10 Eylül 2012 Pazartesi

Türkiye'de Yabancı Portföyünün Gelişimi

Avrupa ve dünya ekonomisinde devam eden kırılganlığın yanı sıra son dönemde Suriye ile yaşanan gerilime rağmen, “sıcak para” olarak adlandırılan spekülatif kısa vadeli yabancı sermaye, Türkiye’de portföyünü hızla büyütmeye devam ediyor. Yurtdışı yerleşiklerin hisse senedi, tahvil, bono, eurobond, mevduat gibi araçlara park etmiş yatırımlarının hacmi özellikle son iki ayda kaydettiği hızlı büyüme ile 3 Ağustos itibariyle 126,8 milyar dolarla yeni bir rekora ulaştı. 3 Ağustos itibariyle yabancıların Türkiye’de 62 milyar 254 milyon dolarlık hisse senedi, 47 milyar 808 milyon dolar devlet iç borçlanma senedi (DİBS), 406 milyon dolarlık Eurobond ve 16 milyar 373 milyon dolarlık da Mevduat olmak üzere toplam 126 milyar 841 milyon dolar değerinde bir portföyü bulunuyor.
Yabancıların Türkiye'deki Portföy Gelişimi

















Yılbaşından bu yana; özellikle de haziran, temmuz aylarında yabancı portföyünde yaşanan büyüme, küresel kırılganlık sürecinde sıcak paranın Türkiye’yi güvenli bir liman olarak görmeye devam ettiğini gösteriyor. Sıcak paranın, istikrarsızlık algısı oluşması üzerine ani bir kararla pozisyon değiştirerek ülkeyi terk etmesi durumunda, şiddetli ve hasarları uzun yıllara yayılacak ağır ekonomik krizleri tetiklemesi nedeniyle her zaman bulunduğu ekonomi için bir risk oluşturmaktadır.

Yabancıların ani bir kararla pozisyon değiştirerek, Türkiye’den yüklü miktarda döviz çıkarması durumunda, ilk planda yaşanabilecek olası bazı gelişmeler ise şöyle sıralanıyor:
* Dövizde arz talep dengesinin aleyhte bozulması nedeniyle kurlarda ani yükseliş; hızlı bir devalüasyon yaşanır.
* Devletin, özel kesim firmalarının ve özellikle bankaların kısa vadeli aşırı borçluluğu, kurlardaki gelişmeye bağlı olarak bu kesimleri zor durumda bırakırken, bu durum genel ekonomide ağır bir krizin önünü açar.
* Patlak veren finansal krizde, sermaye kaçışına koşut döviz rezervleri azalışı ve para arzı daralmasıyla reel faiz hadleri rekor düzeylere ulaşır,
* Özellikle kısa vadeliler olmak üzere yüksek iç ve dış borçlar krizin yayılmasına ivme verirken, aynı zamanda krizin etkileriyle borç sorunu giderek daha da ağırlaşır.
* Bu süreçte yaşanan hızlı devalüasyon, maliyet yönlü olarak enflasyonu tırmanışa geçirir.
* Yükselen kurlar yüzünden döviz borçlu şirketlerin mali durumu bozulur, iflaslar, kapanan işyerleri ve işten çıkarmalarla işsizlikte patlama yaşanır.

Yazan: Tunahan Öz

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder