31 Ekim 2012 Çarşamba

Finansal bir Analiz olan Oran Analizi

Yatay ve dikey analizden farklı olarak işletmenin mali tabloları üzerinden oran analizi yapılabilmektedir. Bu analizler temelde dört farklı şekilde yapılabilmektedir. Bunlar:
  • Karlılık oranları
  • Faaliyet oranları
  • Likidite oranları ve
  • Mali yapı oranlarıdır.
Oran analizi, uygulanması ve yorumlanması kolay olmasına rağmen, birden çok girdi ve çıktının söz konusu olduğu durumlarda yetersiz kalmaktadır. Çünkü bir tek orana bakarak, çok sayıda girdi ve çıktı içeren kalemlerin etkinliği konusunda değerlendirme yapmak mümkün olmayabilir. Bu bilgilerin ışığında bu analizlerin yapılması gerekmektedir.

Karlılık Oranları
Karlılık oranları işletmenin ne ölçüde etkin yönetildiğine ilişkin nihai bilgileri temin etmektedir. Karlılık oranları denildiğinde akla net karın satışlara, varlıklar toplamına ve öz sermayeye olan oranları yanında brüt kar ile faaliyet karının net satışlara olan oranları gelmektedir.

Bunlardan ilki olan net kar / net satışlar oranı, işletmenin bir dönem boyunca yapmış olduğu satışlardan ne kadar kar elde ettiğini göstermektedir. Faaliyet karı / net satışlar oranı ise işletmenin esas faaliyetlerinden elde etmiş olduğu karlılığını göstermektedir. Son olarak da işletmenin bir satışı gerçekleştirmek için gerekli en önemli gider olan satılan malım maliyeti düşüldükten sonra ortaya çıkan brüt karın net satışlara olan oranı ise işletmenin direkt üretim maliyetleri düşüldükten sonra ne kadar karlılıkla çalıştığını göstermektedir.

Söz konusu oranların sektöre göre düşük olması işletmenin kar marjını kaybetmesi anlamına gelmekte ve kredilerinin faizini veya anaparasını ödeyecek likidite bulamaması ile sonuçlanabilecektir. Bu da ilerleyen zamanlarda erken uyarı sinyali olarak değerlendirilebilir. Söz konusu oranlardan yukarıda dikey analizde de bahsedilmiştir.

Yukarıda belirtilen karlılık oranları yanında bir de işletmenin varlıkları ve özkaynakları üzerinden ne kadar kar ettiğini gösteren oranları vardır. Aktif karlılığı olarak da ifade edilen Return on Assets (ROA) aşağıdaki formülde belirtilmektedir:

ROA = Net Kar / Ortalama Aktif

ROA değerinin pozitif olması ve büyük olması işletmenin varlıklarını en olumlu şekilde kullanarak (doğru yatırımlar yaparak, doğru borçlanma politikaları izleyerek vb.) faaliyetlerinden yüksek kar elde etmiş olduğu anlamına gelmektedir. Tam tersi ise işletmenin aktiflerinden yeterince faydalanamadığını, doğru iş süreçleri uygulayamadığını, politikalarının yanlış olduğunu vb. ifade edebilir.

Bunun yanında bir de özkaynak karlılığı olarak da ifade edilen Return on Equity (ROE) mevcuttur ve aşağıdaki formülde belirtilmektedir:

ROE = Net Kar / Ortalama Özkaynak

ROE değerinin pozitif olması ve büyük olması işletmeye sermaye sağlayanların yüksek getiriler elde ettiği anlamına gelmektedir. Bir işletmeye yaytırım yapmak için bakılacak en önemli göstergelerden biri işletmenin faaliyetlerinden elde ettiği karın özkaynaklara oranının risksiz sabit faizli enstrümanlardan daha yüksek getiriye sahip olmasıdır. Bunu sağlayamayan işletmeler için yatırımcı bulmak oldukça zor olacak mevcut yatırımcılar da sermaye arttırımına yanaşmayacaklardır.

Söz konusu oranın sektöre göre düşük olması işletme sahiplerinin koydukları sermayeden yeterince kar elde edemediklerini göstermektedir. Bu oranın düşük olması ve gittikçe düşmesi bir erken uyarı sinyali olarak değerlendirilebilir.

Faaliyet Oranları
İşletmenin faaliyet oranları veya diğer bir ifade ile devir hızları çeşitli hesapların döngü süresinin hesaplanmasında ve bir işletme döneminde kaç defa döndüğünün belirlenmesinde kullanılan oranlara denilmektedir. İşletme faaliyetlerinde kullanılan varlıkların etkili bir biçimde kullanıp kullanılmadığını ve kullanımdaki etkinlik derecelerini ölçen oranlardır. Bir başka ifade ile, işletme faaliyetlerinde sahip olunan aktiflerin ne derecede etkili olduğunu ölçmektedirler. Bu oranlara örnek olarak aşağıdakiler verilebilir:
  • Alacak devir oranı: Bir işletmenin bir faaliyet döneminde alacaklarını kaç defa tahsil ettiğini gösteren orandır. Buna alacak devir hızı da denilmektedir. Alacak devir oranı, net satışların ortalama alacak bakiyesine bölünmesi ile bulunmaktadır. Bir yıl süresi olan 365’in de bu orana bölünmesi ile ortalama alacak tahsil süresi (ATS) bulunmaktadır. Bu sürenin az olması işletmenin alacaklarının kısa sürede nakde döndüğünü göstermektedir. Aksi takdirde işletmenin alacaklarını tahsil etmede güçlükler yaşadığını göstermektedir. Bu da bir erken uyarı sinyali olarak gösterilebilir.
  • Stok devir hızı: Bir işletmenin bir faaliyet döneminde stoklarını kaç defa sattığını gösteren orandır. Stok devir hızı oranı, satışların maliyetinin ortalama stok bakiyesine bölünmesi ile bulunmaktadır. Bir yıl süresi olan 365’in de bu orana bölünmesi ile ortalama stokta bekleme süresi (SBS) bulunmaktadır. Bu sürenin az olması işletmenin stoklarını kısa sürede sattığını göstermektedir. Söz konusu oranın yüksek oluşu da alacak evir hızındaki gibi faaliyetlerinde bir problem olduğunu gösterebilir ve bu bir erken uyarı sinyali olarak kullanılabilir.
  • Borç ödeme süresi (BÖS) oranı: Bir işletmenin bir faaliyet döneminde borçlarını kaç defa ödediğini gösteren orandır. Buna borç devir hızı da denilmektedir. Borç devir oranı, satılan malın maliyetinin ortalama borç bakiyesine bölünmesi ile bulunmaktadır. Bir yıl süresi olan 365’in de bu orana bölünmesi ile ortalama borç ödeme süresi bulunmaktadır. Bu sürenin fazla olması işletmenin borçlarının vadesinin uzun olduğunu ve bundan dolayı uzun bir finansman süresine sahip olduğunu göstermektedir. Tersi durumda ise işletmenin borçlarının kısa sürede ödenmesi gerektiğinden bu olumsuz olarak nitelendirilebilir.
  • Nakit döngü süresi: İşletmenin stok bekleme süresi ile alacaklarını tahsil süresi toplandığında nakit tahsilat sağlayamadığı toplam süre bulunur. Bundan borç ödeme süresi düşüldüğünde ise işletmenin bir faaliyet döneminde ne kadar süre dış kaynağa ihtiyaç duyduğunu göstermektedir. Bunu bir örnek ile açıklarsak;
SBS= 80 gün
ATS = 40 gün
BÖS= 30 gün
Nakit ihtiyaç süresi= 80 + 40 - 30 = 90 gün
Her 120 günde (80 + 40) 90 gün nakit ihtiyacı varsa, her 360 günde 270 gün nakit ihtiyacı olacaktır. Bu kapsamda söz konusu sürenin artması işletmenin kredilerinin sıkıntılı olabileceği noktasında bir erken uyarı sinyali olarak nitelendirilebilir.

Aktif devir oranı: Net satışların ortalama aktif büyüklüğe bölünmesi ile bulunmaktadır. Bu oranın fazla olması işletmenin aktiflerini çok verimli olarak kullanıp aynı yıl içinde bir kaç defa bunlardan gelir sağladığı anlamına gelmektedir.
 
Likidite Oranları
Likidite oranları, işletmenin kısa vadeli borçlarını geri ödeme gücünü ölçmek, bir başka ifade ile likidite riskini değerlendirerek, net işletme sermayesinin ne ölçüde yeterli olduğunu belirlemek için kullanılmaktadır. Likidite oranları, bilançodaki dönen varlıkların kısa süreli borçlara oranlanması ile elde edilmektedir. Likidite oranları denildiğinde aklımıza özellikle üç temel oran gelmektedir. Bunlar:
  • Cari oran
  • Likidite oranı ve
  • Nakit oranıdır

Cari oran, şirketlerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için gerekli olan dönen varlıkların kısa vadeli borçlara bölünmesi ile hesaplanır. Bu oran işletmenin faaliyetlerini devam ettirebilmesi için mutlaka 1’den daha fazla olmak durumundadır. Aksi takdirde işletme kısa vadede borçlarını ödeyecek gücü kendinde bulamayacaktır. Cari oran bir firmanın likit değerlerinin seviyesini, net işletme sermayesinin yeterliliğini ve borç ödeyebilme kapasitesini göstermektedir. Bir firmanın likit değerlerinin fazla olması, kısa vadede borçlarının ödeyebilme kapasitesinin bir göstergesidir. Cari oranın artışı, dönen varlıkların artışıyla doğrudan ilgilidir. Bir firmanın normal faaliyeti sonucu yarattığı kaynaklar, firmanın uzun vadeli borçlanabilme durumu, karını işletme sermayesine yansıtması, kısa vadeli borçlarını zamanında ödemesi cari oranı artıran faktörlerdir. Bunun tersine, firmanın zarar etmesi, karını işletme sermayesine yansıtmaması, duran varlık satın alması (yatırım yapması) gibi faktörler ise cari oranı düşüren etkilerdir. Cari oranın 1’in altında olması veya giderek azalması erken uyarı sinyali olarak kabul edilebilir.

Cari oranın formülü aşağıda verilmektedir:

Dönen varlıklar / Kısa vadeli borçlar

İkinci önemli oran olan likidite oranı veya diğer bir tabir ile asit test oranı bir firmanın kısa vadeli borçlarını, en hızlı bir şekilde nasıl kısa vadeli aktiflerle karşılayabileceğini göstermektedir. Bu sebeple dönen varlıklardan stokların düşülmesi ile cari orandan farklılaşmaktadır. Asit test oranının formülü ise aşağıdaki gibi verilmektedir:

(Dönen varlıklar – Stoklar) / Kısa vadeli borçlar

Bazı kaynaklarda diğer dönen varlıklar da stoklar yanında çıkartılabilmektedir. Fakat biz yukarıdaki formülü kullanacağız.

Üçüncü önemli oran olan nakit oranı ise işletmenin en hızlı şekilde nasıl kısa vadeli borçlarını ödeyebileceğini göstermektedir. Buna göre kullanılan formül aşağıda belirtilmektedir:

Hazır Değerler / Kısa Vadeli Borçlar

Söz konusu oranın sektörün altında olması işletmenin nakit değerlerinin düşük olduğu anlamına gelmektedir. İşletmenin nakit değerlerinin çok yüksek olması da söz konusu değerlerin olması gerekenden fazla olduğunu, işletmenin faaliyet dışı faaliyetlere yönelmiş olabileceğini göstermektedir. İşletmenin nakit değerlerinden elde ettiği getirilerin azalması halinde gerçek faaliyetine yönelmek zorunda kalacaktır. Fakat tecrübesini yitirmiş, pazarlarını kaybetmiş bir işletme bunu yapamayabilecektir. Bunlar da erken uyarı sinyalleri olarak görülebilir.
 
Mali oranlar olarak da adlandırılan bu oranlar, işletme bilançolarının pasif kısmını oluşturan kaynakların ve uzun vadeli borç ödeme gücünün ölçülmesinde kullanılan oranlardan oluşmaktadır. Bir işletmenin finansmanında yabancı kaynaklardan yararlanma derecesini bu oranlar ölçmektedir. Başka bir ifade ile, finansal oranlar ile işletme borçlarının finansal yapı içindeki yerleri ve bu yapının sonuçları araştırılmaktadır. Yabancı kaynaklar ile öz kaynaklar arasındaki ilişkiyi de gösteren bu oranlar, işletmenin olumlu bir şekilde finanse edilip edilmediği, kredi verenlerin güvenlik payının yeterli olup olmadığı sorularına cevap vermektedir. Bilindiği gibi işletmelerin varlıkları:
  • Dönen varlıklar ve
  • Duran varlıklardan
 İşletmenin yükümlülükleri ise:
  • Kısa vadeli borçlar
  • Uzun vadeli borçlar ve
  • Özkaynaklar

Dan oluşmaktadır.

Bir işletmenin faaliyetlerinin önemli bir kısmı borçlar ile finanse edildiğinde üzerindeki finansman yükü artacaktır. Bunun yanında işletmenin varlıklarının önemli bir kısmı da duran varlıklar olduğunda işletmenin nakit yaratabilme kaabiliyeti azalacaktır. Bu sebeple incelenmesi gereken oranlar aşağıda yer almaktadır:
  • Kısa vadeli borçlar / toplam yükümlülükler: Bu oran işletmenin yükümlülüklerinin ne kadarlık bir kısmının kısa vadeli olduğu hakkında bilgi vermektedir. Bu oran arttıkça işletme üzerindeki finansman yükü de artacaktır.
  • Uzun vadeli borçlar / toplam yükümlülükler: Bu oran işletmenin yükümlülüklerinin ne kadarlık bir kısmının uzun vadeli olduğu hakkında bilgi vermektedir. Uzun vadeli finansman kalemleri kısa vadeli finansmanlara göre tercih edilen bir finansmandır. Bir işletme uzun vadeli borç bulabildiği ölçüde saygın ve güvenilir bir firma olarak kabul edilmektedir.
  • Toplam Borç / toplam yükümlülükler: Bu oran işletmenin yükümlülüklerinin ne kadarlık bir kısmının borçlardan oluştuğu konusunda bilgi vermektedir. Bu orana bazı kaynaklarda finansal kaldıraç oranı da denmektedir. Söz konusu oranın yüksek olması işletme üzerindeki finansman gideri yükünü arttıracaktır.
  • Özkaynaklar / toplam yükümlülükler: Bu oran işletmenin yükümlülüklerinin ne kadarlık bir kısmının özkaynaklardan oluştuğu hakkında bilgi vermektedir. Bilindiği gibi özkaynakların yükümlülükler içindeki payı arttıkça işletmenin finansal yükü azalacaktır. Yukarıdaki oranının mantığı ile ters hareket etmektedir.
  • Dönen varlıklar / toplam varlıklar: Bu oran işletmenin varlıklarının ne kadarlık bir kısmının kısa vadeli (cari) olduğu hakkında bilgi vermektedir. Bu oran arttıkça işletmenin nakit yaratma kaabiliyeti de artmaktadır.
  • Duran varlıklar / toplam varlıklar: Bu oran işletmenin varlıklarının ne kadarlık bir kısmının uzun vadeli olduğu hakkında bilgi vermektedir. Bu oran arttıkça işletmenin nakit yaratma kaabiliyeti de azalmaktadır.
  • Devamlı sermaye / toplam yükümlülükler: Devamlı sermaye özkaynaklar ile uzun vadeli borçların bir toplamıdır. Bu oran arttıkça işletme üzerindeki baskı azalacaktır.
  • Duran varlıklar / devamlı sermaye: Bu oran işletmenin duran varlıklarının ne kadarlık bir kısmının uzun vadeli finansman kaynaklarınca finanse edildiği hakkında bilgi vermektedir. Bu oranının 1 in altında olması duran varlıkların kesinlikle kısa vadeli olarak finanse edilmediğini göstermektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder