31 Ekim 2012 Çarşamba

İşletmenin Nitel Verileri Üzerinden Yapılan Analiz

İşletmenin sadece mali verileri üzerinden yapılan analiz yeterli değildir. Bunun yanında nitel verileri ile de bir değerlendirmeye ihtiyaç bulunmaktadır. Erken uyarı siyali olarak yorumlanabilecek nitel veriler de aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir:
  • İşletmenin bağlı bulunduğu sektör hakkında elde edilen bilgiler
  • İşletmenin ortakları hakkında elde edilen bilgiler
  • İşletmenin faaliyetleri hakkında elde edilen bilgiler
  • İşletmenin diğer bankalardaki durumu ile ilgili bilgiler
Bunlar ile ilgili detay bilgi aşağıda verilmeye çalışılmıştır.

Sektör Hakkında Bilgiler

İşletmenin içinde bulunduğu sektör hakkında çeşitli bilgi kaynaklarından bilgi edinilebilir. İnternet, gazeteler, ihaleler, dergiler vb. kaynaklardan ulaşılabilecek bilgiler ile işletmenin içinde yer aldığı sektör hakkında değerlendirmeler yapılabilir. Bu değerlendirmeler bankaların istihbarat veya ekonomik araştırmalar departmanları tarafından hazırlanan raporlar doğrultusunda yapılabilmektedir.

Buna bir örnek vermek gerekirse dünyada demir fiyatlarının arttığını öğrenen bir banka demir işi yapan veya demir ithalatı yapan müşterilerinin bir listesini alıp faaliyetlerini yakından izlemeye alabilir. Bunun sebebi, demir fiyatlarının yükselmesi sebebiyle ilgili müşterilerin maliyet baskısı altına girmeleri ve bu sebeple bankalara olan borçlarını ödemelerinde sıkıntıya düşmeleri beklenebilir. Müşteri ne kadar iyi niyetli bile olsa eğer faaliyetlerinden nakit sağlayamıyorsa bankaya olan borçlarını ödemesi de gecikebilecektir.

Ortaklar Hakkında Bilgiler

Ülkemizde bir çok işletme genellikle sahiplerinin kontrolünde bir aile şirketi şeklinde çalışmaktadır. Aile şirketi, yönetim kademelerinin önemli bir bölümü aile üyelerince doldurulan, kararların alınmasında büyük ölçüde aile üyelerinin etkili olduğu ve en az iki neslin temsil edildiği şirket türüdür. Her ne kadar bir şirket türü olsa da, aile şirketlerinin diğer şirket türlerinden ayırt edilmesini sağlayan ve karakterize eden bazı özellikler mevcuttur. Bunlardan bir kaçı aşağıda gösterilmektedir:[1]
  • Genellikle aileden en az iki nesil şirket yönetimi ile ilgilenir. Anne/baba-çocuk ortaklıkları, kardeş ortaklıkları, kuzen ortaklıkları bulunan şirketleridir.
  • İşletme politikası çoğunlukla aile çıkarları ile uyumludur.
  • Genellikle aile varlığının ve bütünlüğünün korunması amacıyla kurulan aile şirketleri, aile değerleri ve inançlarından etkilenir.
İşte bu özelliklerin yoğun şekilde hissedildiği ve ülkemizde büyük çoğunluğu oluşturan aile şirketleri ortaklarının davranışlarından veya durumlarından ciddi şekilde etkilenmektedir. Örneğin, kurucusu ve yönetim kurulu başkanı AB adlı şahıs olan işletmede, AB adlı şahsın vefat etmesi, önemli bir hastalığa yakalanması, eşiyle evliliğinde problem yaşamaya başlaması, gece klüplerinde veya kumarhanelerde görüntülenmesi, gereksiz ve fazla harcamalar yaptığı bilgilerinin edinilmesi gibi durumlardan dolayı işletme sahibinin söz konusu krediyi ödemede sıkıntı çekebileceği düşünülebilir. Söz konusu bilgiler de yine gazete veya magazin sayfalarından, televizyon programlarından vb. elde edilebilir.

Bunun dışında işletme ortaklarının bankaca arandığı halde telefonlara cevap vermemesi, randevu talep etmemesi, sürekli bahaneler ile bankalarca talep edilen görüşmelerin ertelenmesi,  vb. herhangi bir kredinin ileride sıkıntıya düşebileceği konusunda erken uyarı sinyali vermektedir.

Normal şartlarda işletmelerin kendi faaliyet konuları ile ilgilenmeleri çok fazla iş kolunda çok sayıda iş yapmamaları gerekmektedir. Bunun aksi şekilde işe yapan veya kısa dönemli olarak tatlı karlar peşinde koşan işletmelerin söz konusu işleri başaramamaları durumunda asıl iş kolunda da sıkıntıya düşebilecekleri bilinmelidir.

Örneğin işletme inşaat işleri ile ilgilenirken aynı zamanda yeterli tecribesi olmadan turizm işine de kalkışırsa bu durumda işletmenin mevcut faaliyetlinden kazandığı nakitlerin turizm işinde kullanılması gündeme gelecektir. Böylece işletme asıl faaliyet kolundaki yatırımlarını erteleyecek ve belki de bankalara olan borçlarını geciktirecektir.

Bunun yanında şirketlerin ana iştigallerinin dışında faiz ve kambiyo gelirinden kar etmeleri de ekonomik anlamda iyi bir şey değildir. Şirketler, aslen iştigal alanlarından gelir elde etmek için kurulmuşlardır. Şayet bunun dışında daha iyi kar elde ediyorlarsa, mevcut alanlarını bırakıp kar elde edilen alanda çalışmaları daha tutarlıdır. Özellikle sanayi ve imalat şirketlerinin üretimden değil de, aktiflerinde bulunan ve üretim için kullandıkları borç ya da varlıklarından kar eder hale gelmişlerse, hem o ülkede ekonomi alanında hem de işletme bünyesinde işler iyi gitmiyor demektir.

İşletme faaliyetlerini tanıtabilmek için uygun olmayan bir ortamda reklam faaliyetine girmişse de bu işletmenin satışlarında ciddi bir azalmanın ve hatta işletmenin kar elde edebilmek için son şansını kullanıyor olması anlamına gelebilir.

Diğer yandan işletmenin faaliyetlerinde bir değişme olmasa da muhasebe ve bilgi işlem sistemlerinin sık sık değiştiriliyor oluşu,[2] iş gücü dönüşüm oranının yüksek oluşu, çalışanların yerlerinin sürekli değiştiriliyor oluşu, performans sistemlerinin yeterince işlememesi, sektöre göre az ücret vermesi, plansız ve yüksek yatırımlara girilmesi, çözüldüğü ileri sürülen bir problemin tekrar etmesi vb. bir firmanın faaliyetleri dolayısı ile kredilerinde sıkıntıya düşebilecek olması anlamına gelmektedir.

Diğer Bankalardaki Durum Hakkında Bilgiler

İşletmelerin faaliyetleri hakkında genel bilgi kaynaklarından bilgi alınabileceği gibi diğer bankaalrdaki faaliyetleri ve son durumu hakkında da bilgiler alınabilecektir. Bunun diğer bir adı da istihbarattır.

İstihbaratın sözlük anlamı; haber, bilgi toplamak, araştırmak, soruşturma yapmak şeklinde belirtilmektedir. Bankacılıkta ise istihbarat; kredi isteğinde bulunan veya müşteri olabilecek firmaların ticari, mali, şahsi durumu ile borç ödeme gücünü belirlemek amacıyla çeşitli ve inanılır kaynaklardan bilgi toplama ve bu bilgileri belirli bir sistem dahilinde değerlendirme işlemidir.[3]

Müşterinin kredi talebi olduğunda, müşteri ile ilk kez çalışılıyorsa müşteri hakkında bilgi toplanmaktadır. Müşterinin iş konusu, ortakları, sermaye yapısı, yönetimde etkin olan ortak, yönetim kadrosu, başka bankalarla ilişkileri, mevcut kredi limit ve riskleri, geciken ödemeleri vb. konularda edinilen bilgiler ve ön istihbarat denilen bu süreç, firmanın bankanın kredilendirme ön koşullarına uyup uymadığının tespiti için yapılmaktadır.

İstihbaratın amacı; müşterilerin veya müşteri olabilecek firmaların hukuki, mali ve ahlaki durumlarını, iş yeterliliği ve girişimciliğini, sektörün ve ekonominin genel durumu çerçevesinde değişik ve inanılır kaynaklardan saptamak ve izlemektir.[4]

Görüldüğü gibi istihbarat oldukça önemli ve bankalar için vazgeçilmez bir araçtır. Fakat buralarda dikkat edilmesi gereken çok önemli bir husus vardır. Bankacılık kanununda geçen “bankaların ortakları, yönetim kurulu üyeleri, mensupları, bunlar adına hareket eden kişiler ile görevlileri, sıfat ve görevleri dolayısıyla öğrendikleri bankalara veya müşterilerine ait sırları, bu konuda kanunen açıkça yetkili kılınan mercilerden başkasına açıklayamazlar[5] hükmü ile müşterilerin sırlarının korunmasına önem verilmiştir. Fakat bu maddenin devamında geçen “kredi kuruluşları ve finansal kuruluşların destek hizmeti kuruluşları ile aralarında akdedecekleri yazılı sözleşmeler çerçevesinde bu kuruluşların müşterilerinin risk durumlarının izlenmesi, değerlendirilmesi, kontrolü ve müşteri hizmetlerinin yerine getirilmesi nedeniyle yapılacak bilgi ve belge alışverişi ile hizmet temini ve ayrıca kredi kuruluşları ve finansal kuruluşların kendi aralarında doğrudan doğruya veya en az beş banka tarafından kurulacak şirketler vasıtasıyla yapacakları her türlü bilgi ve belge alışverişi bu hükmün dışındadır[6] denmektedir. Böylece istihbaratın yolu açılmaktadır.


[1] KobiFinans, “Aile Şirketi Nedir? Temel Özellikleri Nelerdir?”,  http://www.kobifinans.com.tr/tr/bilgi_merkezi/020603/483
[2] Garanti Eğitim, Sorunlu Krediler ve Risk Yönetimi, İstanbul: Garanti Eğitim Yayınları, 2008, s.19.
[3] Mehmet Burak Yalkın, “Basel II Kapsamında Şirket Derecelendirme ve Bankaların Mali Tahlil İstihbarat Birimleri Açısından Değerlendirilmesi”,  Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi EBE, 2007, s.96.
[4] Yalkın, a.g.e., s.96.
[5] 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu, m.73.
[6] 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu, m.73.

1 yorum: