15 Ekim 2012 Pazartesi

Basel Standartlarının (Basel I, II ve III) Dünya Ekonomisi ve Bankacılığı için Önemi

Ülkemizde ve diğer gelişmekte olan ülkelerde kalkınmanın en önemli tetikleyicisi olarak reel sektör gösterilmektedir. Reel sektörde faaliyet gösteren kurumlar da birçok zaman finans piyasalarına ihtiyaç duyabilmektedirler. Bu ihtiyaç gerek nakit ihtiyaçlarını kısa veya uzun dönemde dengeleyememelerinden veya banka garanti veya kefaletine ihtiyaç duyabilmelerinden kaynaklanmaktadır. Söz konusu ihtiyacın günden güne artması ve ihtiyaçların gittikçe farklılık göstermeye başlaması finans piyasalarının her ülkede zaman içerisinde gelişme göstermesini sağlamaktadır. Bu gelişim sadece finans piyasasının kendi içerisinde gerçekleşmemekte aynı zamanda küreselleşme olgusu ile ortaya çıkan ve ülkeler arasındaki sınırları finansal işlemler açısından neredeyse yok eden finansal serbesti (deregülasyon) ortamında da artarak devam etmektedir. Bilindiği gibi finansal serbesti ülkemizde de 1989 yılından sonra yaşandığı gibi döviz işlemlerinin serbest bırakıldığı, dünya piyasaları ile bir araya gelmeyi sağlayan fakat bunun yanında birçok olumsuz durumu da beraberinde getiren bir olgudur.

Belirtilen bu olumsuzluk, birçok ülkede likidite eksikliğinden kaynaklanan birçok bankacılık krizi ile döviz krizlerinin oluşumuna öncülük etmiştir. Oysa, ekonominin en önemli sektörlerinden olan finans sektörü ve bu sektörün baş aktörleri olan bankaların istikrarlı şekilde çalışmaları, ülke ekonomisinin de işlerliğini arttırmakta ve sanayi ile ticaretin gelişmesine önemli katkılarda bulunmaktadır. Son derece ince dengeler üzerinde bulunan ekonomik değişkenler; hükümetin alacağı kararlar, dış dünyada meydana gelen değişiklikler, yabancı ve yerli yatırımcıların tercihleri gibi unsurlardan oldukça yakından etkilenmektedir. Bu etkiler makroekonomik boyutta başlayıp mikro düzeye inmekte, toplumun büyük çoğunluğunu olumsuz etkilemektedir.

Belirtilen bu ekonomik dinamikler olumsuzluk içerisinde seyrederse, toplumda tasarruf isteği azalmakta, böylece bankaların önemli fon girdisi olan mevduat ve yatırım araçları zarar görmektedir. Fon toplama konusunda yetersiz olan bankalar da maliyetlerini arttırma pahasına fon toplama fiyatlarında artışa gitmekte fakat aynı etkiyi kredi fiyatlarına yansıtamamaktadırlar. Böylece kar marjları kısılmakta ve bankacılık sektörü olumsuzluklarla karşılaşabilmektedir. Bu olumsuzluklar banka bilançolarına yansımakta ve önemli göstergeler olarak bilinen bazı mali oranlarda kendilerini göstermektedirler.

İşte yukarıda bahsedilen olaylar bütünü bir bankacılık krizinde olan olayları açıklamaktadır. Bankacılık sektörünün bir ülke için hatta içinde bulunulan ülkenin (örneğin bu ABD olursa) global piyasadaki durumuna göre bir dünya için ne kadar önemli olduğunu son 20 yıldır dünyada yaşanan mali sektör çalkantılarından anlamaktayız. İşte bu noktada bankacılık sisteminin sağlam ve işler bir yapıya kavuşturulması, aldıkları veya almak istedikleri risklerin denetleyici üst kurum veya kuruluşlar tarafından, her bankayı ilgilendiren belirli düzenlemeler ile gözetim altında tutulması sayesinde mümkün olabilecektir.

Yukarıda bahsedilen bu düzenlemeler, uzun zamandır merkez bankaları veya hükümetler tarafından bizzat gerçekleştirilmektedir. Fakat her ne kadar belirtilen kurumlar bu konularda bankacılık sistemlerini düzenleyecek tedbirleri alsalar da bu her zaman yeterli ve geçerli olamamaktadır. O sebeple; bankalar, merkez bankaları ve hatta ülkeler üstü kurumların bu konudaki etkinliği önemli hale gelmektedir. İşte Bank for International Settlements (BIS) Kurumu bu amaca hizmet etmek için kurulmuş ve tüm bankacılık sektörünü ilgilendiren Basel standartlarını yürürlüğe koymuştur.

Belirtilen bu standartlar zorlayıcı (bir çok ülkede zorlayıcı veya yaptırım amaçlı uygulanmamasına rağmen ülkelerin merkezi otoriteleri tarafından zorlayıcı hükümler ile bu prensiplerin uygulanmasına gayret edilmektedir) olduğu kadar düzenleyici, riski azaltmaya yönelik kurallar bütünü olarak görülebilir. Avrupa Birliği’nde zorunlu olan bu kurallar, zamanla neredeyse tüm dünya ülkeleri tarafından benimsenmiş ve uygulamaya konmuş veya konulmayı beklemektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder