9 Eylül 2012 Pazar

İşletme Değerinin Hesaplanmasında Kullanılan Yöntemler-1


İşletme değerinin hesaplanmasında birçok yöntem kullanılmaktadır. Bunlardan fazlaca kullanılmayanlar aşağıda sıralanmaktadır:
§  Tasfiye Değeri Yöntemi: Tasfiye değeri, faaliyetin kesin bir şekilde durdurulması durumunda bilançodaki aktiflerin hepsinin satıldığı takdirde elde edilecek likit değerden toplam borçlar düşüldüğünde elde edilen değerdir. Bu değer, isteğe bağlı ya da mecburi bir tasfiye düşünülüp düşünülmediğine göre farklılık göstermektedir. İsteğe bağlı tasfiye durumunda, her aktif kalemi için en iyi fiyatın elde edilmesi amacıyla aktif varlıkların makul bir süre zarfında satılması sağlanabilmektedir. Zorunlu tasfiyede ise, aktif varlıklar mümkün olduğunca çabuk bir şekilde, çoğunlukla bir seferlik açık artırmada satılmaktadır. Bu da işletmenin değerini olumsuz etkilemektedir. Fakat bu yöntem için kısacası işletmenin en düşük değerini hesaplayan metot olarak bakılmaktadır. Bir işletmenin değerinin tasfiye değeri ile işleyen teşebbüs değeri arasında bir değer alması beklenmektedir.
§  Yeniden Yapma Değeri Yöntemi: Mevcut bir işletmeyi sıfırdan aktif hale getirmenin maliyeti hesaplanmak suretiyle ulaşılan değerdir. Bilindiği gibi işletmeleri almak isteyen firmalar bu işletme yerine en baştan bir işletme kurmayı düşündüklerinde ortaya çıkan değerin altında kalan işletmeleri tercih edebileceklerdir.
§ İşleyen Teşebbüs Değeri Yöntemi: Faaliyetlerine devam eden şirketin değeri onun varlıklarının dışında işleyişini de kapsayacaktır. İşleyen teşebbüs değeri (Going-Concern-Value), işletmenin bir bütün olarak devredilmesi halinde hesaplanan değerdir.  Yaşayan bir şirketin değeri, sinerji etkisi ile parçaların değerinin toplamından daha fazla olacaktır. İşleyen teşebbüs değerinin hesaplanmasında işletmenin potansiyel kazançları dikkate alınacaktır.
§  Emsal Değeri Yöntemi: Emsal değer (benzer alım satımlar), gerçek bedeli bilinmeyen veya bilinemeyen bir varlığın, satılması durumunda benzerlerine göre sahip olacağı değer olarak tanımlanabilir. Bu aynı zamanda bir işletme için de geçerli olmaktadır. Örneğin, bir bankanın 1 Milyar Dolara satılması sonrasında bu bankadan daha fazla dağıtım ağına sahip, piyasa deneyimi daha fazla olan ve özkaynakları daha sağlam olan bir bankanın değeri satılan bankaya nazaran daha yüksek olabilir. Bu konu ile ilgili olarak işletmenin içinde bulunduğu sektörün de bazı verileri emsal teşkil edebilecektir. Bunlardan bazıları; geçmiş dönemlerdeki satış hasılatı ve karlar, sektör ürünlerine olan talep ve kullanılan teknolojinin sürekliliği, sektör içindeki rekabet şartları ve piyasanın rekabetçi güçlere karşı ne derecede korunduğu ve piyasaya girişi engelleyici etkenlerin varlığı, emek yoğun ya da sermaye yoğun teknolojilerin kullanılma durumlarına göre sektörde vasıflı-vasıfsız işgücünün mevcudu ve potansiyeli, sektörde teşvik edici ve koruyucu hükümet politikaları, sektörde faaliyette bulunan kuruluşların hisse senetlerinin piyasa fiyatının, sektörün genel kazanç oranı ile karşılaştırılması, satışların mevsimlik hareketlerden etkilenmesi, sektörün içinde bulunduğu dönem, sektörde yerleşmiş gelenek ve görenekler ve coğrafi ve kültürel faktörler olarak gösterilebilir.
§  Ekspertiz Değeri Yöntemi: Ekspertiz denince akla hemen, bir gayrimenkulün (arsa, ev, ofis, dükkan, bina vb her türlü taşınmaz mülk) tarafsız bir kurum tarafından piyasa alım-satım ve kira rayicinin tespit edilmesi işlemi gelmektedir. Fakat bu işlemi genellediğimizde ekspertizin işletme varlıklarının, ilgili uzmanlar tarafından varlıkların yaşları, kapasiteleri, teknolojileri, benzer varlıkların piyasa değerleri gibi faktörler göz önüne alınarak belirlenmesi faaliyeti olduğu ifade edilebilir. Görüldüğü gibi varlıkların teker teker değerlendirilmesi bu yöntemde karşımıza çıkmaktadır. Bu durumda işletmenin bir bütün olarak değerinin bulunmasında bu yöntem etkili olamayacaktır. Bunun sebebi işletmenin ölçülemeyen veya tek tek değeri olmayıp bir araya geldiğinde değerli olan varlıklarının mevcut olmasıdır.
§  Defter Değeri Yöntemi: İşletme değerinin belirli bir tarihte, tarihi değerle kayıtlı varlıkların muhasebe kayıtlarına göre belirlenmiş değeridir. Fakat bilindiği gibi defter değeri özellikle enflasyonun çok yüksek olduğu dönemlerde, enflasyonun mali tablolar üzerindeki tahrip edici etkisi nedeniyle, fazla anlamlı sonuçlar vermez. Banka ve diğer finansal kuruluşlar gibi sermayenin nakit ve menkul kıymet ağırlıklı olduğu şirketlerde, muhasebe değeri daha anlamlıdır. Enflasyon muhasebesi prensipleri uygulandığı ölçüde, muhasebe değerleri ile piyasa ya da borsa değerleri arasındaki fark da aynı oranda kapanacaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder