9 Ekim 2012 Salı

Kıyı Bankacılığı'nı (Offshore Banking) Oluşturan Nedenler Nelerdir?

Kıyı bankacılığının oluşumunu hazırlayan faktörler Eurodolar ve Europara piyasalarının oluşumunu hazırlayan faktörlerdir. Bunların en önemlileri ise Marshall planı, ABD Dış ticaret açıkları, petrol krizi, yapılan hukuki düzenlemeler ve çokuluslu işletmelerdir.

Marshall Planı

Marshall Planı, 2. Dünya Savaşından sonra, SSCB’nin özellikle askeri açıdan büyüyerek Batı Avrupa ülkeleri ve Türkiye ile Yunanistan için bir tehdit unsuru haline gelmesi, diğer yandan ABD’nin ekonomik yönden dünyanın en büyük ülkesi haline ulaşması ve uluslararası gelişmelere müdahale zorunluluğundan kaynaklanmıştır. “Marshall Planı”nın en önemli amacı, Avrupa’nın ekonomik kalkınmasını sağlamak için gerekli her türlü yardımı yapmaktı. “Marshall Planı” adı verilen Avrupa Kalkınma Projesi’nin ilk hazırlığı, 16 devletin katılımıyla 12 Temmuz 1947 tarihinde Paris’te yapıldı. Paris’te gerçekleşen konferansın çağrısı Doğu Avrupa Ülkeleri ile Sovyetler Birliğini de içine almaktaysa da, söz konusu devletler katılmayı reddettiler. Avrupa Ekonomik İşbirliği Konferansı adı altında çalışan konferans, her devletin ne kadar yardıma ihtiyacı olduğunun belirlenmesi için rapor hazırlayarak ABD’ye göndermiştir. Böylece dört yılı kapsayan (1947–1951) Avrupa Kalkınma Projesi diğer bir adıyla Marshall Yardımı başlatılmıştır. Avrupa ekonomisi için gelen yardımın devri daim etmesini sağlayacak bir sisteme ihtiyaç duyulması kıyı bankacılığı için bir dönüm noktası olmuştur. Tabi bu yardımın Avrupa ekonomisinin gelişmesini sağlaması bunun dünya ticaretindeki artışı ve serbestliği artırması gibi yararlarının kıyı bankacılığı sistemine dolaylı etkileri de olmuştur.[1]

ABD Dış Ticaret Açıkları

II. Dünya Savaşının sona ermesiyle, dünyada meydana gelen ekonomik ve siyasi gelişmeler paralelinde ABD dünyanın en güçlü ülkesi konumuna gelmiştir. ABD bu konumunu koruyabilmek ve Sovyetler Birliği tehdidine karşı koyabilmek için Truman Doktrini ve Marshall Planı adları altında yardımlar yapmıştır. Ayrıca NATO’nun kurulması, ABD’nin de doğal olarak bunun başına geçerek yükün büyük bir kısmını yüklenmesi, gerek askeri gerekse ekonomik açından yüklendiği sorumluluklar ve Kore ile Vietnam savaşları bütçesini oldukça zorlamıştır. Böylece, ABD hem dış ticaret açıkları vermiş hem de ABD doları fonlar ABD dışında dolaşmaya başlamış ve devletsiz para haline gelmiştir. Bu ABD Doları Fonlar Europiyasaların temelini oluşturmuştur. Ayrıca 1950’li yıllarda SSCB bankalarının ABD bankalarında bulunan ABD doları mevduatlarını Avrupa bankalarına aktarmaları, europara piyasalarının gelişmesini ve kıyı bankacılığını teşvik eden önemli bir faktör olmuştur.[2]

Petrol Krizi

1973-74 yıllarında yaşanan petrol krizinin off-shore piyasası üzerindeki temel etkilerini iki maddede toplayabiliriz. Birincisi; önde gelen petrol ihracatçısı ülkelerin, petrol fiyatlarında meydana gelen aşırı yükselişlere bağlı olarak ödemeler dengesinde oluşan fazlalıkları kendi ülke ve bölgelerinde finansman piyasasının çok gelişmiş olmaması, gelişmiş bir bankacılık sistemine sahip olmamaları nedeniyle, buralarda değerlendirememelerinden dolayı daha fazla avantaj sağlayan kıyı bankacılığı merkezlerinde değerlendirmeye yöneltmiştir.

İkincisi; petrol fiyatlarında yaşanan aşırı dalgalanmalar, gelişmekte olan ülkelerin ödemeler dengesinde olumsuz gelişmelere yol açmış, bu ülkelerin çok büyük dış ticaret açıkları vermelerine neden olmuştur. Bu olumsuzlukları gidermek amacıyla bu ülkeler dünya bankasından yardım almak yerine ticari bankalara yönelmişler, bu yöneliş ağırlıklı olarak kıyı bankacılığı merkezlerine olmuştur.[3]

Hukuki Düzenlemeler

ABD’de gerçekleştirilen ve Euro pazarların büyüyüp gelişmesinde etkili olan hukuki düzenlemeler üç ana başlık altında incelenebilir:[4]
·         Q düzenlemesi, Amerikan bankalarının vadeli mevduata ödeyecekleri tavan faiz oranını belirleyen hukuki bir düzenlemedir. Bu uygulama Amerikan bankalarının ülke dışındaki şubelerine yatırılan dolar fonları ve doğal olarak Euro dolarlar için geçerli olmamakta, mevduatın bir Amerikan bankasının Avrupa’daki şubesinde bulunması bile durumu değiştirmemektedir. Bu yasal düzenleme ülke dışında dolar birikimini özendirici bir etki meydana getirmiş ve mevduat sahipleri Q düzenlemesi ile belirlenen sınırlara ulaştığında birikimleri için daha çekici seçenekler arama yoluna gitmişlerdir. Avrupa bankaları ile Amerikan bankalarının dış şubeleri tarafından mevduata ödenen yüksek faiz bu açıdan özendirici olmuştur. Bu durum kıyı bankacılığı merkezlerinin gelişmesi açısından önemli bir etken olmuştur.
·         Mevduatlara uygulanan yasal karşılıkları ifade eden M düzenlemesi ABD’deki bankacılık sektörüne yatırılan mevduatlara uygulanan yasal karşılıklar olup, bu düzenleme ile yasal karşılık yalnızca Amerika’da bankalara yatırılan mevduatlara uygulanmaktadır. Daha değişik bir ifadeyle, her hangi bir Amerikan bankasının dış şubesine mevduat yatırıldığında bu mevduat için hiçbir yasal karşılık ayrılmayıp fonların tamamının kredilendirilme imkânı doğmaktadır. Böylece, Amerikan bankalarının dış şubelerinin iç şubelerden daha fazla faiz vermesi için uygun ortam meydana getirilmiş, bunun doğal sonucu olarak da daha fazla faiz elde etmek isteyen fon sahipleri, mevduatlarını ABD dışına yatırmışlardır. Böylelikle dolarlar iç piyasadan dış piyasaya, yani daha çok kıyı bankacılığı merkezlerine akmıştır. İzleyen zamanda, ABD bankaları içine düştüğü fon sıkıntısından kurtulabilmek ve devamlı müşterilerine kredi açabilmek için ticaret bankalarından borçlanmak zorunda kalmış bu da pazarda faiz oranlarını yükseltmiştir. Oluşan mevduat sıkıntısı ve yüksek faiz kıyı bankacılığı için tekrar bir avantaj sağlamıştır. Çünkü mevduat sıkıntısı kıyı bankacılığı merkezleri için geçerli olmazken faizlerin artması kıyı bankacılığı merkezlerine ilginin artmasına neden olmuştur.
  • 1960’lı yılların başında ABD’nin bilanço açıkları büyümüş, altın stokları erimiş ve ülke dışına büyük ölçüde sermaye akışı başlamıştır. Bu gelişmeler üzerine Başkan Kennedy, 1963 yılında New York piyasasında satılan ve Amerikalıların aldıkları yabancı tahvillerin üzerine “Faiz Eşitleme Vergisi”(Interest Equalization Tax) isimli bir vergi koymuştur. Böylece yabancıların New York piyasasına tahvil ihraç ederek fon sağlamaları önlenmiştir. ABD hükümetinin bu kararı tahvil ihracıyla fon sağlamak isteyen kuruluşlara Londra ve Frankfurt borsalarına yönlendirmiş sadece ABD dolarıyla değil, Alman markı, İsviçre frankı gibi güçlü paralar üzerinde de tahvil ihraçları yaygınlaşıp, Euro tahvil piyasası gelişmeye başlamıştır. Başkan Nixon’un 1974 yılında Faiz Eşitleme Vergisini kaldırması bile, Euro tahvil piyasasının gelişimini olumsuz yönde etkilememiş, aksine daha da güçlenmesine neden olmuştur. Piyasanın kurumsal yapısı güçlenmiş, ikincil piyasalar ortaya çıkmış ve piyasa kendi kendini besler hale gelmiştir. Kendi kendine yetebilen piyasaların oluşması ve New York dışında da büyük merkezlerin oluşması kıyı bankacılığı açısından önemli bir gelişme olmuştur. 

Çokuluslu İşletmeler

Europiyasaların iki alt piyasası durumunda olan Europara ve Eurobond piyasalarının sayılı müşterileri arasında yer alan çok uluslu şirketler, özellikle Eurobond piyasasında önemli bir yere sahip bulunmaktadırlar. Bu şirketler arasında uluslararası kredi değerliliği yüksek şirketler yanında, ulusal sermaye pazarı yeterli derecede güçlü olmayan ülkelere ait tanınmış şirketler de bulunmaktadır. Europiyasaları gerek kuruluş aşamasında gerekse kurulduktan sonra, piyasanın canlılık kazanarak büyümesinde temel faktörlerden biri haline getirmiştir.[5]



[1] Emin Subaşı, “Bahreyn’de Kıyı Bankacılığı ve Bölge Ekonomilerine Katkısı”, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü, 2007, s.34.
[2] Cenk Murat Arslan ve Aykutlu Fercan, “Off-shore (Kıyı Ötesi) Bankacılığı ve Türkiye Uygulaması”, Türmob Yayınları Sirküler Rapor Serisi No: 29, 1999, s.8.
[3] Arslan ve Aykutlu, a.g.e., s.9.
[4] Taşkın Doruk, “Kıyı Bankacılığı ve Türkiye”, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1996, s.13.
[5] Pekcan Erdoğdu, “Kıyı Bankacılığı Gelişimi Uygulaması ve Türkiye”, İstanbul Ticaret Odası, 1993, s.33.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder