9 Ekim 2012 Salı

Türkiye'de Kıyı Bankacılığı Tarihi ve Offshorezedeler

Türkiye’de bankaların kaynak maliyetlerini azaltmak, mali ve hukuki denetimin dışında bankacılık işlemleri yapmak ve müşterilere ayrıcalıklı hizmetler sunmak amacıyla Offshore merkezlerde kıyı bankacılığına yöneldikleri görülmektedir. Bu faaliyetler, Offshore merkezlerde kıyı bankası iştiraki kurmak veya şube açmak suretiyle olabildiği gibi, başka kıyı bankalarıyla anlaşmakla da yapılabilmektedir. Yurt dışındaki off shore merkezlerde kurulan bankalar vasıtasıyla Türkiye’den mevduat toplanıp, yine Türkiye’ye kredi tanınmaktadır. Bu faaliyet sonucunda elde edilen kazançlar, söz konusu bankaların yurt dışında kurulduğu, Türkiye’de şube veya temsilciliğinin olmadığı, ticari faaliyettin Türkiye’de gerçekleştirilmediği gerekçesiyle, bu bankaların elde ettiği kazanç Türkiye’de beyan edilmemektedir. Ayrıca banka lehine alınan paralar karşılığında banka ve sigorta muameleleri vergisi hesaplanmamakta, mudilerin hesapları yurt dışındaki şubelerde açıldığı ileri sürülerek mevduatlara ödenen faizler üzerinden gelir vergisi tahsilâtı yapılmamaktadır.

Tüm bankacılık işlemlerinde yurtiçi kuruma ait bütünleşmiş bilgisayar sistemi kıyı bankası ile birlikte kullanılmaktadır. Kıyı bankası, Türkiye’deki bankada vadesiz ve vadeli mevduat hesapları açtırmakta, bu hesaplara belirlenen faiz oranları uygulanmaktadır. Türkiye’de kurulu bankaların yurt dışındaki şubeleri vasıtasıyla elde ettikleri kazançlar, bu bankaların tam mükellefiyet olmalarından dolayı, Türkiye’de sonuç hesaplarına intikal ettirilecek ve yurt dışında ödenen benzeri vergiler Türkiye’de tarh olunan kurumlar vergisinden indirilebilecektir. Yabancı ülkelerdeki off shore merkezlerde kurulu kıyı bankacılığı yapan bankalar ile off shore merkezlerde kurulu olmayan normal bankacılık faaliyetinde bulunan bankaların Türkiye’ye yönelik olarak yapmış oldukları işlemlerin vergi kanunları karşısındaki durumları arasında bir fark bulunmamaktadır. Bu bankaların Türkiye’de dar ya da tam mükellef olarak vergilendirilebilmesi için belli şartların oluşması gerekmektedir. Bu bankaların Türkiye’de ticari faaliyette bulunup bulunmadığının tespiti için, öncelikle bu bankaların Türkiye’de bir işyeri veya daimi temsilcisinin bulunup bulunmadığının tespiti önem kazanmaktadır.[1]

Türkiye’deki uygulama incelenecek olursa Hükümetin 12.12.1999 da Tasarruf Sigortası Mevduat Fonu (TSMF) vasıtasıyla el koyduğu beş banka, kamunun sırtına yüklediği 1,6 milyar TL zarar dışında binlerce Offshore hesapları mağduru yaratmıştır.

TSMF’ ye devredilen bankaların;
  • Yaşarbank’ın Kıbrıs (Yaşarbank Foreign Trade Offshore Ltd) ve Almanya’da (Yaşarbank GMBH),
  • Yurtbank’ın Kıbrıs’da (Yurt Security Offshore Bank Ltd.),
  • Esbank’ın Avusturya’da (Esbank AG),
  • Egebank’ın İrlanda’da (Ege Finance),
  • Etibank’ın ABD’de (New York Offshore)

adı ile kurulu, sadece bir tabela ile masa ve sandalyeden oluşan, tüm mevduat işlemlerinin Türkiye’den yürütüldüğü kıyı bankacılığı şirketleri vardı.

Kıyı bankacılığı amacıyla yasal izinle kurulmuş olan yukarıdaki şirketlerin, bu beş bankaya ait hisseleri, o hisseler çerçevesindeki sorumluluk ve yükümlülükleri ile beraber TSMF’ye devredilmiştir. Zira bu olay, devletin yetersiz para politikaları ve bankaları yeterince denetlememesi ile banka yöneticilerinin genellikle mevduat sahiplerini doğru bilgilendirmemesinden kaynaklanmıştır. Kaldı ki, TSMF’ye devredilen beş bankanın sahiplerinin Türkiye’deki mal varlıklarına da, devlet ihtiyari tedbir koydurmuştur.

Bu kıyı bankalarındaki mevduatlar güvence altında değildir. Yani bu hesaplardaki paraları ödeyip ödememek, banka sahiplerinin insafına kalmıştır. Türkiye’de faaliyet gösteren ve mevduat kabulüne yetkili bulunan bankalar ve/veya TSMF’ye devredilen bankaların vasıtası ile Offshore bankalar nezdinde açılmış bulunan hesaplar garanti kapsamında değildir.  Hükümet Offshorezedelere (Kıyı Bankacılığı mağdurları) 20.000 TL ye kadar ödeme yapma kararı almıştır.[2]

2006 yılında ise Maliye Bakanlığı İmar Offshore zedelerinin paralarını alabilmesi için vergi borçlarını ödemelerini şart koşmuştur. Mahkeme kararıyla paralarını almaya hak kazanan İmar Bankası Offshore zedelerinin önüne 2003 öncesi vergi borçları çıkmıştır. Bakanlar Kurulu, Offshore zedelerden paralarının ödenmesinden önce “kıyı bankacılığı işlemleri nedeniyle vergi borcum yoktur” belgesi istemiştir. Harekete geçen Maliye, mudilerin 2001, 2002 ve 2003 yıllarında offshore gelirleri ve bunların beyan edilip edilmediğini araştırmaya başlamıştır. 11 bin 300 Offshorezedenin % 95’inin 2001-2003 arasında kazandığı faizi vergilendirmediği belirlemiştir. Mudiler sadece İmar Bankası’ndan değil, tüm bankalardan elde ettiği kazançların vergisini ödeyeceklerdir. Bu durumda verginin aslı, gecikme faizi ve cezasıyla birlikte kimi offshorezedenin alacağından daha fazla borcu olabileceği hesaplanmıştır.


[1] Cenk Murat Arslan ve Aykutlu Fercan, “Off-shore (Kıyı Ötesi) Bankacılığı ve Türkiye Uygulaması”, Türmob Yayınları Sirküler Rapor Serisi No: 29, 1999, s.19.
[2] Ali Cimat ve Mahir Taş, “Türkiye’de ve Dünyada Kıyı Bankacılığı Uygulamaları ve Vergi Cennetleri Üzerine Bir Değerlendirme”, Mevzuat Dergisi, Yıl:7, Sayı:80, Ağustos 2004, s.4.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder