15 Ekim 2012 Pazartesi

Basel II'nin Kobiler veya İşletmeler Üzerindeki Etkisi

Basel II’nin işletmelere olan etkisinin incelenmesinden önce işletmelerin nasıl sınıflandırıldığını öğrenmek gerekmektedir. Değişik kurumlar bu konuda değişik sınıflandırma biçimleri ortaya koyabilmektedirler. Bu konuda yapılan sınıflandırmalar da işgücü, yatırım miktarı gibi çeşitli faktörler göz önünde tutularak gerçekleştirilebilmektedir (Yeni TTK’da işletmelerin nasıl sınıflandırılacağına dair bir yönetmelikten bahsetmektedir, fakat yazımız tarihi itibari ile bu henüz çıkmamıştır). Aşağıdaki tabloda da bu farklı sınıflandırmalara yer verilmektedir. Buna göre işletmeler mikro, küçük ve orta büyüklükte olan işletmeler olarak sınıflandırılmakta, bunların dışında kalanlar da kurumsal işletmeler olarak anılmaktadır.[1]

İşletmelerin Sınıflandırılması

Organizasyon
Tanımlama Kriteri
Mikro İşletme
Küçük İşletme
Orta
İşletme
KOSGEB
İşgücü
-
1-50
51-150
Halkbank
İşgücü
-
-
1-250
Sabit yatırım miktarı (Euro)
230.000
230.000
230.000
Hazine Müsteşarlığı
İşgücü
1-9
10-49
50-250
Sabit yatırım miktarı (Euro)
350.000
350.000
350.000
Dış Ticaret Müsteşarlığı
İşgücü
-
-
1-200
Sabit yatırım miktarı (Euro)
-
-
1.830.000
Eximbank
İşgücü
-
-
1-200

Kaynak: Devlet Planlama Teşkilatı, a.g.e., s.27.

Görüldüğü gibi ülkemizde üzerinde kesin olarak anlaşılan bir tanım bulunmamaktadır. Fakat Avrupa Komisyonu’nun yayınladığı bir belgede yapılan tanımlamada yukarıda belirtilen faktörlerin yanında yıllık satış tutarı ve bilanço büyüklüğü de dikkate alınmaktadır.[2] Bu tanımlamalar da aşağıda gösterilmektedir.

İşletmelerin Avrupa Komisyonuna Göre Sınıflandırılması

Sınıf
Yıllık Çalışan Miktarı
Yıllık Satış
Bilanço Büyüklüğü
Orta
<250
≤ €50 milyon
≤ €43 milyon
Küçük
<50
≤ €10 milyon
≤ €10 milyon
Mikro
<10
≤ €2 milyon
≤ €2 milyon

Kaynak: Avrupa Komisyonu, a.g.e, s.15

İşletmelerin tanımlanması Basel II süreçlerinde de önemli hale gelmektedir. Buna göre bankalar sadece yukarıdaki sınıflandırmaları değil aynı zamanda Basel II ile ortaya konan aşağıdaki sınıflandırmayı da kullanmaktadırlar. Bu sınıflandırma sebebiyle bir çok işletme kendini bireysel, küçük işletme veya kurumsal portföy içinde bulabilmektedir. Bu da işletmenin sağlayacağı fonun maliyetini yakından ilgilendirmektedir. Söz konusu sınıflandırma aşağıda gösterilmektedir.

İşletmelerin Basel II’ye göre Sınıflandırılması

Sınıf
Kredi Miktarı
Yıllık Satış
Kurumsal
> EURO 1 milyon
> EURO 50 milyon
Kurumsal – KOBİ
> EURO 1 milyon
< EURO 50 milyon
Kurumsal
< EURO 1 milyon
> EURO 50 milyon
Bireysel-KOBI
< EURO 1 milyon
< EURO 50 milyon


Görüldüğü gibi Basel II ile bankalar işletmeleri sınıflandırma gereği duymaya başlamışlardır.  Bu husus özellikle kredi gereksinimi olan işletmeler için oldukça önemli olmaktadır. Bunun sebebi, bir önceki bölümde de belirtildiği gibi bir işletme eğer kurumsal portföy içinde yer alırsa banka tarafından kendisine %100 sermaye ayrılacak fakat bireysel portföyde yer alırsa kendisi için %75 sermaye ayrılacaktır. Bankalar da ne kadar az sermaye ayırırlarsa o kadar düşükten fiyatlama yapacaklardır.

Kuşkusuz Basel II uygulanmaya başladıktan sonra KOBİ’lerin karşılaşacağı en büyük sorun yukarıda da belirtildiği gibi kredi sağlama konusunda yaşanacaktır. Çünkü Basel II ile birlikte bankaların kredi kullandırırken bu kredinin firmaya yansıtılacağı maliyeti hesaplamak için kullanacağı yöntemlerden biri olan Standart Yöntem altında, bankaların bir firmanın kredisi için ayrılması gereken sermayeyi tespit ederken firmayı (yukarıda açıklandığı gibi) “perakende” ya da “kurumsal” olarak sınıflaması gerekmektedir. Bankalar kurumsal portföydeki firmalar için bağımsız uluslararası derecelendirme kuruluşları tarafından verilmiş notu ile belirlenen kredi değerliliğini kullanacaklardır. Perakende portföyde yer alan firmalar için ise herhangi bir dış derecelendirme notu söz konusu olmayıp, bu firmalara standart % 75 risk ağırlığı uygulayacaklardır.

Verilen kredinin, kime verildiğinin riskinin ölçülmesinde kullanılan kriter, firmanın derecelendirme notudur. Firmanın finansal (bilanço, gelir tablosu gibi finansal verilerinin değerlendirilmesi) ve niteliksel (yönetici ve ortakların geçmişi, ithalat-ihracat, pazar payı vb.) faktörlerinin değerlendirilmesi sonucu atanan derecelendirme notu bankaya bu firmaya verilecek kredinin taşıyacağı riski gösterir ve bu işlem sonucu bankanın tutması gereken sermayenin belirlenmesinde girdi olarak kullanılır. Yani, kredi verilen firmanın derecelendirme notu düştükçe banka hem daha çok risk alacak, hem karşılık olarak daha çok sermaye tutacak ve dolayısıyla daha çok kaynağını getiriden mahrum bırakacaktır.

Kredi fiyatlaması da ayrılan sermaye arttığı kadar artacaktır. Aşağıdaki örnek ile konuyu ele alırsak;

Örneğin bir banka:
  • AA ratingi olan ABC şirketine (kurumsal) 100 milyon dolar
  • BB ratingi olan DEF şirketine de (kurumsal) yine 100 milyon dolar
kredi kullandırmak istesin

Eğer piyasa ve operasyonel riski bir kenara bırakırsak, ilk işlemde sermaye yeterliliği hesaplanırken verilen kredinin sadece %20’si sermaye yeterlilik hesabına dahil olacakken ikinci işlemde 100 milyon doların tamamı sermaye yeterlilik hesabına dahil olacaktır. Bu durumda;
  • İlk işlemden dolayı gereken ilave sermaye 20 milyon dolar x 8% = 1,6 milyon dolar
  • İkinci işlemden ise gereken ayrıması gereken ilave sermaye 100 milyon dolar x 8% = 8 milyon dolardır
Bu sonuç bize daha riskli olan işlemin diğerine göre 6,4 milyon dolar gibi bir ilave sermaye yükümlülüğü gerektirmesidir. 6,4 milyon dolarlık ilave sermayenin getirisinin likit bir yatırım aracında yıllık % 5 olduğunu varsayalım. Fakat bunun yanında aynı sermaye daha uzun vadeli bir yatırımda veya kredide kullanılabilseydi %10 getiri sağlayabilecek durumda olsun. Bu durumda fırsat maliyeti %10 - %5 = %5’tür. Bu da;

6,4 milyon dolar x %5 = 320 bin dolar etmektedir. 

Yukarıdaki alternatiflerden her ikisi de 100 milyon dolarlık bir kredi kullandırımından (%10’dan) 10 milyon dolar kar yazacaktır. Fakat daha çok riskli olanın bir de alternatif kaybı mevcuttur. Bu da olması gereken kara ilave edilmelidir. Doğal olarak 10 milyon dolar kar + 320 bin dolar fırsat maliyeti = 10,32 milyon dolardır.

10,32 milyon dolar / 100 milyon dolar = %10,32’dir. Bu durumda riskli firmanın kredi fiyatı risksiz firmaya göre %0,32 (32 baz puan) daha fazladır.

Bunun dışında bilindiği gibi Basel II düzenlemesi ile oluşan yeni ortamda kredilere karşılık verilen teminatlar da değişmiştir. Buna göre yeni düzenlemede sadece aşağıdaki teminatlar kabul edilebilecektir. Bu da bu zamana kadar işletmelerin verdiği çek, senet gibi teminatların geçersiz kalacağı anlamına gelmektedir:[3]
  • Nakit
  • Altın
  • Hisse senedi
  • Mevduat ve mevduat sertifikası
  • Yatırım fonları
  • Hazine bonosu veya devlet tahvili
  • İpotek
KOBİ’ler arasında yapılan bir çalışmaya göre yukarıda belirtilen ve Basel II’ye uygun olan teminatlardan söz konusu işletmeler tarafından tercih edilme oranlarına bakıldığında KOBİ’ler en çok ipotek karşılığı kredi kullanmaktadırlar.[4] Bunun yanında borçlanma senetleri ile kredi kullanmak isteyen firmalar da bulunmaktadır. Bu hem kolay hem de geçerli bir teminat olduğu için işletmeler tarafından kullanılagelmekteydi. Fakat Basel II ile birlikte bu teminat geçerliliğini yitirmese de bankaların risk ağırlıklarını hesaplamada artık risk düşürücü bir etkiye sahip değildir.

Basel II nin işletmelere olan etkisi bununla sınırlı kalmayacaktır. Aynı araştırmada derecelendirme gereksinimlerinin artması, bankalarca talep edilen verilerin değişmesi ve detaylanması ve bunların yanında yönetim yapısının değişmesi de beklenen sonuçlar arasındadır.

Yukarıdakiler ile birlikte Basel II sebebiyle işletmelerin yapmaları gereken en temel faaliyetler ve alacakları önlemler aşağıda belirtilmiştir:
  • İşletmelerin esas faaliyet konularında çalışması,
  • Kayıt dışı ekonominin kayıt içine alınması,
  • Faaliyetlerinden doğan risklerini kompanse edecek finansal enstrümanların kullanılması,
  • Basel II’nin öngördüğü teminat yapısına uyum sağlanması ve bunun sonucunda işletmelerin düşük maliyetli kredi kullanmalarına imkan sağlanması,
  • Bağımsız derecelendirme kuruluşlarından ve bankalardan alacakları derecelendirme notlarını yükselterek düşük maliyetli kredi olanakları sağlamaları,
  • Uluslararası kabul görmüş standartlarda, güvenilir mali tabloların üretilmesi,
  • Raporlama, veri tabanı konularında yeni teknolojik yatırımların tamamlanması,
  • Kurumsal yönetim kültürünün en üst yöneticiden tüm çalışanlara kadar yerleştirilmesi,
  • Risk yönetimi konusunda uzmanlaşmayı sağlamak üzere nitelikli insan kaynağına yatırım yapılması,
  • Karar almada her türlü riskin dikkate alınmasını sağlayan bir sistemin kurulması
İşletmelerin alacağı önlemlere örnek olarak verilebilecektir.

Görüldüğü gibi Basel II bir çok açıdan işletmelere çeşitli konularda farklılıklar getirmekte ve işletmelerin bunlara uygun hareket etmelerini beklemektedir. Bu durumda özellikle danışman firmalara, denetçilere ve bankalara ciddi sorumluluklar yüklenmektedir.


[2] Avrupa Komisyonu, The New SME Definition User Guide And Model Declaration, Avrupa Birliği: Enterprize and Industry Publications, 2003, s.15.
[3] Hatice Biçen Yılmaz, “Basel II ve Kobiler Üzerindeki Etkileri”,  Paradoks Ekonomi, Sosyoloji ve Politika Dergisi, Cilt.3, Sayı.1, s.7
[4] Nevin YÖRÜK, “Basel II Standartlari’nin Kobiler Üzerindeki Etkisinin Belirlenmesine Yönelik Anket Uygulamasi”, http://www.finansbilim.com/ufs2006/Makaleler/BASELII.pdf s.11.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder