1 Ocak 2013 Salı

IAS 38 Maddi olmayan duran varlıkların mali tablolara alınması ve değerlemesine ilişkin hususlar

Maddi olmayan duran varlıkların mali tablolara alınması ve değerlemesine ilişkin hususlar IAS 38 standardı ile düzenlemiştir. Bu standardın amacını, maddi olmayan duran varlıkların özellikle başka bir IAS düzenlemesine konu olmayan muhasebesel uygulamasını düzenlemek olarak özetlemek mümkündür. Söz konusu standart ticari işletmelerin ancak ve ancak belirli kesin kriterlere uyulması durumunda tanıması gerekliliğini vurgulamakta ve maddi olmayan duran varlıkların değerinin nasıl ölçüleceğini belirlemektedir.[1] 

IAS 38 kapsam olarak yazılım, patent, telif hakkı, ve lisans gibi fikri haklar da dahil olmak üzere bütün gayrı maddi varlıklara uygulanabilmektedir.

Bu kavramlara açıklık getirmek için aşağıdaki gayri maddi hakların tanımlanması faydalı olacaktır:
  • Lisans: Tescilli olan yada tescil başvurusu yapılan marka, patent, faydalı model yada endüstriyel tasarımların kullanma hakkının belirli bir süre için başka bir şahsa yada firmaya kiralanması işlemi lisans olarak tanımlanabilir.[2] Lisans veren taraf bu hakkı kendi kullanabileceği gibi, üçüncü kişilere de aynı hakla ilgili lisans verebilecektir.
  • Marka: Bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar malların biçimi veya ambalajlarının gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaret[3] olarak tanımlanmıştır. Bir başka deyişle marka, müteşebbisler veya özel kişiler tarafından piyasaya sunulan mal ve hizmetleri tanımlayan ayırt edici işarettir.
  • Patent: Türkiye’de ve dünyada yeni olan sanayiye uygulanabilen ve tekniğin bilinen durumunun aşılması kriterine uygun olan buluşların sahiplerine belirli bir süre (20 yıl), bu buluş konusu ürünü üretme ve pazarlama hakkının tanınmasıdır.[4]
  • Faydalı Model: Türkiye’de ve dünyada yeni olan sanayiye uygulanabilen buluşların, sahiplerine belirli bir süre (10 yıl) bu buluş konusu ürünü üretme ve pazarlama hakkının tanınmasıdır.[5]
  • Franchising: bir ticari işletmenin başka bir ticari işletmeye mallarını satma, mamulünü üretme, hizmetlerini sergileme veya ismini kullanma hakkını vermesi”[6] olarak tanımlanmaktadır.

IAS 38 kapsamına giren maddi olmayan varlıklar, bazı koşulların gerçekleşmesi halinde finansal tablolarda varlık olarak gösterilebilir.  

Bu koşullar, kısaca:[7]
  • tanımlanabilir bir varlık olması,
  • varlığa ilişkin olarak gelecekte ekonomik fayda sağlama ihtimali olması ve
  • varlığın maliyetinin güvenilir olarak hesaplanabilmesidir.

Bu koşul ve ilkeler işletme dışından alınan veya işletme tarafından üretilen maddi olmayan varlıklara ilişkin ilave muhasebeleştirme kriterlerini kapsar. Buna göre maddi olmayan varlıklar satın alınmak suretiyle, ticari bir bileşimin bir parçası olarak, devlet tahsisi, varlıkların değiş tokuşu veya işletmenin kendisi tarafından yaratılması ve/veya üretilmesi suretiyle elde edilebilmektedir. 

Ancak IAS 38’e göre, şerefiye, marka, müşteri listeleri, yayım hakları gibi bir işletme tarafından içeride üretilen kalemler varlık olarak muhasebeleştirilememektedir. Bununla birlikte, bazı geliştirme ve araştırma harcamaları masraf olarak yansıtılmak suretiyle bir maddi olmayan varlığın muhasebeleştirilmesine sebep olabilir. İşletme tarafından geliştirilmiş bilgisayar yazılımları buna örnektir. Zira donanım maliyetleri, satın alımları ve kullanışları, olası gelecek faydalar, kaynaklar ve teknolojik fizibilite muhasebeleştirme aracı olarak kullanılabilmektedir 

IAS 38 kapsamına giren maddi olmayan varlıkların muhasebeleştirilebilmesi için tanımlanabilir olması, üzerinde kontrol sağlanması, varlıktan gelecekte ekonomik fayda sağlama ihtimalinin bulunması ve gelecek maliyetlerin hesaplanabilmesi gerekmektedir. Maddi olmayan varlıkların tanımlanabilir olması ise ayrılabilir olması, diğer bir deyişle ayrılarak satılmasının, devredilmesinin, lisanslanmasının, kiralanmasının mümkün bulunmasına bağlıdır.  

Ticari bir bileşenin içinde elde edilen maddi olmayan bir varlığın adil değerinin saptanamaması, söz konusu maddi olmayan varlıkların hukuki yada sözleşmesel haklardan doğmasından kaynaklanabildiği gibi, bunların ayrılabilir olmamasından veya ayrılabilir olmasına rağmen daha önce aynı yada benzer varlıkların mübadelesine ilişkin işlemlerin mevcut olmamasından ve bu sebeple adil değerin başka türlü saptanabilmesi için değerlenemeyen değişkenlere dayanılmak zorunda kalınmasından kaynaklanabilmektedir. 

Sonuç olarak görüldüğü gibi işletmenin içeride ürettiği markalar hariç gayrı maddi olmayan varlıkların değerinin saptanarak muhasebeleştirilebilmesi için ilk adım olarak söz konusu varlığın gelecekteki ekonomik getirileri saptanabilir olmalıdır. Gelecek ekonomik menfaatlerin olasılığı, varlığın üzerinde oluşacak şartlara ilişkin makul ve desteklenebilir varsayımlara özelliklede fizibilite çalışmalarına dayandırılmalıdır. Ayrı olarak yada ticari bir bileşenin içinde elde edilen maddi olmayan varlıklar için bu şartın her zaman gerçekleştiği kabul edilmektedir. 


[1] Erdem Türkekul, “Eser Sahibinin Hakları ve Bağlantılı Haklar Ön Raporu,”
<http://plan9.dpt.gov.tr/oik04_fikrimulkiyet/EserHaklari_OnRapor_14_10_05.doc> 
[2] Simaj Patent, “Lisans Sözleşmeleri,”
<http://www.simaj.com.tr/sozlesme_orta.htm>
[3] Emre Alcan, “Marka ve Marka Hakkının Korunması,”
< http://www.hukukcu.com/bilimsel/kitaplar/marka_hakki_korunmasi.htm >
<http://www.turkpatent.gov.tr/tpe/index.jsp?sayfa=201>
[5] TPE,
[6] Macide Soğur, İşletme Sistemi Olarak Franchising (İstanbul: DER, 1993), 6.
[7] Türkekul,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder