15 Ekim 2012 Pazartesi

Basel II'nin Gelişimi, Basel Uzlaşısı ve Basel II'ye Giden Yol

Basel II’yi tanımlamak istersek, ulusal otoritelerin kendi özgü ekonomik sistemlerine uyarlamaya çalıştıkları ve asgari sermaye yükümlülüğü konusunda detaylı ve kapsamlı bir çerçeve çizmeyi amaçlayan kurallar bütünü[1] olduğunu ifade edebiliriz. Bu standartlar bütünü görüldüğü gibi ekonominin işleyişini düzenlemeye çalışan ve daha verimli ve sağlam bir sistem oluşturmayı amaçlayan bir düzenlemedir. Bu noktaya ulaşabilmek için uzun ve kapsamlı bir yoldan geçilmiştir.

Basel II’nin gelişiminde başlıca payın BIS kuruluşunda olduğu ifade edilebilir. 1930 yılında kurulan ve uluslararası anlamda dünyanın ilk finansal kuruluşu olan BIS, merkez bankalarının bankası olarak da bilinmekte ve dünyanın önde gelen 55 merkez bankası ortaklığında yönetilmektedir.[2]

BIS’in dünya bankacılığında önemli hale gelmesi de yine konumuz olan Basel Standartları’nı hazırlayacak olan Basel Komitesi’nin 1970’lerde yaşanan finansal olumsuzluklardan dünya bankacılık sistemini korumak amacıyla kurulması sayesinde olmuştur. Basel Komitesi 1974‘te BIS bünyesinde kurulmuş olup, 1975’te çalışmaya başlamıştır.[3]

Basel Komitesi etkin bankacılık denetimi için 25 temel ilke belirlemiştir. Bunlar konuları itibariyle aşağıdaki gibi sıralanmaktadır:[4]
  • Etkin bankacılık gözetim ve denetim için ön koşullar,
  • Bankacılık lisansı verilmesine ilişkin ilkeler,
  • Bankaların faaliyetlerini sağlıklı bir şekilde sürdürmesini temine yönelik ilkeler,
  • Bankacılık denetim ve gözetiminde kullanılacak yöntemlere ilişkin ilkeler,
  • Bilgi gereksiniminin karşılanmasına ve kamunun aydınlatılmasına yönelik ilkeler,
  • Denetim ve gözetim otoritesinin yasal yetkilerine dair ilkeler ve
  • Sınır ötesi bankacılık faaliyetlerine yönelik ilkelerdir.
Yukarıdaki gelişmeler yaşanırken, özellikle 1980’li yıllarda Amerikan Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası birçok uluslararası bankadan ciddi eleştiriler almaya başlamışlardı. Bu eleştirilerin sebebi olan haksız rekabet tüm dünyada bir çok düzgün bankacılık yapmaya çalışan kurumu da etkilemekte, bu sebeple özellikle Japonya ve Doğu Asya’da bir çok banka herhangi bir yasal düzenlemeye bağlı olmadığından kendi isteklerine göre sermaye ayırımı yaparak kredi kullandırabilmekteydiler. Belirtilen uygulamaların üstesinden gelinebilmesi için Amerikan Merkez Bankası ile İngiltere Merkez Bankası çalışmalarını hızlandırmışlardır. Fakat BIS’in giderek önemli bir kurum haline gelmesi ve söz konusu haksız rekabet durumları ile ilgili uluslararası bir kuruma ihtiyaç duyulması sebebiyle belirtilen çalışmalar 1988 yılından hemen önce BIS tarafından gerçekleştirilmeye başlanmış ve ilgili kurum 1988 yılında açıkladığı Basel Sermaye Uzlaşısı ile bu konudaki ilk somut ürününü ortaya koymuştur. Bu standartlar bir çok ülke tarafından benimsenmiş ve global anlamda uygulanmaya başlanmıştır.[5]

Yukarıda anlatılan standartlar sermaye yeterliliğine bir çerçeve sunmakta ve uluslararası bankalar tarafından uygulanması amaçlanan minimum standartları göstermekteydi. Bu standartlar her merkez bankası tarafından ülkeden ülkeye ufak tefek farklar ile uygulanabilmekte olmasına rağmen her merkez bankası tarafından ciddi anlamda takip edilmekteydi.[6] 1988’de yapılan ilk düzenleme temel olarak kredi riskine bağlı olmasına rağmen ilerleyen zamanlarda bunun tek başına yeterli olup olmadığı düşünülmeye başlanmış ve piyasa riskinin de dikkate alınması gerektiğine kanaat getirilmiş, bunun ardından da 1996 yılında söz konusu risk de hesaplamaya dahil edilmiştir.[7]

Basel Sermaye Uzlaşısı da denilen ilk düzenleme ile aklımıza hemen sağlanması veya tutulması gereken bir sermaye tabanı gelmektedir. İlk hükümleri ile beraber kabul edilmiş olan sermaye yeterlilik oranı %8 olup, bu oran risk ağırlığı yapılmış aktiflerin[8] sermaye miktarın bölünmesi ile hesaplanmaktaydı. Bu uzlaşı ile ortaya konan çerçevede aktiflerin risk ağırlığı 0, 10, 20, 50 ve %100 olarak kabul edilmiştir. Söz konusu aktifler ve risk ağırlıkları aşağıdaki tabloda gösterilmektedir.

 

Basel Uzlaşısındaki Aktiflerin Risk Ağırlıkları


Ağırlık
Aktifler
%0
§  Nakit,
§  Merkezi hükümetlere, merkez bankalarına ulusal para biriminde verilen krediler,
§  OECD merkezi hükümetlerine ve merkez bankalarına verilen krediler,
§  OECD merkezi hükümetlerinin nakdi veya menkul kıymetleri ile teminatlandırılmış krediler,
%20
§  Uluslararası kalkınma bankalarına verilen krediler ile bu bankaların garantileri karşılığında kullandırılmış krediler,
§  OECD dahilindeki bankalara verilen veya bu bankaların garantisinde verilmiş olan krediler,
§  OECD dışındaki bankalara verilmiş olan ve vadesine 1 yıldan az kalmış olan krediler ile yine bu bankalar tarafından garantilenmiş olan diğer krediler,
%50
§  İkamet amaçlı bir gayrimenkul üzerinde tesis edilmiş bir ipotek karşılığı kullandırılmış krediler,
%100
§  Özel şirketlere verilen krediler,
§  OECD dışındaki bankalara verilmiş olan ve vadesine 1 yıldan fazla kalmış krediler ile yine bu bankaların garantisinde verilmiş olan diğer krediler,
§  OECD dışında merkezi hükümetlere verilen krediler,
§  Kamu sektörünün sahip olduğu özel işletmeler,
§  Müştemilatlar, gayrimenkuller ve diğer duran varlıklar,
§  Başka bankalar tarafından ihraç edilmiş sermaye araçları,
§  Bunlar dışındaki tüm aktifler.


Yukarıda belirtilen düzenleme bir diğer düzenleme olan Basel II’ye kadar geçerliliğini sürdürmüştür. Fakat özellikle Basel Sermaye Uzlaşısı ile Basel II’ye kadar geçen süre zarfında yaşanan birçok olumsuz gelişme yeni bir düzenlemeye ihtiyaç olduğunu gözler önüne sermiştir. Belirtilen bu olumsuz gelişmeler de önemli ekonomilerde yaşanan krizler olarak özetlenebilir. Bunlar aşağıda belirtilmiştir:[9]
  • 1991; Finlandiya ve İsveç,
  • 1994 ve 1995; Meksika,
  • 1997; Güneydoğu Asya,
  • 1998; Rusya
  • 1999; Arjantin ve Brezilya ve
  • 2001; Arjantin ve Turkey
Yukarıda belirtilen gelişmeler BIS’in de daha ciddi çalışmalar yapmasını gerekli kılmıştır. Yapılan bu çalışmalar 3 Haziran 1999 yılında yayınlanan ve adına Birinci İstişare Belgesi (First Consultative Document) denilen çalışma yayınlanmıştır. Bu belge 1988 Basel Uzlaşısı’nın yerini almakta ve sermaye yeterliliğine daha risk duyarlı bir yapı getirmekteydi.[10] Bu yeni düzenleme ile birlikte Basel II’ye giden yolda ilk ciddi adım atılmış olup, asgari sermaye yeterliliği yanında sermaye yeterliliğinin denetimi ve piyasa disiplini de dikkate alınmaya başlanmıştır.[11]

Birinci İstişare Belgesinin açıklanmasının ardından çok geçmeden 16 Ocak 2001 tarihinde İkinci İstişare Belgesi de kamuoyuna duyurulmuştur.[12] Bu düzenlemenin en önemli katkısı asgari sermaye hesabı formülüne operasyonel riski koymak olmuştur. Yetersiz ve başarısız içsel süreçlerden, personel ve sistemlerden ya da dışsal olaylardan kaynaklanan, doğrudan veya dolaylı zarar riski olarak tanımlanan operayonel risk[13], kredi veya piyasa riskleri altında sınıflandırılamayan tüm risklere verilen ortak isim olarak da anılmaktadır.[14] Bu doküman aynı zamanda 1999 yılında ortaya konan piyasa disiplinini de geliştirmiştir.

Aynı belgede, yukarıda bahsedilenler yanında sermaye yeterliliği denetimi de aşağıdaki hususlarda geliştirilmiştir:[15]
  • Bankalar sermaye yeterliliklerini gözlemleyebilmek için bir değerlendirme sürecine sahip olmalıdırlar.
  • Denetçiler bankaların iç sermaye yeterlilik değerlendirmelerini ve stratejilerini gözden geçirebilmeli ve gözlemleyebilmelidirler. Eğer uygunsuz sonuçlar ile karşılaşırlarsa mutlaka gerekli önlemi alabilmelidirler.
  • Denetçiler, bankaların belirtilen sermaye oranları üzerinde çalıştıklarını düşünmeli ve gerektiğinde bankaların daha fazla sermaye tutmaları gerektiğini ifade edebilmelidirler.
2003 yılında ise üçüncü bir doküman olan “Üçüncü İstişari Belgesi” yayınlanmıştır. Bu dokümanda diğer belgelerin üzerine fazla bir ekleme yapılmadan bir kaç parametre üzerinde değişiklikler gerçekleştirilmiş böylece daha risk duyarlı bir çerçeve kazandırılmıştır.[16]

Görüldüğü gibi Basel II’ye giden yolda bir çok düzenleme veya değişiklik yapılmıştır. Hatta yapılan bazı değişiklikler tekrar gözden geçirilmiş ve tekrar düzenlenmiştir. Bu sebeple 26 Haziran 2004 tarihinde ulusal merkez bankası başkanlarının katılımı ve anlaşması ile imzalanan Basel II’ye gelindiğinde uluslararası bankacılık sisteminde haksız rekabeti azaltacak ve bankacılık risklerini önleyecek veya etkisini azaltacak bir çok husus bankacılık sektörüne sunulmuş ve bu düzenlemeler zorunlu tutulmuştur.[17]



[1] BIS, “Basel II: Revised International Capital Framework”, http://www.bis.org/publ/bcbsca.htm.
[2] BIS, “About BIS”, http://www.bis.org/about/index.htm.
[3] Meryem Filiz, “A New Application For International Banking Regulation And It’s Effects On Developing Countries”, Akdeniz İ.İ.B.F. Journal, Cilt.13, Sayı.1, (2007), s. 201
[4] M. Ayhan Altıntaş, Bankacılıkta Risk Yönetimi ve Sermaye Yeterliliği, İstanbul: Turhan Kitabevi, 2006, s.53.
[5] Bank for International Settlements, This is the BIZ, Basel: 2006, s.40.
[6] Jean Dermine ve Youssef F.Bissada, Asset and Liability Management, ABD: Prentice Hall, 2000, s. 39
[7] Federal Reserve Bulletin, Capital Standards for Banks: The Evolving Basel Accord, ABD: FED, 2003, s.396.
[8] Dermine ve Bissada, a.g.e., s. 39.
[9] Hatice Erkekoğlu ve Emine Bilgili, “Parasal Krizlerin Tahmin Edilmesi: Teori ve Uygulama”, Journal of Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakultesi, Cilt.24, Sayı.1, (2005), s. 15.
[13] Basel Komitesi, Overview of the New Basel Capital Accord, Basel: 2001, s. 27.
[14] Melek Acar Boyacıoğlu, “Operasyonel Risk ve Yönetimi”, Bankacılar Dergisi, Sayı.43, (2002), s.51.
[15] Basel Komitesi, a.g.e., s. 31.
[17] BIS, “The Revised Basel Framework – International Convergence of Capital Measurement and Capital Standards” http://www.fma.gv.at/cms/basel2/EN/chronologie_detail.html?channel=CH0242&doc=CMS1142864506459

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder