8 Ocak 2013 Salı

Varlık Yönetim Şirketleri: Asya Ülkeleri Uygulaması

Bugün dünyamızda batıda yer alan ülkeler diye tanımlanan İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri ve birçok Avrupa ülkesinin içinde bulunduğu  zengin ülkelerin tamamına yakını endüstrileşme atılımını en geç 19. yüzyılın başlarına kadar gerçekleştirmişlerdir. Geride kalan Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerinin çoğu kalkınma hamlelerine ancak II. Dünya Savaşı’ndan sonra başlayabilmişlerdir. Bu grup içinde, çarpıcı ataklarıyla inanılmaz büyüme oranları yakalayan ve “Asya Kaplanları” olarak nitelendirilen ülkeler ise Asya mucizesine imza atmışlardır. Japonya’nın liderliğinde Güney Kore, Tayvan, Singapur, Hong-Kong başta olmak üzere Endonezya, Filipinler, Malezya geçtiğimiz kırk yılda dünyada meydana gelen en çarpıcı ekonomik kalkınma mucizesinin mimarlarıdır.[1] 

Bu refah ortamı içerisinde Japon şirketleri hızla büyümekte, bankalarda biriken paralar iyi değerlendirilmekteydi. İç piyasanın ve dış pazarların doygunluğa ulaşması bankalarda biriken fonların nasıl değerlendirileceği sorusunu beraberinde getirmişti. Paralar önce hisse senedi ve gayrimenkul piyasasına aktarılmış, borsa ve emlakta fiyatlar şiştikçe getiri de düşmüştü. Bu arada Japon bankaları diğer Asya ülkelerini de keşfetmiş ve bunlara yeterli değerlendirme yapılmadan krediler vermişlerdi.[2]

1997 Asya krizini yaratan ve bu ülkelerin yabancı para pozisyon açıklarının büyümesine sebep olan gelişmelerden birisi de yukarıda belirtildiği gibi 1990’lı yıllarda Asya ülkelerine özellikle yabancı ticari bankalardan büyük miktarda kredi kullandırılmış olmasıdır. Yabancı bankalar tarafından açılan kredilerin önemli bir kısmı kısa vadeli kredilerden oluşmaktaydı. Asya ülkeleri için 1990 yılında bir yıldan daha uzun vadeli yabancı banka kredilerinin toplam krediler içerisindeki payı % 38 iken, 1997 yılında % 30’a gerilemiştir. Uluslararası ticari bankalarından beş Asya ülkesine (Endonezya, G.Kore, Malezya, Filipinler ve Tayland) 1990 yılında yaklaşık 150 milyar dolar kredi kullandırılırken, krizin başlangıç yılı olan 1997 yılında yaklaşık olarak 390 milyar dolarlık kredi kullandırılmış durumdaydı. Kısa vadeli olarak ülkeye giren bu sermayenin bankalar tarafından yerel para cinsinden ve katma değer yaratmayan sektörlere kredi olarak kullandırılması ve kredilerin geri dönmemesi krizin büyümesinde etkili olmuştur.[3]

Asya krizinden önce meydana gelen olaylar bu şekilde özetlenebilmektedir. Asya kaplanlarının göstermiş olduğu atılımlar yeni projeleri beraberinde getirmiş fakat şişen fiyatlar kimsenin dikkatini çekmemişti. Daha sonra oluşan kriz ortamı ile beraber bir çok işletme almış oldukları kredileri ödeyememeye başlamış ve acil önlemler gerekmişti.

Malezya Uygulaması


Yukarıda anlatılan gelişmeler önceleri tüm Asya’yı, sonraları ise tüm dünyayı etkilemesi yerel oluşan bir krizin tüm dünyaya yayılmasına sebep olmuştur. İşte bu ortamda diğer Asya ülkelerine göre daha iyi finansallara sahip olan Malezya da bu krizden etkilenmiş ve krizin etkisi ile finansal sistemin bilançosunda sorunlu krediler hızla artmış, aktif kalitesinde bozulmalar başlamıştır. 20 Haziran 1998 tarihinde 1965 tarihli Şirketler Kanunu içinde faaliyet göstermek üzere Maliye Bakanlığına bağlı ulusal bir varlık yönetim şirketi olan Pengurusian Danaharta Nasional Berhad (Danaharta) kurulmuştur.

Söz konusu şirketin iki temel görevi bulunmaktadır. Bu görevler temelde kuruluş kanununda belirtilen satın alma, yönetme, finanse etme ve elden çıkarma faaliyetlerini kapsamaktadır[4]:
  • Yabancı sermayeliler de dahil ülkedeki bankaların düşük kaliteli kredilerinin ve diğer varlıklarının devralınarak rehabilite edilmesi ve bu yolla bankaların portföy yönetimi sorunlarının azaltılması ile normal bankacılık faaliyetleri ve stratejik planlama üzerinde yoğunlaşmaları;
  • Devraldığı varlıkların değerini maksimize ederek elden çıkarılması
Faaliyetleridir.

Daha sonra da Danaharta’nın rolünü tamamlayıcı olarak; bankacılık sisteminin sermaye yapısını güçlendirmek üzere Danamodal Nasional Berhad (Danamodal) ve zor durumdaki şirketlerin borçlarının yapılandırılmasında yardımcı olmak üzere Kurumsal Borç Yeniden Yapılandırma Komitesi (Corporate Debt Restructuring Committee-CDRC) adında iki kurum daha oluşturulmuştur.[5]

Tayland Uygulaması

Asya krizinin başlangıcının Tayland olduğu kabul edilmektedir. 1997 yılının Temmuz ayında Tayland Bahtı’nın dalgalanmaya bırakılıp devalüe edilmesi ile Asya Krizi meydana gelmiştir. Bu açıklamadan da anlaşılabileceği gibi bu kriz özünde finansal kriz niteliği taşımaktadır.[6] Fakat etkileri açısından bir tür reel sektör krizi olup devalüe edilen Baht’ın özellikle döviz borcu bulunan Tayland şirketlerine maliyeti oldukça ağır olmuş ve bankalar alacaklarını tasfiye edememişlerdir.

Krizin etkilerini azaltabilmek amacıyla Merkez Bankası bünyesinde Finansal Kuruluşları Geliştirme Fonu (Financial Institutions Development Fund, FIDF) kurulmuştur. FIDF zor durumdaki bankalara finansal destek sağlamakta ve kapatılan bankaların tasfiyesini yürütmekteydi. Bu kapsamda, Fon tarafından yaşayabilir bankalara sermaye iştirakinde bulunulmakta ve likidite desteği sağlanmaktaydı. Bunlar dışında Fon’un en önemli işlevlerinden birisi kapatılan finansal kuruluşların aktif ve pasiflerinin devralınmasıdır.

Söz konusu fonun ülke gündemine gelmesi de Güneydoğu Asya krizinin ortaya çıktığı 3 Mart 1997 tarihinde olmuştur. Bu tarihte resmi bir açıklama ile ülkenin finans sektöründe yaşanan sorunlar dile getirilmiş ve isim belirtilmeden on bankanın aktif kalitelerinin zayıf, likiditelerinin yetersiz olduğu ve sermaye artışına ihtiyaç duydukları ifade edilmiştir. Dahası, bu şirketlerin kendilerine tanınan süre zarfında sermaye yapılarını güçlendirememeleri durumunda, şirketlere ait hisselerin Finansal Kurumları Geliştirme Fonu tarafından satın alınacağı duyurulmuştur.[7]

24 Ekim 1997 tarihinde Fon tarafından devralınan varlıkların yönetimi ve elden çıkarılması Finansal Sektör Yeniden Yapılandırma Kurumu (Financial Sector Restructuring Agency, FRA) tarafından gerçekleştirilmeye başlanmıştır.[8]

Güney Kore Uygulaması


1997 yılında yaşanan kriz ortamı tüm Asya ülkelerini olduğu gibi Güney Kore’yi de yakından etkilemiştir. Reel sektörde ve bankacılık sektöründe yaşanan kriz ortamı bankaların alacaklarını zamanında alamamasına veya hiç alamamasına sebep olmuştur. Bu krizin derin etkilerinin ortadan kaldırılabilmesi için daha önce Hazine ve Merkez Bankası tarafından gerçekleştirilen denetleme faaliyetleri Nisan 1998’den itibaren doğrudan Başbakan’a bağlı olarak çalışan Finansal Denetleme Komisyonu’na (FSC) devredilmiştir. FSC, yalnız bankacılık sektörünün değil, reel sektör şirketlerinin de çözümünde yetkilere sahip olarak göreve başlamıştır. FSC, sistemde kalacak veya sistem dışına alınacak bankaların bir defada belirlenmesi amacıyla bir komite oluşturmuş, bu komitenin kararı doğrultusunda 28.06.2006 tarihinde 5 bankanın aktif ve pasifleri mali yapıları güçlü diğer 5 bankaya devredilmiştir.[9]  

Diğer bir finansal kurum olarak öne çıkan KAMCO da mevduat garantisi altındaki finansal kuruluşlardaki tahsili gecikmiş alacakları satın almakla görevlendirilmiştir. Bu kuruluş bazı gayrimenkullerin yönetiminden ve tasfiyesinden de sorumlu olarak göze çarpmıştır. Kriz sürecinin başlangıcında, sermaye tabanı yeterliliğini tutturamayan bankaların sorunlu kredilerini KAMCO’ya devretmeleri zorunlu tutulmuştur.

Ülkemizde BDDK ile de bir görüşme gerçekleştiren ve Kore’deki deneyimlerini aktaran KAMCO ile ilgili bilinmesi gerekenler aşağıda gösterilmektedir:[10]
  • KAMCO, Uzakdoğu krizi sırasında büyük darbe yiyen Güney Kore ekonomisine nefes aldırmak amacıyla hükümet tarafından kurulmuştur.
  • Şirketin %42,8’i hükümete, %28,6’sı ise yine hükümet tarafından kurulan Depozito Sigorta Fonu’na aittir. Koreli bankalar da KAMCO’nun %28,6’sına sahiptir.
  • KAMCO; 1997 yılında finans sektörünün 79,6 milyar dolarlık sorunlu kredisini, 30,6 milyar dolara satın almıştır. Sorunlu kredilerini KAMCO’ya devretmeyi kabul eden finansal kuruluşlara devlet kağıdı verilmiştir.
  • Önce sorunlu kredilerin analizi gerçekleştirilmiş ve krediler; tahsilatı mümkün alacaklar, mahkeme aşamasındaki şirket alacakları ve üzerinde uzlaşılabilir özel şirket alacakları olmak üzere üç aşamada ele alınmıştır.
    Tahsilatlar sırasında hızlı, zararı minimize edecek ve değer artırıcı çözümlerin üretilmesine özen gösterilmiştir. Bu kapsamda, kredilerin rehabilitasyonu, vade yapılandırması, borçlu şirket ile ödeme planına yönelik anlaşmaya gidilmesi ve borçlu şirketlerle ortaklık kurulması gibi dört ana strateji oluşturulmuştur. Yeniden yapılandırma çalışmaları sırasında öncelikle borçların vadelerinin uzatılmasına çalışılmıştır. Sonuç alınamazsa sorunlu krediye sahip şirketin yönetimine ortak olunarak çalışma sermayesi sağlanmıştır.
  • Ayrıca hükümet, kredilerin yeniden yapılandırılması sırasında yaşanabilecek sorunların önlenmesi için hukuki altyapıyı hazırlamıştır.
  • KAMCO, bu modelle kredilerin 41,9 milyar dolarının tahsilatını gerçekleştirmiştir. Şirket, böylece 11.3 milyar dolar kara geçmiştir.
KAMCO yukarıda belirtilen aşamaları gerçekleştirmede temelde bazı teknikler kullanmıştır. Bu teknikler ile gecikmiş alacakların tahsilinde büyük ilerlemeler sağlanmıştır:[11]
  • Grup (40 adetlik gruplar) halinde ihale ile toplu satış
  • Tek tek firma bazında satış
  • Birleştirme veya satın aldırma yoluyla çözümleme
  • Varlığa dayalı menkul kıymet ihracı yoluyla çözümleme
  • Ortaklık olarak kurulan varlık yönetim şirketi (KAMCO’dan topluca havuz halinde alınan şirketleri) ile çözümleme
  • Birden fazla alacak için kurulan yapılandırma şirketi
  • Bir şirket için kurulan yeniden yapılandırma araçları
  • Diğer tahsilat yöntemleri;
    • Gayrimenkullerin satışı ile çözümleme(İhale yöntemi)
    • Doğrudan gönüllü tahsilat
    • Mahkeme tarafından yapılan tahsilat
    • Geri satış veya satışın iptali yoluyla tahsilat 
G.Kore örneğinden sonra aşağıda da Endonezya örneğine değinilecektir.

Endonezya Uygulaması


Kriz sürecinde, Endonezya’da şirketlerin % 75’i iflas etmiş, sermaye yeterlik oranı %4’ün altında olan bankalardan yeniden yapılandırma programı sunmaları istenmiş, uygun bulunan 9 bankaya Merkez Bankası tarafından likidite desteği sağlanmış, yeniden yapılandırma programı uygun bulunmayan 38 banka ise kapatılmıştır.[12]

Endonezya’da sağlıksız kredilerin azaltılması amacıyla aşağıdaki iki kurum kurulmuştur:[13]
  • Endonezya Borç Yeniden Yapılandırma Kurumu (INDRA – Indonesian Debt Restructuring Agency): Özellikle Endonezya'da reel sektör şirketlerinin daha çok doğrudan dış borçlanma yapmaları krizi ağırlaştıran bir faktör olmuştur. Bu kurum, bankalar haricindeki şirketlerin de borçlarının yeniden yapılandırılması amacıyla Temmuz 1998'de oluşturulmuş ve özel şirketlerin dış borçlarına karşı kur riskinden koruyucu önlemler alabilme yetkisi tanınmıştır. 
  • Endonezya Banka Yeniden Yapılandırma Örgütü (IBRA – Indonesian Bank Restructuring Agency): Endonezya bankacılık sektöründe krizden önce sorunlu kredilerin toplam kredilere oranı, kriz ile birlikte yükselmiş; bu sebeple söz konusu oranı düşürmeye yönelik olarak Endonezya Bankacılık Yeniden Yapılandırma Kurumu (Indonesian Bank Restructuring Agency, IBRA) 1998 yılı başlarında kurulmuştur. 
Temelde yukarıda anlatılan kurumlar gibi çalışan ve bankacılık sistemini rehabilite etme amacı güden bu kurumlar yaptıkları çalışmalar ile diğer ülke örneklerindeki durumu sergilemişler ve bankaların önemli bir kısmının alacaklarını rehabilite etmişlerdir.


[1] DTM, “Güneydoğu Asya Krizinin Türkiye ve Dünya'da Etkileri”, http://www.foreigntrade.gov.tr/DUNYA/kriz/blm1.htm
[2] Vedat Akman, Modern Dünyadaki En Büyük Ekonomik Kriz, İstanbul, Rota, 1998, s. 21.
[3] Cafer Kaplan, Bankacılık Sektörünün Yabancı Para Pozisyon Açığı: Türkiye Örneği, Ankara, TCMB, 2002, s. 5.

[4] Lawyerment, “Background to the Danaharta Act”,  http://www.lawyerment.com.my/financial/danaharta.shtml

[5] Hüseyin Selimler, “Türk Bankacılık Sektöründe Sorunlu Kredilerin Varlık Yönetim Şirketlerince Tasfiyesi, Seçilmiş Ülkeler ve Türkiye Uygulaması”, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi SBE, 2006, s.158.
[6] Burçak Tülay, Pelin Ataman Erdönmez, Küresel Krizlere Yeni Yaklaşımlar, İstanbul, TBB, 1999, s. 4.
[7] Nihal Sipahi, “Problemli Kredilerin Yeniden Yapılandırılması Uluslararası Uygulamalar ve Türkiye Örneği”,  Uzmanlık Yeterlilik Tezi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Bankacılık ve Finansal Kuruluşlar Genel Müdürlüğü, 2003, s.41
[8] Selimler, a.g.e, s.181.
[9] Selimler, a.g.e., s.161.
[10] Ntvmsnbc, “KAMCO: BDDK sistemi Türkiye şartlarına uyarlayacak”,  http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/114302.asp
[11] TMSF Eğitim Ekibi, TGA Çözümleme Teknikleri – KAMCO Eğitim Notları, TMSF, İstanbul, 2002, s.4.
[12] Selimler, a.g.e., s.191.
[13] Selimler, a.g.e., s.192.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder