6 Ocak 2013 Pazar

Ülkemizde KOBİ Kavramının Tarihi Gelişimi


Türkiye’de tarihsel gelişimi, küçük işletmeler olarak kabul edilen esnaf ve sanatkarların durumu incelendiğinde, 13. yüzyılda Şeyh Mahmut Nasrettin Ahi Evran tarafından kurulanı “Ahilik Sistemi “ bugün için küçük işletmeler olarak adlandırılan esnaf ve sanatkârlara mesleki eğitim, sosyal güvenlik ve diğer konularda çok önemli katkılar sağlamış ve onları toplumun vazgeçilmez bir parçası haline getirmiştir. Öte yandan, daha sonra Ahilik sistemi, Osmanlı İmparatorluğu zamanında yerini “Loncalık Sistemine” bırakmıŞtır. Osmanlı İmparatorluğunun çöküşü ile birlikte 1913 yılında loncalar kapatılmış ev ülkemizde ilk KOBİ tanımlamasının, 1923 İzmir İktisat Kongresi’nde özel sektörü desteklemek amacıyla çıkarılan ve 1942’ye kadar yürürlükte kalan Teşviki Sanayi Kanunu’nda yapıldığı görülmektedir. Söz konusu kanuna 5 işçiden az ve en çok 9 beygirlik muharrik güç çalıştıran işyerleri “küçük” bunun üstündeki işyerleri ise “büyük” işletme olarak kabul edilmiştir.[1]

Daha sonra gerek Avrupa Birliği sürecinin getirdiği yenilikler gerekse de ülkemizdeki finansal deregülasyonların hayata geçişi KOBİ’lere olan bakışı da değiştirmiştir.

Kısaca özetlemek gerekirse 1990’lı yıllara kadar geçen dönemde ülkemiz özellikle yaşadığı askeri darbeler, global anlamda yaşanan 1970’lerde olduğu gibi büyük petrol şokları, 1950 ve 1960’larda yaşanan ABD ile çeşitli ülkelerin yaşadığı siyasal çatışmaların sonucunda çıkan savaşlar, 1929 yılındaki büyük depresyon, 1987 yılındaki borsa krizi vb. yerel veya global olaylar ülkemizi yakından etkilemiştir. Özellikle 1980 yılında alınan 24 Ocak kararları ve sonrasında 1989 yılında kabul edilen Türk Parasını Koruma Hakkında 32 sayılı karar öncesinde ülkemiz ekonomisinin henüz küresel bir ekonomi haline gelemediğini ve finansal serbestiye henüz gidilemediğini söyleyebiliriz. Bu zamandan sonra yaşanan finansal serbesti ve liberalizasyon politikaları ülkemizin de diğer açık ekonomiler gibi yatırım yapılan bir ülke konumuna gelmesini sağlamış ve ülkemizdeki bir çok kamu veya özel işletme daha kolay fon bulabilir hale gelmiştir.

Yukarıda da açıklandığı gibi 1990’ların öncesindeki en önemli olgu diğer ekonometrik parametreleri de yakından etkileyen finansal serbesti (deregülasyon, liberalizasyon) kavramıdır. 1970’lerin başlarından itibaren yoğunlaşan finansal serbesti ilgili tartışmalar 1980’lerde tüm dünyada finansal sistemlerin ciddi bir deregülasyonu (düzenlemelerin esnetilmesi veya tamamen kaldırılması) ile sonuçlanmıştır. Finansal piyasaların daha etkin ve baskılanmamış bir ortamda müdahalelerden uzak bir şekilde çalışması sonucuna yönelik liberalizayon uygulamaları, beraberinde olumlu veya olumsuz sonuçlar da doğurmuştur. Buradaki genel değişimleri aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:[2]
·       Faiz kontrollerinin ortadan kalkması,
·       Zorunlu rezervlerin azalması,
·       Piyasaya girişin hem yerli hem de yabancı bankalar için kolaylaştırılması,
·       Yerli paranın konvertibilite kazanması,
·       Sermaye hareketlerinde serbestinin sağlanması 

Yukarıda yaşanan gelişmeler KOBİ’lerin daha kolay fon bulmalrını sağlamış, şirket kurmak kolaylaşmış, faiz hadleri serbest bırakıldığından ve bankalar arası rekabet arttığından maliyetleri düşmüştür. Fakat bunun yanında özellikle faiz ve kambiyo kontrollerinin kaldırılması KOBİ’lerin faiz ve döviz riskleri almalarına vadelerinin uyumsuzlaşmasına ve yanlış aktif pasif yönetimi yapmalarına sebep olmuştur.

[1] Nazlı Sevda Erkent, “Kobi’lerde E-Ticaret”, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kadir Has Üniversitesi SBE, 2009, s.9.
[2] Gökhan Karabulut, Gelişmekte Olan Ülkelerde Finansal Krizlerin Nedenleri, İstanbul: Der, 2002, s. 41.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder