 2013 Cumartesi

Finans, Finansal Yönetim Kavramı ve Finansal Piyasalar

1.      Giriş
Küreselleşen dünya ile birlikte işletmeler de kaynaklarını en etkin şekilde kullanmaya çalışmaktadırlar. Bu sebeple, kaynakların en verimli şekilde bir araya getirilip doğru çıktıların alınmasına yönelik bir eğilim mevcuttur. Bir işletme için kaynaktan başlayıp çıktıda sona eren süreçler zincirinin bir araya getirilebilmesi etkin bir finansman politikası ile mümkün olabilmektedir. Bu nedenle, çalışmamızda finans hakkında genel bilgi verilmeye ve bu kavramla ilgili olarak finans piyasaları ve finansal analiz gibi konuların açıklanmasına çalışılacaktır.

2.      Finans Kavramı
Çalışmamıza başlamadan önce finans kavramının açıklanmasında yarar bulunmaktadır. Finans, Fransızca’dan türeyen bir kelime olup sözlükte, “para, mal, mali işler”[1] gibi anlamlara gelmektedir. Fakat pratikte, “işletmenin gereksinim duyduğu fonların, en uygun şekilde ele geçirilmesi ve bu fonların en etkin şekilde kullanılmasıdır”[2] diye tanımlayabiliriz.

Görüldüğü gibi finans (veya finansman) yönetilmesi gereken önemli bir süreçtir. Bu sürecin içerisinde:[3]
Finansal kaynakların bulunması,
Kaynakların planlanması ve yönetimi,
Kaynakların etkinliğinin kontrol edilmesi

Gibi süreçler bulunmaktadır. Bu süreçlerin doğru şekilde yönetilebilmesi için de doğru bir örgütlenmeye ihtiyaç bulunmaktadır.

Yukarıda belirtilen fonlar iki türlü elde edilebilmektedir. Bu fonlar hem yabancı kaynaklardan hem de öz kaynaklardan sağlanabilmektedir. Eğer bu fonlar yabancı kaynaklardan sağlanırsa, bu kaynağı temin edenlerin yönetime katılma, sorumluluk taşıma, kar etme veya etmeme riskini alma gibi görevleri bulunmamaktadır. Fakat öz kaynaklar ile fon ihtiyacı karşılanırsa, öz kaynak sağlayanların yönetime katılma, kar veya zarara ortak olma, pay oranında sorumluluk taşıma gibi görevleri mevcuttur.[4]

Eğer finansman yabancı kaynaklardan yapılıyorsa, bu temelde iki ayrı şekilde ifade edilebilmektedir. Bunlardan bir tanesi nakit finansman diğeri de gayrinakit (nakit olmayan) finansmandır. İşletmeler ticari işlemler için kısa vadeli, yatırım kararları sonrası oluşacak maliyetleri karşılayabilmek için de uzun vadeli nakit ihtiyaçları duyabileceklerdir. Bunları kısaca özetlemek istesek, kısa vadeli nakit düzensizlikleri, personel ödemeleri, sarf malzemesi, idari giderler veya ticari mallar için kısa vadeli fon ihtiyacında bulunabilecekleri gibi; yatırım nitelinde makine alımı, ticari araç veya iş yeri alımı gibi işlemler için de uzun vadeli nakit finansmanlara ihtiyaç duyabileceklerdir. Gayrinakit finansmanlara değindiğimizde ise bankaların nakit kredi yerine kendi itibarlarını müşterileri için ortaya koydukları finansman çeşitleri olduklarını görmekteyiz.[5] Bunlara örnek olarak da ticari işlemlerini sürdürebilmeleri için gerekli teminat mektubu, akreditif, kontrgaranti vb. gösterilebilecektir.

3.      Finans Piyasaları
Bir işletme yabancı kaynaklı fon temin etmek istediğinde ya kredili alış yapmak için reel sektördeki diğer firmalara başvurur ya da fon arz edenlerin fonlarının toplandığı finans sektöründen fon talebinde bulunmak durumundadır. Aşağıda da görüldüğü piyasaları reel ve finans piyasaları diye ikiye ayırabilmekteyiz. Reel kesimde bulunan ve fon ihtiyacı olan işletmeler ya kendi aralarında vadeli satışlar yaparak birbirlerinin fon ihtiyaçlarını nakit bir finansmana gereksinim duymadan çözerler ya da finans sektörünün içerisinde bulunan kurumlardan bu ihtiyaçlarının çözümünü talep ederler. İşletmelerin finansman ihtiyaçlarını karşılayabilecek finans piyasası aktörleri de aşağıda belirtilmiştir:[6]
·          Bankalar
·          Sigorta şirketleri
·          Finansal kiralama şirketleri
·          Faktoring şirketleri
Forfaiting şirketleri

 














Şekil 1. Finans Piyasalarının Tüm Piyasalar İçindeki Yeri
(Kaynak: TSPAKB, a.g.e, s. 18)

Eğer işletmenin piyasadaki saygınlığı fazla ise (borçlarını zamanında ve eksiksiz olarak ödüyor, piyasaya yapması gereken bildirimlerini zamanında yapıyor, ortakların sektördeki geçmişleri ve deneyimleri yüksekse piyasa itibarı da olumludur), fon arz edenlerden nakit veya nakit olmayan finansman bulmak konusunda zorlanmayacaktır.

4.      Finansal Analiz
İşletmelerin finans piyasalarından ve diğer işletmelerden nakit veya gayrinakit fon bulmaları noktasında bir finansal analize tabi tutulmaları gerekmektedir. Bunun sebebi, fon arz eden kurumların fon talep eden kurumun risk seviyesini ölçmeye çalışmasıdır. Bu analiz sonucunda firmaya kullandırılacak kredinin fiyatı bulunmaya çalışılacaktır. Bankaların firmalara kullandırdıkları kredi fiyatlamasında dikkat ettikleri husus maliyet + kar marjı formülüdür.[7] Burada belirtilen maliyet içerisinde:[8]
Bankaların bireysel veya kurumsal müşterilerinden toplandıkları fonların ağırlıklı maliyeti,
Kredi kullanmak isteyen müşterinin riski,
Bankanın faiz dışı gelirlerinin faiz dışı giderlerinden az olması durumunda bunun kapatılmasını ifade eden gider kaybı ve
Sermaye maliyeti

bulunmaktadır. Bu maliyetlerin bulunmasından sonra üzerine hedefledikleri karı ekleyip fiyatlama yapmaktadırlar.

Görüldüğü gibi bankalar müşterinin riskli olup olmamasına göre fiyatı indirip arttırabilmektedirler. Bu hususu piyasadaki konut kredilerinin araç kredilerinden genellikle daha düşük faize sahip olması ile de açıklayabiliriz. Çünkü konut kredilerinde birey aldığı konutu kaybetmemek için elinden geleni yapacaktır fakat araç her zaman ikinci planda kalacaktır.

Bu aşamadan anlaşıldığı gibi fon talep edenin mutlaka incelenmesi gerekmektedir. Bunun yapılabilmesi için aşağıdaki teknikler kullanılabilir:[9]
Nicel analiz: İşletmenin finansal durumunu sayısal veriler etrafında değerlendirmeye verilen analizdir.
Nitel analiz: İşletmenin piyasa itibarını, geçmişte yaptığı faaliyetleri sayısal analize girmeden inceleyen ve işletme hakkında genel bir bilgi vermeyi amaçlayan analizdir.

Bir firmayı incelerken yukarıdaki analizlerden ilk önce nitel analiz yapılıp, firma hakkında olumsuz bir bilgi varsa bulunmaya çalışılır. Çünkü geçmişinde olumsuz işler yapmış bir işletmenin nicel verileri ne kadar olumlu olsa da  bu firma ile çalışmak istenmeyecektir. Eğer bu tür bir olumsuzluk bulunmadıysa, nicel analize geçilebilir.

Bu aşamada bilinmesi gereken bir diğer ayrım da statik ve dinamik analiz ayrımıdır. Statik analiz aynı yıla ait verilerin birbirleri ile ilişkili durumlarını incelerken, dinamik analizde de geçmişten bugüne olan değişimlerin incelenmesine çalışılır.[10] Bu sebeple bir işletmenin gidişatını en iyi dinamik analiz göstermektedir.

Gerek dinamik gerekse de statik olsun içerisinde matematiksel bilgiler bulunduran ve sonuçlarının finansal tablolar üzerinden alındığı ve günümüz iş yaşamında sıklıkla kullanılan teknikler aşağıda belirtilmiştir:[11]
Oran analizi
Karşılaştırmalı raporlar analizi
Yüzde analizi
Trend analizi

Bunların detayına aşağıda girilmiştir.

4.1.   Oran analizi
Finansal tablolarda yer alan herhangi iki kalem arasındaki ilişkiyi göstermektedir.[12] Bu sebeple, dört çeşit oran analizi yapılabilmektedir. Bunlar aşağıda belirtilmiştir:[13]
Likidite oranları: Bu oranlar işletmenin dönen varlıkları ve kısa vadeli yabancı kaynakları arasındaki bazı ilişkileri göstermeyi amaçlayan ve temelde firmanın çalışma sermayesinin yeterli olup olmadığının ortaya çıkartılmasını amaçlayan oranlardır.
Mali yapı oranları: İşletmenin kaynak yapısının, bu kaynakların nerelerde kullanıldığının ve etkin kullanılıp kullanılmadığının ortaya çıkartılmasını sağlayan oranlardır.
Faaliyet oranları: İşletmenin varlıklarını verimli kullanıp kullanamadığını gösteren oranlarıdır.
Karlılık oranları: İşletmenin karlı şekilde çalışıp çalışmadığını gösteren oranlardır.

4.2.   Karşılaştırmalı Raporlar Analizi 
Bir işletmenin iki veya daha fazla hesap dönemine ait finansal tablolarının birbirini takip eden dönemler bazında incelenmesini ifade etmektedir. Bu analiz işlevinden de anlaşıldığı gibi bir tür dinamik analizdir ve karşılaştırılan tabloların mutlaka aynı muhasebe standartlarına göre düzenlenmiş olmaları gerekmektedir. Karşılaştırmalı tablolar analizini kullanırken verilerin tutarlılığını sağlamak için enflasyondan arındırmak da oldukça önemlidir.

4.3.   Yüzde Analizi
Dikey yüzdeler olarak da adlandırılan bu tekniğe göre, mali tablolarda yer alan her kalemin hem bulunduğu grup hem de toplam içerisindeki payı hesaplanır. Bu durumda genel toplam 100 kabul edilerek ağırlığın hangi kalemlerde olduğu gösterilmeye çalışılır.[14] Örneğin aktif toplamı 1.000.000 TL olan bir işletmenin Dönen varlıkları içerisindeki stoklar kalemi 300.000 TL gibi bir yer kaplıyorsa bu durumda genel toplam 100, stoklar 30 olarak dikey şekilde yazılır. Bu analizin en önemli özelliği karışık rakamları daha anlaşılır hale getirerek yorumlamaya kolaylık sağlamasıdır.

4.4.   Trend Analizi
Trend yüzdeleri analizi olarak da adlandırılabilecek bu analize göre, eğer uzun vadeli bir eğilim hesaplanmak isteniyorsa (işletmenin son iki yılda değil de son beş yıldaki gidişatı hesaplanmak amaçlanıyorsa) karşılaştırmalı tablolar analizi yerine bu teknik kullanılabilecektir.[15] Böylece baz kabul edilebilecek bir yıl için bir kalem 100 değerini alacak diğer yılların verileri de buna göre hareket edecektir. Örneğin aşağıdaki tabloda belirtilen stoklar kalemini dikkate aldığımızda yıllık değişimler trend yüzdelerini etkilemiştir. Böylece karışık rakamlar etrafında yorum yapmaya çalışmaktansa 2000 yılında 100 br stok sahibi olan bu işletmenin 2003 sonunda 112,5 br stoka sahip olduğu yani %12,5 oranında stoklarını yükselttiği görülebilecektir.

Trend Yüzdeleri analizi
Yıllar
2000
2001
2002
2003
Stok değeri
100.000
95.000
82.500
112.500
Trend Yüzdesi
100
95
82,5
112,5

5.      Sonuç
Yukarıda verilen bilgilerden de anlaşıldığı gibi fon arz edenlerden fon talep edenlere her gün büyük oranlarda kaynak aktarılmaktadır. Fakat bu kaynakların en etkin şekilde yönetilmesi işletmenin finans departmanının verimli şekilde çalışan ve işini iyi bilen uzmanlardan oluşması ile mümkündür. Üst yönetimin desteğini de alarak faaliyetlerine devam eden bu departman piyasadan minimum maliyetle kaynakları bulmalı, bunları doğru araçlarda değerlendirmeli ve yönetebilmelidir. Fon arz edenler ise bu kaynakları ihtiyaç duyanlara ulaştırırken bazı öngörülerde bulunmak durumundadırlar. Bu öngörüler, temelde finansal analiz araçları ile yapılmaktadır. Her ne kadar bu teknikler analizlerde sıklıkla kullanılsa da ülkemizde faaliyet gösteren işletmelerin mali tablolarının bir çok açıdan gerçeği yansıtmaması sebebiyle sonuçları hep tartışılır olmuştur. Fakat bu faktörleri de hesaba katmayı başaran fon arz edenlerin analizcileri bu araçları etkin şekilde kullanmaya devam etmektedirler.



[2] Mehmet Erkan, “Finans Nedir”,  http://www2.aku.edu.tr/~mehmeterkan/sayfalar/2.
[3] Niyazi Berk, Finansal Yönetim, İstanbul, Bilim Teknik, 1990, s. 2.
[4] Rıdvan Karalar, İşletme Temel Bilgiler İşlevler, Eskişehir, ETAM, 1994, s. 328.
[5] Mehmet Takan, Bankacılık Teori, Uygulama ve Yönetim, İstanbul, Nobel, 2001, s. 272.
[6] TSPAKB, Genel Ekonomi, İstanbul, TSPAKB, 2006, s. 12.
[7] Takan, a.g.e., s. 657.
[8] Sadi Uzunoğlu seminer notları, “Bankalarda Kaynak Maliyeti Hesapla Yöntemleri ve Kredi Fiyatlama”, Türkiye Bankalar Birliği, İstanbul,  13 Ocak 2005 – 14 Ocak 2005, s. 7.
[9] TSPAKB, Analiz Yöntemleri, İstanbul, TSPAKB, 2006, s. 19.
[10] A.e., s. 28.
[11] Muharrem Özdemir, Finansal Yönetim, Ankara, Gazi, 1997, s. 33.
[12] Berk, a.g.e., s. 24.
[13] TSPAKB, Analiz Yöntemleri, s. 30-31.
[14] Özdemir, a.g.e., s. 70.
[15] A.e., s. 72.

1 yorum: