7 Eylül 2012 Cuma

Dünya'da Parasal Genişleme ve Ekonomiye olan Katkısı

Tüm dünya bir süredir FED ve ECB başkanlarının yapacağı açıklamaları beklemekteydi. Ağustos'un sonunda FED Başkanı Bernanke, Eylül başında da Draghi yönettikleri merkez bankalarının mevcut ekonomik problemlerin aşılması noktasında ne tür faaliyetler içinde olacaklarını açıkladılar. İlk önce Bernanke gerekirse parasal genişlemeye gidilebileceğini ifade ederek QE3 (Quantity Easing) beklentilerini alevlendirdi. Bunun hemen ardından Draghi ise ECB'nin sınırsız tahvil alımı ile piyasanın destekleneceğini açıkladı. Elbette bu kararlarda enflasyon kaygılarının tüm dünyada ciddi şekilde azalmasının önemli bir etkisinin olduğunu ifade edebiliriz. Önümüzdeki dönem piyasada likiditenin artacağı ve faizlerin özellikle gelişmekte olan ülkelerde (ülkemiz dahil) azalacağı bir dönem olmasını bekleyebiliriz. Tabii bunun yanında yatırımların korunması amacıyla bulunabilecek güvenli limanların da azaldığı bir piyasa bizi bekliyor.

Parasal genişleme açıklamaları öncesi doların kısmen güvenli liman olarak görülmesi artık pek mümkün olmayacaktır. Ayrıca kısmen yükselmekte olan Euro kuru da bu durumdan olumsuz etkilenebilir. Öbür taraftan Euro'nun siyasi kaygılarla gerilemesinin bir nebze önü de alınabilir ve kısmi bir yükseliş de gündeme gelebilir. En önemlisi bu ortamda güvenli liman olarak kalan altının performansının bundan sonra ne olacağıdır. Bilindiği gibi altın 2012 içinde gördüğü en yüksek seviyelere bu hafta içinde geldi. Bundan sonra da bu hareket devam edebilir.

Konudan uzaklaşmadan yapılan parasal genişlemelerin etkisinden bahsedebiliriz. Bilindiği gibi FED 2008 yılında yaşanan krizde çabucak önlem almış ve ilk parasal genişlemeyi yapmıştı. Böylece 800 milyar dolar civarında olan FED bilanço büyüklüğü bir anda 2,2 trilyon dolara yükseltilmişti. Fakat bu operasyon öncesi FED'de para tutmayan finansal sistem güvenli liman arayışı ile yapılan 1,4 trilyon dolara yakın likiditenin 800 milyar dolar gibi bir kısmını tekrar FED'e yatırmıştı. Bu da ekonomiye geri kalan 600 milyar doların kaldığını göstermişti. Son dönemde de toplam bilanço büyüklüğü 2,8 trilyon dolar olan FED'de finansal sistemin tuttuğu para 1,5 trilyon dolardır. Bu gösteriyor ki yapılan parasal genişlemenin yarısından fazlası FED'e geri dönmektedir.

Konuya ECB açısından bakıldığında ise benzer bir durumdan söz edebilir durumdayız. ECB için FED'den farklı duruşunu şu şekilde izah edebiliriz: Konuya acil müdahale etmektense istikrar fonları ile müdahale etmeyi tercih etmiş ancak 2011'in sonlarına doğru tahvil alım programı başlatabilmiştir. Fakat bu dönemde yangın büyümüş ve kullanılması gereken likidite de artmış ve başarı olasılığı da nispeten azalmıştır.

Önümüzdeki dönemde de bu yapılması durumunda bu parasal genişlemelerin ne ölçüde ekonomiye daha doğru bir tabir ile reel ekonomiye yansıyacağını göreceğiz. Fakat geçmişte yaşadıklarımız ve dünya GSYİH büyüme oranının giderek düşmesi bu konudaki beklentilerimizin olumsuza dönmesine sebep olmaktadır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder